Yargıtay · 8. Hukuk Dairesi

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2025/437 E. 2026/4734 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
8. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/437
Karar No
2026/4734
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi SAYISI : 2021/1539 E., 2024/1693 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Pazarcık 1. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2015/470 E., 2021/6 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davalı ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA 1. Kahramanmaraş ili .... ilçesi ...Mahallesi çalışma alanında 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun (3402 sayılı Kanun) 22/2-a maddesi uyarınca yapılan uygulama kadastrosu sonucunda, tapuda davacı ... adına kayıtlı bulunan eski 153 parsel sayılı 190 m² yüzölçümündeki taşınmaz, 1 94... parsel numarasıyla 177,41 m² yüzölçümlü olarak; davalı ... adına tapuda kayıtlı bulunan eski 164 parsel sayılı 180 m² yüzölçümündeki taşınmaz ise, 1 94... parsel numarasıyla 250,60 m² yüzölçümlü olarak tespit ve tescil edilmiştir. 2. Davacı ... dava dilekçesinde; uygulama kadastrosu sırasında kendisine ait Kahramanmaraş ili ....ilçesi ...Mahallesi eski 153 (yeni 1 94... ) parsel ile davalıya ait eski 164 (yeni 1 94... ) parsel sayılı taşınmaz sınırının değiştiğini ve taşınmazının yüzölçümünün azaldığını ileri sürerek, eski hale getirilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı ... cevap dilekçesinde; davanın reddini savunmuştur. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, "hükme esas alınan bilirkişi raporunda, kadastro çalışmalarında 1986 yılında arazide tutulan krokide 153 parsel ile 164 parsel arasında boşluk (arsa) olduğu, bu boşluk arsanın 153 parsele dahil olduğu, 1985 tarihli hava fotoğrafının da 1986 tarihindeki arazi ölçümlerinde çizilen kroki içeriğini doğruladığı, her ne kadar mahalli bilirkişiler ve bir kısım tanıklar tarafından, taşınmazlar arasındaki sınırın 20 yılı aşkın süredir aynı halde olduğu ve davalının kullanımında olduğu iddia edilmiş ise de, davalının kullanımının haksız müdahale olduğu kesinleşmiş meni müdahale kararı ile sabit olduğundan, zilyetlik yönünden kesinleşen mahkeme ilamına üstünlük tanındığı" gerekçesiyle, davanın kabulüne ve 1 94... (eski 164) parsel sayılı taşınmazın harita mühendisi bilirkişi tarafından tanzim edilen 11.12.2018 tarihli raporda (K), (L) ve (M) harfleri toplamı olan (A) harfiyle gösterilen 26,40 m²lik kısmının davalı adına olan tapusunun iptali ile toplam 26,40 m²lik kısmın davacı adına tapuya tesciline karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davalı ... vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, "... dava konusu taşınmazlara ait tesis kadastro paftası ile uygulama kadastro paftasının çakıştırıldığı, yapılan uygulamaya göre paftaların çakışmadığı, tesis kadastro paftasına göre davacı taşınmazında kalan ancak uygulama kadastrosu ile davalı taşınmaz içerisinde gösterilen alanların 29.02.2020 tarihli harita mühendisi bilirkişi raporunda (K), (L) ve (M) harfleriyle gösterildiği, uygulama kadastro çalışmasında zemine uygulanabilir ve hata tespit edilmeyen tesis kadastro çalışmasının esas alınması gerektiği, tesis kadastro paftasında hata tespit edilmediği ve zemine uygulanabilir olduğu, öte yandan yine eski 153 parsel maliklerinden .... ile davalı arasında Pazarcık Asliye Hukuk Mahkemesinin 2008/362 Esasında el atmanın önlenmesi davası görüldüğü, 2008/362 Esas ve 2009/610 Karar sayılı 02.07.2009 tarihli karar ile davalının müdahalesinin men'ine karar verildiği ve hükmün Yargıtay onamasından geçerek kesinleştiği, müdahalenin menine karar verilen alan ile bu dosyada kabul kararı verilen alanların aynı olduğu ..." gerekçesiyle, davalı ... vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/(1)-b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davalı ... vekili temyiz dilekçesinde; kararın usul ve kanuna aykırı olduğunu, İlk Derece Mahkemesince eksik inceleme ve delillerin takdirinde hataya düşülerek karar verildiğini, dava konusu (A) harfli yerin ilk kadastrodan çok önce de müvekkili davalının zilyet ve tasarrufunda olduğunu, ancak sehven davacının taşınmazı içerisinde tespit edildiğini, daha sonra yapılan uygulama kadastrosunda bu alanın davalı taşınmazı içinde gösterildiğini yapılan 22/2-a çalışmasının doğru olduğunu ileri sürerek, dilekçesinde yer alan ve resen dikkate alınacak diğer nedenlerle kararın bozulmasını talep etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Dava, uygulama kadastrosu tespitine itiraza ilişkin olup, taraflar arasındaki uyuşmazlık, 3402 sayılı Kanun'un 22/2-a maddesine göre yapılan uygulama kadastrosunun usul ve kanun hükümlerine uygun olarak yapılıp yapılmadığı noktasında toplanmaktadır. Uygulama kadastrosu yapılırken öncelikle zeminde bulunan ve tesis kadastrosu tarihinde mevcut olan sabit nokta ve sınırlardan, aynı döneme ya da yöreye ait farklı amaçlarla üretilmiş haritalar ile benzeri verilerden yararlanılarak yapılan teknik çalışmalarla, tesis kadastrosuna ait pafta haritaları ortofoto üzerine işlenmekte; haritanın zemine uygun olmaması halinde farklılıkların nerelerden ve hangi sebeplerden kaynaklandığı tespit edilip varsa hatalar yöntemine uygun şekilde giderilmekte, düzenlenen ada raporu ile yapılan teknik çalışmalar ve gerekçeleri açıklanmakta; bundan sonra yönetmelikte açıklanan ilkeler çerçevesinde taşınmazların bütün sınırları tek tek değerlendirmeye tabi tutularak ilk tesis kadastrosu sırasındaki gerçek fiili duruma ulaşılmaya çalışılarak, uygulama tutanağı düzenlenmekte ve uygulama kadastrosu haritaları üretilmektedir. İşte, uygulama kadastrosuna itiraz davaları, uygulama kadastrosu faaliyetinin yöntemine uygun yapılıp yapılmadığının denetlenmesine yönelik davalardır. Bu nedenle İlk Derece Mahkemesince, uygulama faaliyetine eşdeğer ve amaca uygun bir araştırma yapılması zorunludur. İlk Derece Mahkemesince, amacına ve yöntemine uygun bir araştırma yapılabilmesi için öncelikle, denetime veri teşkil etmek üzere, tesis kadastrosunun yapıldığı tarihe en yakın tarihli hava fotoğrafları, temin edilebilen en eski ve güncel ortofoto ve uydu fotoğrafları, tesis kadastrosuna ait pafta haritası, varsa bu haritada değişiklik yapan ifraz haritaları, Mahkeme ilamları ve eki olan haritalar, varsa uygulama kadastrosu sırasında yararlanıldığı anlaşılan diğer haritalar, dava konusu taşınmaza ilişkin tesis kadastrosu ve uygulama kadastrolarına ait ölçü çizelgesi, hesap cetveli ve ölçü krokileri gibi bilgi ve belgelerin toplanması gerekmektedir. Bundan sonra mahallinde, yerel bilirkişiler, taraf tanıkları, harita ya da jeodezi mühendisi fen bilirkişisinin katılımı ile keşif yapılmalıdır. Keşif sırasında dava konusu taşınmaz ve çevresinin toprak yapısı, bitki örtüsü, zeminde mevcut ağaçların yaşı gibi hususlar ile zeminin jeolojik yapısının değerlendirilmesine ihtiyaç duyulan hallerde uzman ziraat bilirkişisi ile jeoloji mühendisi bilirkişi de keşif heyetine dahil edilmelidir. Yapılacak keşif sırasında yerel bilirkişi ve tanıklardan tesis kadastrosu sırasında da zeminde mevcut olan sabit sınır ya da yapılar bulunup bulunmadığı sorularak varsa yerleri fen bilirkişisine işaretlettirilmeli, fotoğrafları çekilmeli, taraflar keşif sırasında hazır bulunmakta ise zeminde ortak sınır üzerinde uzlaşıp uzlaşmadıkları tespit edilip gerektiğinde imzaları ile beyanları tevsik edilmeli, uzlaşılan sınırlar ile iddia edilen sınırlar fen bilirkişisi tarafından haritasında işaretlenmeli, keşif sırasında hazır edilmeleri halinde ziraat bilirkişisi ile jeoloji mühendisi bilirkişisinden, taşınmazlar arasında değişmeyen doğal ya da yapay sınırlar bulunup bulunmadığı, sınırlarda mevcut ağaçların yaşları gibi hususlarda bilgi alınmalı, fen bilirkişisinden denetime veri teşkil etmek üzere dosya içine getirtilen bilgi ve belgeler ile bilirkişi ve tanık anlatımlarından yararlanarak uygulama kadastrosunu denetlemesi istenmelidir. Fen bilirkişisinden, tesis kadastrosunun, paftaların üretim yılı, üretim tekniği, altlığı ve ölçeği gibi hususları da açıklar tarzda hangi yöntem ve tekniklerle yapıldığı, uygulanan yöntemlerin hata paylarının ne olduğu, üretilen haritaların zeminle uyumsuz bulunması halinde farklılığın nereden ve hangi sebeplerden kaynaklandığı, sırasıyla tersimat hatası, hesap hatası, ölçü hatası ve sınırlandırma hatası bulunup bulunmadığı, uygulama kadastrosu sonucu tespit edilen yeni sınırların niteliğinin ne olduğu ve yönetmelik hükümlerine uygun olarak belirlenip belirlenmediği, uygulama kadastrosunda hata yapılmış ise doğru sınır ve haritanın nasıl olması gerektiği gibi hususlarda ve "ada raporu" ile "uygulama tutanağı ve haritasını" irdeler şekilde, teknik ve bilimsel verilere dayalı, gerekçelendirilmiş, denetlenebilir ve ayrıntılı rapor ve haritalar alınmalıdır. Raporun denetime elverişli olması için fen bilirkişisinden, düzenleyeceği haritalardan iki tanesinde hava fotoğrafı üzerinde, iki tanesinde ise ortofoto (yoksa uydu fotoğrafı) üzerinde ilk tesis kadastrosu paftası ve uygulama kadastrosu paftasını çakıştırması istenmeli; çakıştırmaların birer tanesinin ada bazında değerlendirme yapmaya elverişli geniş ölçekli olması, diğerinin ise çekişmeli taşınmaz ve çevresini gösterir şekilde daha dar ölçekli olması istenmelidir. Fen bilirkişi haritasında, uygulama kadastrosunda yanlışlık varsa, infazı kabil bir hükme esas olmak üzere doğru sınırların nasıl olması gerektiği de gösterilmelidir. Açıklanan yönteme uygun inceleme ve araştırma yapıldıktan sonra tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmeli; değerlendirme yapılırken uygulama kadastrosunun amacının mülkiyet ihtilaflarını çözmek olmadığı ve mülkiyet uyuşmazlıklarının uygulama kadastrosuna ilişkin davalarda tartışma konusu yapılamayacağı göz önünde bulundurulmalıdır. Eldeki davada; dava konusu taşınmazların uygulama kadastro tutanakları, tesis kadastrosuna ait ölçü krokisi, kadastro paftası, ölçü çizelgesi ve hesap cetvelleri ilgili kurumlardan getirtilip dosya arasına alınmamış; hükme esas alınan teknik bilirkişi raporu ve ek raporlarında, tesis kadastro paftası ile uygulama kadastro paftası yukarıda açıklandığı şekilde yöntemince çakıştırılmadığı gibi, 29.02.2020 tarihli bilirkişi raporunun 2. sayfasında yapılan çakıştırmada, eski durumun pembe renk ile gösterildiği belirtilmekle birlikte dava konusu taşınmazlar arasında pembe renkli bir sınır da gösterilmemiştir. Öte yandan; davacı adına tesciline karar verilen (K), (L) ve (M) harfleriyle gösterilen bölümler çakıştırılmış kroki üzerinde gösterilmediğinden, bu bölümlerin tesis ve uygulama kadastrosundaki konumları denetlenememekle birlikte dosya içerisinde yer alan tüm krokiler incelendiğinde özellikle (M) harfiyle gösterilen bölümün tesis kadastrosu sırasında davacıya ait eski 153 parsel sayılı taşınmaz içerisinde kalmama ihtimalinin bulunduğu değerlendirilmiştir. Hal böyle olunca; İlk Derece Mahkemesince öncelikle dava konusu taşınmazın uygulama kadastro tutanakları, tesis kadastrosuna ait ölçü krokisi, kadastro paftası, ölçü çizelgesi ve hesap cetvellerinin onaylı örnekleri ilgili kurumlardan getirtilerek dosya içerisine alınmalı, harita mühendisi sıfatına sahip önceki bilirkişiler dışında oluşturulacak üç kişilik uzman bilirkişi kurulu eliyle yukarıda belirtilen şekilde inceleme ve araştırma yapılmalı, bundan sonra toplanan tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmelidir. İlk Derece Mahkemesince, açıklanan şekilde inceleme ve araştırma yapılmadan karar verilmiş olması usul ve yasaya uygun bulunmadığı gibi; kabule göre de, uygulama kadastrosuna ilişkin davada davacı adına tesciline karar verilen (K), (L) ve (M) harfleriyle gösterilen yerlerin davacı parseline eklenerek hüküm kurulması yerine ayrı parsel numarası verilmesini gerektirecek şekilde hüküm kurulmuş olması da doğru bulunmadığından, Bölge Adliye Mahkemesinin istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin kararının kaldırılması suretiyle İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar vermek gerekmiştir. SONUÇ: Açıklanan sebeplerle; Davalı ... vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile temyiz olunan istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, İstek halinde peşin harcın temyiz eden davalıya iadesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 01.07.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2025/437, K. 2026/4734, T. 01.07.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-8-hukuk-dairesi-2025-437-e-2026-4734-k-385d4dae413f