Yargıtay · 9. Ceza Dairesi

Yargıtay 9. Ceza Dairesi 2021/23456 E. 2025/4318 K. – Çocuğun Cinsel

Konu: Çocuğun Cinsel İstismarı

Mahkeme
Yargıtay
Daire
9. Ceza Dairesi
Esas No
2021/23456
Karar No
2025/4318
Karar Tarihi
Konu
Çocuğun Cinsel İstismarı

MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2017/862 E., 2017/815 K. SUÇ :Çocuğun cinsel istismarı HÜKÜM : İstinaf başvurusun esastan reddi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma Bölge Adliye Mahkemesince verilen karar temyiz edilmekle dosya incelendi. Sanık müdafiinin duruşmalı inceleme talebinin, İlk Derece Mahkemesinde silahların eşitliği ve çekişmeli yargılama ilkesi doğrultusunda savunmaya yeterli imkânın sağlanması ve bu hakkın etkin şekilde kullandırılmış olması, temyiz denetiminde sınırsız şekilde yazılı savunmayı kullanabilme olanağının bulunması karşısında savunma hakkının kısıtlanması söz konusu olmadığından, 01.02.2018 tarihli ve 7079 sayılı Kanun'un 94. maddesi ile değişik 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 299/1. maddesi uyarınca takdiren reddine karar verilmekle, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ Sanık hakkında sarkıntılık suretiyle çocuğun cinsel istismarı suçunu işlediği iddiası ile açılan kamu davasında eylemlerin çocuğun cinsel istismarı suçunu oluşturabileceği değerlendirilerek verilen görevsizlik kararı sonrası yapılan yargılama sonucunda, Yalvaç Ağır Ceza Mahkemesince mevcut delillerin değerlendirilmesi neticesinde sanığın çocuğun cinsel istismarı suçundan mahkumiyetine dair verilen hükmün istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun 5271 sayılı Kanun'un 280/1-a maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ A. Katılan Bakanlık Vekilinin Temyiz İstemi Özetle üst sınırdan ceza verilmesi gerektiğine ilişkindir. B. Sanık Müdafiinin Temyiz İstemi Özetle eksik inceleme ile karar verildiğine, tanıkların usülüne uygun dinlenmediğine, mağdurenin beyanlarının çelişkili olduğuna, mağdure hakkında düzenlenen raporun eksik olduğuna ilişkindir. III. GEREKÇE Mağdurenin aşamalardaki anlatımları, sosyal inceleme raporu, savunma ile tüm dosya kapsamına göre sanığın, 24.11.2014 tarihinde mağdurenin odasında uyuduğu sırada evlilik yıl dönümlerini eşi ... ile kutlayan ve bu nedenle alkollü olan sanığın mağdurenin odasına girerek mağdurenin uyuduğunu görmesi üzerine elini yorganın altından sokarak mağdurenin kalçalarını okşamak şeklindeki eyleminin kısa süreli, ani ve kesintili gerçekleşmesi nedeniyle sarkıntılık düzeyinde kaldığının anlaşılması ve ayrıca 16.05.2015 tarihinde ise sanığın mağdure ile birlikte evdeyken şakalaşmak suretiyle mağdurenin kalçalarına vurması şeklindeki eyleminin cinsel amaçla gerçekleştiğine dair cezalandırılmasına yeter, her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delil bulunmadığı gözetilmeden 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 43/1. maddesi suretiyle artırım yapılarak fazla ceza tayini karşısında, söz konusu hükme yönelik istinaf başvurusunun kabulü yerine esastan reddedilmesi hukuka aykırı bulunmuştur. IV. KARAR Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle katılan Bakanlık vekili ve sanık müdafiinin temyiz istemleri yerinde görüldüğünden Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 8. Ceza Dairesinin kararının 5271 sayılı Kanun’un 302/2. maddesi gereği, Tebliğname’ye farklı gerekçeyle uygun olarak, üyeler ... ve ...'nın farklı gerekçe ile bozma yönündeki karşı oyları ve oy çokluğuyla BOZULMASINA, Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304/2-a maddesi uyarınca Yalvaç Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 8. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 20.05.2025 tarihinde karar verildi KARŞI OY Sayın çoğunluk tarafından verilen bozma kararına aşağıda açıklanan gerekçelerle katılmıyorum. Sanık ..., mağdur ...’in öz babasıdır. Dosyada iki ayrı olay yer almaktadır: - Birinci olay, 24.11.2014 tarihinde evlilik yıl dönümlerini eşi ... ile kutlayan ve bu nedenle alkollü olan sanık ...’in odasına girerek, mağdurenin gece uyurken yorganın altına elini soktuğu iddiasıdır. - İkinci olay, 16.05.2015 tarihinde mağdurun ayakta durduğu sırada sanığın kalçasına elini sürdüğü iddiasıdır. Mağdur bu eylem için “şaka mıydı, gerçek miydi” ayırt edemediğini ifade etmiştir. Her iki olayda da mağdurun anlatımları değişken, yönlendirmeye açık ve çelişkili niteliktedir. SEGBİS kayıtlarında mağdurun “önce rüya sandım”, “bayıldım, anlatamadım”, “annemle konuştuktan sonra hatırlamaya başladım” gibi ifadeleri dosyada mevcuttur. Mağdurun annesi, mağdurun çocukluğundan itibaren bayılma nöbetleri geçirdiğini, zaman zaman hayal gördüğünü ve olayları karıştırdığını açıkça beyan etmiştir. Bu durum, anlatımların güvenilirliğini baştan zedelemektedir. Tanık beyanlarının hiçbiri sanığın olay anındaki kastına veya fiile doğrudan tanıklık etmemektedir. Anlatımlar yalnızca mağdurun psikolojik haline ilişkindir. Kardeşin ve annenin tutarlı anlatımları, mağdurun yönlendirme altında bulunmuş olabileceğini desteklemektedir. Sanık, soruşturma ve kovuşturmanın her aşamasında suçlamaları çelişkisiz şekilde reddetmiş ve mağdurun anlatımlarının yönlendirildiğini, gerçekle bağdaşmadığını belirtmiştir. Mağdur olay sonrası yurda yerleştirilmiş, ancak kısa sürede yurttan ayrılıp ailesinin yanına dönmüştür. Geri dönme nedeni olarak “abisi dışında herkesin kendisine iyi davrandığını” ifade etmiştir. Bu durum, fail olarak gösterilen babasından korkmadığını ve ciddi bir istismar travması yaşamadığını ortaya koymaktadır. Mağdurun adli muayene raporlarında herhangi bir fiziksel zorlama, travma veya cinsel saldırı bulgusu yer almamaktadır. SDÜ Adli Tıp Kurulu’nun raporunda zeka geriliği veya akıl hastalığı bulunmadığı belirtilmiştir. Ancak Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı, bu raporun yeterli olmadığını değerlendirerek, mağdurun beyanlarının güvenilirliğini belirlemek üzere İstanbul Adli Tıp Kurumu 6. İhtisas Kurulu’ndan ek rapor alınmasını istemiştir. Bu durum, mağdur anlatımlarının kamu otoritesince dahi delil değeri açısından yetersiz bulunduğunu göstermektedir. Yargıtay içtihatlarında da vurgulandığı üzere, mağdur beyanı bazı durum-larda tek başına mahkûmiyet için yeterli olabilir. Ancak bu kural, beyanın: - Çelişkisiz ve tutarlı olması, - Kendi içinde mantıksal bir yapı taşıması, - Dış delillerle desteklenmesi, - Mağdurun yönlendirme, hayal kurma, çarpıtma eğiliminden uzak olması koşullarına bağlıdır. Somut dosyada mağdurun anlatımları: 1. Gerçeklik ile rüya arasında gidip gelmektedir. 2. Olayın tarihini, içeriğini ve sonuçlarını farklı aktarmaktadır. 3. Olay anında uykuda olup olmadığından emin değildir. 4. Diğer olayın “şakalaşma” mı yoksa “istismar” mı olduğunu kendisi de ayırt edememektedir. Ayrıca mağdurun bedensel muayenesi sonucu herhangi bir travmatik belirti saptanamamıştır. Görgü tanığı yoktur. Bu durumda cezalandırma için gerekli olan maddi ve manevi unsurların gerçekleştiği söylenemez. Yargıtay 9. Ceza Dairesi, 16.05.2015 tarihli ikinci olay yönünden sanığın cinsel saikle hareket ettiğine dair delil bulunmadığı gerekçesiyle bozma kararı vermiştir. Bu karar yalnızca ikinci olaya değil, mağdurun tüm anlatım biçimine olan şüpheyi yansıtmaktadır. Zira her iki olayda da mağdur, zaman, eylem ve kast bakımından açık bir bütünlük kuramamaktadır. Ceza muhakemesi sistemimizde “şüpheden sanık yararlanır” ilkesi, yalnızca bir yorum ilkesi değil, insan onurunu ve adaleti koruyan anayasal güvencedir. Somut olayda ne kast ne saik ne de mağdurun güvenilir beyanı kesin olarak ortaya konabilmiştir. Mevcut deliller, mağdurun psikolojik durumu, çelişkili anlatımları, tanık ve tıbbi destek eksikliği birlikte değerlendirildiğinde: Sanığın delil yetersizliği nedeniyle beraatine karar verilmesi gerekmektedir. Bu nedenlerle, sanık hakkında CMK 223/2-e maddesi uyarınca beraat kararı verilmesi gerektiği kanaatiyle çoğunluğun görüşüne katılmıyorum.

Atıf: Yargıtay 9. Ceza Dairesi, E. 2021/23456, K. 2025/4318, T. 20.05.2025, www.arakarar.com/karar/yargitay-9-ceza-dairesi-2021-23456-e-2025-4318-k-687ca75c9ea9