Yargıtay · 8. Hukuk Dairesi

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2024/948 E. 2025/3372 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
8. Hukuk Dairesi
Esas No
2024/948
Karar No
2025/3372
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2021/231 E., 2022/937 K. KARAR : Davanın kabulü Taraflar arasındaki tapusuz taşınmazın tescili istemli davadan dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince, davanın kabulüne karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararı, davalı Hazine vekili, ... vekili, ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: K A R A R Davacı ... vekili dava dilekçesinde; davacının, ................... mevkinde kain pafta 1 parsel 24'te kayıtlı tapulu yerinin olduğunu, bu yere bitişik olan ve bir bütün halinde kullandığı dilekçesinde hudutları belirtilen 5.107,52 m²'lik üzerinde 36 yaşlarında 100 kadar zeytin ağacı ile çevrili olan yerin, 40 yıla varan bir zamandan beri nizasız ve fasılasız olarak davacının zilyetliğinde bulunduğunu, zeytin ağaçlarını davacının dikip yetiştirdiğini belirterek, dava konusu taşınmazın davacı adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. İlk Derece Mahkemesince, 10.06.2014 tarihli ve 2013/75 Esas, 2014/311 Karar sayılı kararla, "zilyetlik koşullarının oluştuğu, imar-ihyanın gerçekleştiği" gerekçesiyle verilen, davanın kabulüne, fen bilirkişi raporunda (A) harfi ile gösterilen 5.107,12 m²'lik bölümün davacı adına tesciline dair karar, davacı vekili ile davalı Hazine vekili ile davalı ... vekilinin temyizi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesinin 01.12.2017 tarihli ve 2015/21408 Esas, 2017/8370 Karar sayılı ilamıyla; "taraf teşkilinin sağlanmadığı, Bursa Büyükşehir Belediye Başkanlığının da davaya dahil edilmesi gerektiği" gerekçesiyle bozulmuştur. İlk Derece Mahkemesince, bozma ilamı doğrultusunda yapılan yargılama neticesinde 04.07.2018 tarihli ve 2018/142 Esas, 2018/419 Karar sayılı kararla, "hükme esas alınan fen bilirkişi raporunda (A) harfi ile gösterilen 5.107,12 m²'lik tescil harici taşınmaz bölümü üzerinde, davacı yararına, kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği yoluyla iktisap koşullarının gerçekleştiği" gerekçesiyle verilen davanın kabulüne dair hükmün, davalı Hazine tarafından temyiz edilmekle Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesi'nin 2018/4840 Esas, 2020/4474 Karar sayılı ilamıyla; "... komşu taşınmazlara ait tespit tutanakları ve varsa dayanak belgeleri getirtilerek dava konusu taşınmaz yönünü ne okuduklarının belirlenmesi, dava tarihinden 15-20-25 yıl öncesine ait stereoskopik hava fotoğraflarının farklı dönemlerde çekilmiş en az üç tanesinin tarihleri açıkça yazılmak suretiyle Harita Genel Müdürlüğünden dosya arasına celp edilmesi, mahallinde, yaşlı, tarafsız, yöreyi iyi bilen, davada yararı bulunmayan şahıslar arasından seçilecek yerel bilirkişiler, daha önce yapılan keşiflerde beyanına başvurulan mahalli bilirkişiler ve taraf tanıkları ile fen bilirkişisi, 3 kişilik ziraat mühendisleri bilirkişi kurulu ve jeodezi-fotogrametri mühendisi bilirkişisinin katılımıyla yeniden keşif yapılması, zilyetlik ve imar-ihya hususlarının araştırılması, taşınmaz bölümü üzerinde zeytin ağaçlarının dikme mi yoksa aşılama mı oldukları, aşılama ise aşı yaşlarının kaç olduğu değerlendirilerek işin esasına ilişkin karar verilmesi ..." gereğine değinilerek bozulmuştur. İlk Derece Mahkemesince bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda; "... 1976 tarihli hava fotoğrafında dava konusu yerin tarla durumunda olduğu, 1984 tarihli hava fotoğrafında imar ve ihyanın olduğu, 1997 yılı hava fotoğrafında imar ve ihyanın olduğu, 1976 ve 2001 tarihli memleket haritasında ise tarım alanı içerisinde kaldığı, imar ve ihyanın dava tarihinden geriye doğru 20 yılı hatta 20 yıldan daha uzun bir süredir olduğu, dava konusu yerin dava tarihi itibari ile kapama zeytin bahçesi olduğu, ekim yapılan yerlerin uygun olduğu, imar ve ihyanın gerçekleştiği, toprak yapısı itibari ile tarıma elverişli olduğu, mahalli bilirkişi beyanlarından dava konusu yerin davacı tarafından yaklaşık 40 yıldır kullanıldığı, hava fotoğrafı incelemesi ile mahalli bilirkişi beyanlarının örtüştüğü, imar ve ihyanın gerçekleştiği, dava konusu yerin imar planı içerisinde tarım alanı içerisinde olduğu ..." gerekçesiyle davanın kabulüne, 17.12.2021 tarihli fen bilirkişi raporuna ekli krokide (A) harfi ile gösterilen 3.594,75 m²'lik kısmın yeni parsel numarası ile davacı adına tesciline, (C) harfi ile gösterilen 1.464,71 m²'lik kısmının davalı adına kayıtlı olan 131 ada 192 parsel numarası ile davacı adına tesciline, (B) harfi ile gösterilen 24,58 m²'lik kısım ile ekli krokide (D) harfi ile gösterilen 23,08 m²lik kısmın yeni parsel numarası ile davacı adına zeytinlik vasfı ile tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiş; hüküm, davalı ... vekili tarafından, "taşınmazın kamulaştırma koridorunda kaldığı, eski tapu kaydında Hazine adına kayıtlı olduğu, kamulaştırma işlemlerinin Milli Emlak Müdürlüğü ile yürütüldüğü, idareye devri gerektiği, satış konusu yapılamayacağı, davanın idare ile ilgisi olmadığı, idare yönünden davanın reddedilmesi ve vekalet ücreti verilmesi gerektiği" iddiasıyla; davalı Hazine vekili tarafından, "taşınmazın %12'nin üzerinde eğime sahip olduğu, fiiliyatta zeytinlik olmasının vasfını değiştirmeyeceği, kadastro harici bırakılmakla Devletin tasarrufu altında olan yer olduğu ve zilyetlikle iktisap edilemeyeceği " iddiasıyla ; davalı ... vekili tarafından ise, "taşınmazın zilyetlikle kazanımının mümkün olmadığı" iddiasıyla temyiz edilmiştir. İlk Derece Mahkemesince, yazılı şekilde karar verilmiş ise de, yapılan araştırma ve inceleme hüküm kurmak için yeterli bulunmamaktadır. Şöyle ki; somut olayda, (A) harfi ile gösterilen alanın kamulaştırma hattı içinde kaldığının belirtilmiş olmasına rağmen İlk Derece Mahkemesince, kamulaştırma belgelerinin getirtilmediği; kamulaştırma işleminin kesinleşip kesinleşmediği ve kesinleşmiş ise tapu kaydının oluşup oluşmadığı, tapu kaydı oluşmuşsa bedel ödenip ödenmediği, ödenmiş ise kimlere ödendiği hususlarının belirlenmediği; (D) harfi ile gösterilen alan yönünden 29.12.2021 tarihli ziraat bilirkişi raporu ile 17.12.2021 tarihli jeodezi bilirkişi raporunda tarımsal faaliyetin bulunmadığı belirtilmiş olmasına ve buna bağlı olarak davacı lehine tescil şartlarının oluşmadığının anlaşılmasına rağmen, hangi gerekçeyle kabul kararı verildiğinin açıklanmadığı; 17.12.2021 tarihli fen bilirkişi raporuna ek krokide (B) ve (C) harfleri ile belirtilen alanların, hangi nitelikle birbirinden farklılaştığının ve neden ayrı parsel numarası verilerek hüküm kurulduğunun izah edilmediği anlaşılmakta olup, bu şekilde eksik araştırma ve inceleme ile karar verilmesi usul ve yasaya uygun bulunmamaktadır. Hal böyle olunca; İlk Derece Mahkemesince, dava konusu taşınmaza ilişkin tüm kamulaştırma belgeleri (kamulaştırma haritası, ödeme belgeleri vb) ilgili yerden getirtilmesi suretiyle, kamulaştırma işleminin kesinleşip kesinleşmediği, kamulaştırma bedelinin ödenip ödenmediği, ödenmiş ise kime ödendiği ve bilirkişi raporunda belirtilen kamulaştırma alanı ile kamulaştırma haritasının uyumlu olup olmadığı tereddüte mahal bırakmayacak şekilde belirlenmesi; (D) harfi ile gösterilen alan yönünden hangi sebeple tescil kararı verildiğinin açıklanması; (B) ve (C) harfleri ile belirtilen alanların hangi nitelikle birbirinden farklılaştığı belirlenerek, aynı özellikler göstermesi halinde ayrı parsel numarası verilmeden hüküm kurulması, ayrı özellikler göstermesi halinde sebeplerinin izah edilmesi; dosya fen bilirkişisine tevdi edilerek, kamulaştırma evraklarının krokiye uygulanması suretiyle kapsamının tespit edilmesi ve ayrıca (B) ve (C) harfleri ile gösterilen alanın krokide hangi nedenle ayrı gösterildiği hususunda ek rapor alınması ve bundan sonra kamulaştırılan alan yönünden tescil hükmü yerine tespit hükmü kurulması gerektiği gözetilerek bir karar verilmesi gerekirken, bu hususların gözden kaçırılması suretiyle yazılı şekilde karar verilmesi isabetsiz olduğundan, hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; Davalı ... vekili, davalı Hazine vekili ve davalı ... vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün 6100 sayılı Kanun'un geçici 3 üncü maddesi yollamasıyla 1086 sayılı Kanun'un 428 inci maddesi gereğince BOZULMASINA, Peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz eden davalı ... Başkanlığına iadesine, Taraflarca 1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 05.05.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2024/948, K. 2025/3372, T. 05.05.2025, www.arakarar.com/karar/yargitay-8-hukuk-dairesi-2024-948-e-2025-3372-k-7e0ec320aa3f