Yargıtay · 9. Ceza Dairesi
Yargıtay 9. Ceza Dairesi 2021/26702 E. 2025/5912 K. – Çocuğun Cinsel
Konu: Çocuğun Cinsel İstismarı
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 9. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2021/26702
- Karar No
- 2025/5912
- Karar Tarihi
- Konu
- Çocuğun Cinsel İstismarı
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2017/3119 E., 2018/1944 K. SUÇ : Çocuğun cinsel istismarı HÜKÜM : Mahkumiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama
Bölge Adliye Mahkemesince verilen hüküm temyiz edilmekle dosya incelendi, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ Sanık hakkında çocuğun cinsel istismarı suçunu işlediği iddiası ile açılan kamu davasında yapılan yargılama sonucunda, İstanbul Anadolu 1. Ağır Ceza Mahkemesince mevcut delillerin değerlendirilmesi neticesinde sanığın atılı suçtan beraatine dair hükmün istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun kabulüne karar verilerek 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 280/1-g maddesi uyarınca duruşmalı yapılan inceleme neticesinde aynı Kanun’un 280/2. maddesi uyarınca İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılması ile sanığın değişik zamanlarda katılan mağdurenin kıyafetinin içinden göğsüne, bacaklarına ve cinsel organına dokunma şeklinde işlediği kabul edilen eylemler nedeniyle atılı suçtan mahkumiyetine karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ A. Katılan Bakanlık Vekilinin Temyiz İstemi Özetle, alt sınırdan temel cezanın belirlendiğine, zincirleme suç hükümlerinin alt sınırdan uygulandığına ve dilekçesinde belirttiği diğer hususlara ilişkindir.
B. Sanık Müdafiinin Temyiz İstemi Özetle, katılan mağdurenin epilepsi hastası olduğuna, ebeveynlerinin yönlendirmesi ile beyanda bulunmuş olabileceğine, annesi olan katılanın suç isnadında bulunabilen birisi olduğuna, katılan mağdurenin hiç bir eylemde yalnız olmadığına, tanık bulunmadığına, dosyaya yeni bir delil girmeden beraat kararının kaldırılarak mahkumiyet kararının yerinde olmadığına, mahkumiyete yeterli delil olmadığına ve dilekçesinde belirttiği diğer hususlara ilişkindir.
III. GEREKÇE 1. 5271 sayılı Kanun'un 217/1. maddesinde “Hâkim, kararını ancak duruşmaya getirilmiş ve huzurunda tartışılmış delillere dayandırabilir. Bu deliller hâkimin vicdanî kanaatiyle serbestçe takdir edilir” ve aynı Kanun'un 210/1. maddesinde ise “Olayın delili, bir tanığın açıklamalarından ibaret ise, bu tanık duruşmada mutlaka dinlenir. Daha önce yapılan dinleme sırasında düzenlenmiş tutanağın veya yazılı bir açıklamanın okunması dinleme yerine geçemez” hükümlerine yer verilmiş olup, her ne kadar aynı Kanunun 236/2. maddesinde "İşlenen suçun etkisiyle psikolojisi bozulmuş çocuk veya mağdur, bu suça ilişkin soruşturma veya kovuşturmada tanık olarak bir defa dinlenebilir. Maddî gerçeğin ortaya çıkarılması açısından zorunluluk arz eden haller saklıdır." ifadesine yer verilmiş olup bu kapsamda İlk Derece Mahkemesince de dinlenmeyen Bölge Adliye Mahkemesince aynı zamanda olayın tek tanığı konumunda bulunan mağdurenin adli hakikatın ortaya çıkarılması açısından duruşmaya getirilerek iddiaya konu hususlarla ilgili beyanlarının alınması, bunun mümkün olmaması halinde ise soruşturma evresinde verdiği görüntülü ifade CD’sinin duruşmada taraflarla birlikte izlenip diyecekleri sorulduktan sonra sanığın hukuki durumunun tayin ve takdiri gerekirken duruşmada dinlenmeyen mağdurenin, soruşturma aşamasında alınan görüntülü ifade CD’si de izlenmeksizin yazılı şekilde karar verilmesi, 2. Katılan mağdurenin aşamalarda sanığın anne bir baba ayrı amcası olduğuna yönelik beyanlarına karşın ................Hastalıkları Eğitim ve Araştırma Hastanesinin 27.01.2017 tarihli raporunda katılan mağdurenin annesinden alınan bilgiye göre sanığın, katılan mağdurenin annesinin amcasının oğlu olduğunun belirtildiği anlaşılmakla, Cumhuriyet savcısı tarafından düzenlenen iddianamede de sevk maddesi yer aldığına göre nüfus kayıt bilgileri temin edilerek sanık hakkında 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 103/3-c maddesinin uygulanıp uygulanmayacağının tartışılması gerektiği gözetilmeden yazılı şekilde karar verilmesi, Kabule göre de; 3. Sanığın katılan mağdure üzerinde ne şekilde koruma ve gözetim yükümlülüğü olduğu gerekçelendirilmeden sanık hakkında 5237 sayılı Kanun'un 103/3-d maddesinin tatbik edilmesi, Hukuka aykırı bulunmuştur.
IV. KARAR Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle sanık müdafii ile katılan Bakanlık vekilinin temyiz istemleri yerinde görüldüğünden İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 20. Ceza Dairesi kararının 5271 sayılı Kanun’un 302/2. maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304/2. maddesi uyarınca İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 20. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,26.06.2025 tarihinde karar verildi.