Yargıtay · 9. Ceza Dairesi

Yargıtay 9. Ceza Dairesi 2021/11873 E. 2024/9737 K.

Konu: Nitelikli Cinsel Saldırı

Mahkeme
Yargıtay
Daire
9. Ceza Dairesi
Esas No
2021/11873
Karar No
2024/9737
Karar Tarihi
Konu
Nitelikli Cinsel Saldırı

MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2019/2732 E., 2019/ 1389 K. SUÇ : Nitelikli cinsel saldırı HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi kararı TEMYİZ EDENLER : Sanık müdafii, katılan Bakanlık vekili TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen karar temyiz edilmekle dosya incelendi, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ Sanık hakkında nitelikli cinsel saldırı suçunu işlediği iddiası ile açılan kamu davasında yapılan yargılama sonucunda, Söke 2. Ağır Ceza Mahkemesince mevcut delillerin değerlendirilmesi neticesinde nitelikli cinsel saldırı suçundan mahkumiyetine dair verilen kararın istinaf edilmesi üzerine, İzmir Bölge Adliye Mahkemesi kararı ile istinaf başvurusunun 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 280/1-a maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ A. Sanık Müdafiinin Temyiz İstemi Özetle atılı suçun işlendiğine dair mağdurenin soyut beyanı dışında delil olmadığına, başka suç isnadı ile yapılan soruşturma kapsamında alınan ruhsal durum raporunun mahkumiyete esas alındığına, suç tarihi itibarıyla mağdurenin ruh sağlığına ilişkin rapor alınmadığına, başka soruşturma kapsamında alınan raporun kendi içerisinde çelişkili olduğuna, atılı iddianın somut delillerle desteklenmediğine, usul ve kanuna aykırı kararın bozulması talebine ilişkindir. B. Bakanlık Vekilinin Temyiz İsteği Özetle suç işlediği sabit olan sanık hakkında üst sınırdan ceza tayin edilmesinin gerektiğine usul ve kanuna aykırı kararın bozulması talebine ilişkindir. III. GEREKÇE Olayın intikal şekli, mağdurenin aşamalardaki beyanları, mağdurenin başka sanıklar hakkındaki benzer iddialarla ilgili beyanları, savunma ve tüm dosya kapsamına göre; sanığın üzerlerine atılı suçu işlediğine dair cezalandırılmasına yeter, her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delil bulunmadığı gözetilerek, İlk Derece Mahkemesinin kabulünde yer alan sübuta ilişkin delillerin dosya içeriğiyle çelişmesi nedeniyle mahkumiyet kararının yerinde olmadığı anlaşıldığından, söz konusu hükme yönelik istinaf başvurusunun kabulü yerine esastan reddedilmesi hukuka aykırı bulunmuştur. IV. KARAR Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle sanık müdafii ve katılan Bakanlık vekilinin temyiz istemleri yerinde görüldüğünden İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 15. Ceza Dairesinin kararının 5271 sayılı Kanun’un 302/2. maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, Sayın Üye ...'ın karşı oyu ve oy çokluğuyla BOZULMASINA, Bozma sebebine göre sanığın TAHLİYESİNE, başka suçtan tutuklu veya hükümlü olmadığı takdirde derhal salıverilmesinin ilgili yerlere en seri şekilde bildirilmesi için müzekkere yazılmasına, Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304/2-a maddesi uyarınca Söke 2. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 15. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 18.11.2024 tarihinde karar verildi. KARŞI OY Dairemiz Sayın Heyetinin çoğunluk görüşü ile aramızdaki görüş ayrılığı suçun sübutuna yöneliktir. Sanığın olay tarihinde Selçuk İlçe Emniyet Müdürlüğünde polis memuru olarak görev yaptığı, sanığın Selçuk ilçesinde ikamet eden müşteki ile karakolun önünde nöbet tutarken tanıştığı, birbirlerine karşılıklı olarak telefon numaralarını verdikleri, akşam birlikte lokantada yemek yedikleri, yemekte sanığın kendisinin Aydın’da oturduğunu, evli olduğunu, 16/01/2016 tarihinde çalışacağını anlattığı ve yemek sonrası ayrıldıkları, daha sonra telefonda konuştukları, sanığın sabah iş çıkışı buluşma teklifinde bulunduğu, müştekinin bunu kabul ederek kendisini Zeytinköy’den almasını istediği, sanığın sabah müştekiyi almak için Zeytinköy’e gittiği, müşteki ile buluştukları, müştekinin sanığın aracına bindiği, sanığın akıl hastası mağdur ile birlikte Kuşadası’na gittikleri, Kuşadasında birlikte kahvaltı yaptıktan sonra araç ile Gazibeğendi tepesine gittikleri, araç içerisinde oturdukları, müştekinin başını sanığın omzuna koyduğu, sanığın müştekinin göğüsleri ve bacaklarını okşadığı, öpüştükleri, bir müddet sonra sanığın müştekiyi yine aynı araçla Güvercin Ada tarafına götürdüğü, sanığın müştekinin vücudunu okşadığı, sanığın cinsel organını çıkardığı ve müştekinin başını bastırarak ağzına onun istememesine rağmen soktuğu ve ağzına boşaldığı, daha sonra Selçuk ilçesine döndükleri, müştekinin olay tarihinde akıl hastalığı olduğu, maruz kaldığı iddia edilen cinsel istismar eylemine mukavemete muktadir olmadığı, eylemin ahlaki redaetini idrak edemediği, fiilin hukuki anlam ve sonuçlarını algılama yeteneğinin gelişmediği, hastalığının hekim olmayanlarca anlaşılabildiği, mağdurenin kendisi ile ilgili konularda verdiği ve vereceği ifadelere itibar edilebileceğini bildirir sağlık kurulu raporu dosya içerisine alındığı ancak bu raporun başka bir olaya ilişkin alınmış olması sebebi ile geçerli olmadığı, her olay için ayrı rapor alınması gerektiği, raporun alınmamasının bozma sebebi olduğu, Dairemizce sübut gerçekleşmediği, sanık hakkında beraat kararı verilmesi gerektiği kanaatine varıldığından bu raporun Dairemiz çoğunluk kararında belirtilmediği, bu olay için rapor alınmaması bozma nedeni kabul edilmese bile, sanığın polis memuru olup şikayet için karakola gelen akıl hastası müştekiyi başka bir ilçeye götürmesinin hayatın olağan akışına uygun olmaması, sanığında mağdureyi neden Kuşadası’na götürdüğüne dair inandırıcı bir açıklama getirememesi, mağdurenin şikayetinden vazgeçme dilekçesi vermesi ancak daha sonra ilk verdiği ifadenin geçerli olduğuna, ikinci verdiği dilekçede baskı yapılarak şikayetinden vazgeçirdiklerini beyan etmesi, sanığın aşamalarda değişen, gelişen, birbiri içinde çelişen, suçtan kurtulmaya yönelik beyanları, müştekinin sanığa iftira atmasını gerektirecek bir husumetin dosyaya yansımaması, olaydan hemen sonra mağdurenin Emniyete giderek şikayetçi olması dikkate alındığında toplumumuzda akıl hastası olan kişilere karşı işlenen bu tür suçların fazla olması, mağdurenin de bu konuda birçok şikayetinin olması ve bazılarından beraat kararı verilmesinin sanığın üzerine atılı suçu işlemediği kanaatine varılması için yeterli olmadığından Dairemiz Sayın Heyetinin çoğunluk görüşüne katılmıyorum.

Atıf: Yargıtay 9. Ceza Dairesi, E. 2021/11873, K. 2024/9737, T. 18.11.2024, www.arakarar.com/karar/yargitay-9-ceza-dairesi-2021-11873-e-2024-9737-k-5e9ae29195ec