Yargıtay · 9. Ceza Dairesi
Yargıtay 9. Ceza Dairesi 2021/16543 E. 2023/8717 K. – Çocuğun Cinsel
Konu: Çocuğun Cinsel İstismarı
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 9. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2021/16543
- Karar No
- 2023/8717
- Karar Tarihi
- Konu
- Çocuğun Cinsel İstismarı
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SAYISI : 2015/304 E., 2016/149 K. ŞİKÂYETÇİ : Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı SUÇ : Çocuğun cinsel istismarı HÜKÜM : Mahkûmiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma Şikayetçi Bakanlık vekilinin temyiz isteği yönünden; Davada katılan sıfatının bulunmadığının anlaşılması karşısında, hükmü temyize hak ve yetkisinin olmadığı belirlenmiştir. Sanık ve müdafiinin temyiz istekleri yönünden; sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteklerinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ 1. Nevşehir 1. Ağır Ceza Mahkemesinin, 31.03.2016 tarihli ve 2015/304 Esas, 2016/149 Karar sayılı kararıyla sanığın çocuğun cinsel istismarı suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 6545 sayılı Kanun değişikliğinden önceki 103 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi, 103 üncü maddesinin üçüncü fıkrası ve 62 nci maddesi uyarınca 5 yıl 15 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir. 2. Dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan 26.09.2020 tarihli ve 14-2016/230164 sayılı, bozma görüşlü Tebliğname ile Daireye tevdi edilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ Sanık ve Müdafiinin Temyiz İstekleri Kararın usul ve kanuna aykırı olduğuna, eksik inceleme ve araştırma ile hüküm kurulduğuna, lehe olan delillerin ve şüpheden sanık yararlanır ilkesinin nazara alınmadığına, dosya kapsamında somut delil olmadığına ve suçun yasal unsurlarının oluşmadığına ve dilekçesinde belirttiği diğer hususlara ilişkindir. III. OLAY VE OLGULAR Mahkemenin Kabulü 1. İddianame, sanık savunmaları, katılanlar beyanı, tanık beyanları, ... Çocuk Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalının raporu, Kayseri Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığının raporu, mağdureye ait tedavi evrakları, Nevşehir Aile Mahkemesinin 2010/199-732 E-K sayılı dava dosyası ile dosya içerisindeki sair belge ve deliller ve tüm dosya kapsamına göre; mağdurenin sanığın kızı olduğu, mağdurenin annesi katılan ... ile gittiği hastanede tanık doktor ...'ya anlattığına göre mağdure beş-altı yaşlarında iken bir gün annesinin evde olmadığı sırada babası olan sanığın mağdurenin üzerindeki tüm elbiseleri çıkarıp yatağa yatırdığı, mağdurenin cinsel organını, vücudunun diğer yerlerini ellediği ve yaladığı, bu sırada yakınlarda bulunan ablasının evinden gelen katılan ...'nin sanığı bu şekilde gördüğü, sanığa kızarak ne yaptığını sorduğu, sanığın da "Çocuğumu seviyorum" diye karşılık verdiği, katılanın mağdureyi alarak sanıktan uzaklaştırdığı, her ne kadar Erciyes Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp Anabilim Dalı tarafından düzenlenen 03.03.2016 tarihli raporda mağdurenin olaya yönelik anlatımlarının güvenilirliği hususunda yeterli tıbbi kanaat oluşmadığı belirtilmiş ise de olay tarihinde sanık ile evli olan, birlikte yaşayan ve henüz olay tarihi itibarıyla aralarında boşanma davası bulunmayan katılanın da olayı gördüğü ve beyanının kızı mağdurenin anlatımı ile uyumlu olduğu, babasına suç atmasını gerektirir ciddi bir nedenin bulunmadığı ve mağdurenin Mahkeme huzurunda kayıt altına alınmak suretiyle alınan beyanları ve aşamalarda alınan beyanlarının birbiri ile uyumlu olduğu, Kayseri Erciyes Üniversitesi Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığınca düzenlenen rapor ve bu raporu düzenleyen heyet başkanı tanık E.D.'nin beyanına göre; "olayın mağdurenin hastaneye başvurduğunda öncelikle klinikteki sağlık personeli tarafından durumunun tespit edildiği ve sonra doktorlar heyeti tarafından mağdurenin gözleneler beyanlarının alındığı ve buna göre "önceki raporumuzda da belirtiğimiz üzere cinsel istismar ihtimalinin varlığını biz kabul ettik ancak bunun diğer deliller ile de desteklendiği takdirde mağdurenin beyanlarına itibar edilebileceği, mağdurun beyanlarına etki edecek herhangi bir psikopatolojisi de mevcut değildi, beyanlarına itibar edilmesini engelleyecek herhangi bir psikopatolojisini tespit edemedik" şeklindeki beyanları kapsamına göre mağdurenin maruz kaldığı cinsel istismar eyleminden dolayı beyanlarına itibar edilebileceği, ayrıca olayın adli vaka olarak yansımasının katılan ...'nin şikayeti üzerine gelişmeyip re'sen doktorlar tarafından tespit üzerine gerçekleştiği ve bu hali ile katılan mağdure ile katılan ...'nin suç atmasının gerektirir bir nedenin bulunmadığı, mağdurenin beyanlarının katılan beyanı ve dinlenen diğer tanıklarca da doğrulandığı bu hali ile itibar edilebileceği kanaatine varılmakla, sanığın suç tarihinde resmi olarak evli olan katılan ... ile müşterek çocuğu olan mağdureye aile içi kolaylıktan faydalanarak üzerine atılı suçu işlediği anlaşılmakla, eylemine uyan 5237 sayılı Kanun'un 7 nci maddesinin ikinci fıkrası delaleti ile lehe olan 6545 sayılı Kanun değişikliği öncesi 103 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi delaletiyle 103 üncü maddesinin birinci fıkrası ve üçüncü fıkrası ile aynı Kanun'un 53 üncü maddesi uyarınca cezalandırılmasına karar verilmesi gerektiği kanaatine varıldığı belirtilmiştir. 2. Sanığın üzerine atılı cinsel istismar eyleminin 6545 sayılı Kanun ile değişik 5237 sayılı Kanun'un 103 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi kapsamında kaldığı, sarkıntılık seviyesini aştığı sanığın buna göre aşağı hadden uzaklaşılmasa dahi 8 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasının gerektiği, eylem aile içi kolaylıktan faydalanarak işlenmiş olduğundan aynı Kanun'un 103 üncü maddesinin üçüncü fıkrasının (c) bendi gereğince 1/2 cezadan arttırım yapılarak 12 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına, aynı Kanun'un 62 nci maddesi gerence cezadan 1/6 oranında indirim yapılarak 10 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına şeklinde hüküm kurulabileceği, aynı Kanun'un 7 nci maddesinin ikinci fıkrası da değerlendirilmek suretiyle suç tarihinde yürürlükte bulunan 5237 sayılı Kanun hükümlerine göre kurulan hükümlerin sanık lehine olduğu, ancak sanığın suç işlemeye yönelik kastının yoğunluğu ve meydana gelen tehlike ve zarar dikkate alınarak takdiren aşağı hadden uzaklaşılarak cezalandırılmasına dair hüküm kurulduğu belirtilmiştir. IV. GEREKÇE A. Şikayetçi Bakanlık Vekilinin Temyiz İsteği Yönünden 1.6284 sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun'un 20 nci maddesinin ikinci fıkrası gereğince davaya katılma hakkı bulunan Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığına yokluğunda yapılan yargılamaya ilişkin olarak mahkemelerce re'sen ihbarda bulunulmasının zorunlu olup olmadığı hususunda Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulunca yapılan toplantı sonucunda verilen 13.12.2019 gün ve 2019/6 Esas, 2019/7 sayılı içtihadı birleştirme kararı ile Bakanlığa bildirimde bulunulmasının zorunlu olmadığının kabul edilmesi ve 5271 sayılı Kanun'un 237 nci maddesinin ikinci fıkrasına göre kanun yolu muhakemesinde davaya katılma talebinde bulunulamayacağı anlaşıldığından, Bakanlığın davaya katılma ve hükümleri temyize hakkı bulunmadığından, vekilinin vaki temyiz isteğinin reddi gerekmiş, bu nedenle Tebliğnamedeki görüşe iştirak edilmemiştir. B. Sanık ve Müdafiinin Temyiz İstekleri Yönünden Tüm dosya kapsamı ve gerekçe içeriğine göre; yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımın doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından hükümde hukuka aykırılık bulunmamış, bozma isteyen Tebliğname görüşü ve temyiz sebepleri yerinde görülmemiştir. V. KARAR A. Şikayetçi Bakanlık Vekilinin Temyiz İsteği Yönünden Gerekçenin (A) bölümünde açıklanan nedenle Nevşehir 1. Ağır Ceza Mahkemesinin, 31.03.2016 tarihli ve 2015/304 Esas, 2016/149 Karar sayılı kararına yönelik Bakanlık vekilinin temyiz isteğinin, 1412 sayılı Kanun’un 317 nci maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle REDDİNE, B. Sanık ve Müdafiinin Temyiz İstekleri Yönünden Gerekçenin (B) bölümünde açıklanan nedenlerle Nevşehir 1. Ağır Ceza Mahkemesinin, 31.03.2016 tarihli ve 2015/304 Esas, 2016/149 Karar sayılı kararında sanık ve müdafii tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden sanık ve müdafiinin temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle ONANMASINA, Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 20.12.2023 tarihinde karar verildi.