Yargıtay · 10. Hukuk Dairesi

Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2010/8611 E. 2012/8685 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
10. Hukuk Dairesi
Esas No
2010/8611
Karar No
2012/8685
Karar Tarihi

Mahkemesi :Asliye Hukuk(İş) Mahkemesi No :188-217 Dava, asıl dava ile birleşen davalar ile, iş kazası sonucu vefat eden ve sürekli iş göremez duruma giren sigortalıların hak sahiplerine ve sürekli iş göremez duruma giren sigortalılara bağlanan gelirler ile yapılan yardımların 506 sayılı Yasanın 26. maddesi gereğince davalılardan tahsili istemine ilişkindir. Mahkemece, ilamında belirtildiği şekilde asıl ve birleşen davaların kısmen kabulüne karar verilmiştir. Hükmün, taraflar vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi. 1- Davalıların temyizi incelendiğinde; 1992/188 Esas sayılı asıl davada 115,67 TL, birleşen 1994/56 Esas sayılı dosyada 219,59 TL, 1993/15 Esas sayılı dosyada 152,18 TL, 1992/189 Esas sayılı dosyada 50,31 TL, 1993/14 Esas sayılı dosyada 73,30 TL, 1996/166 Esas sayılı dosyada 189,56 TL, 1995/275 Esas sayılı dosyada 310,50 TL’nin onay, sarf tarihlerinden itibaren yasal faizi ile birlikte tahsiline karar verildiği anlaşılmış, 17.11.2009 günlü karar davalıların vekilleri tarafından temyiz edilmiştir. 21.07.2004 gün ve 25529 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak, öngördüğü istisnalar dışındaki hükümleri yayım tarihinde yürürlüğe giren, 14.07.2004 tarih ve 5219 sayılı “Çeşitli Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun” ve ayrıca 5236 sayılı Kanun; katsayı artışı da uygulanmak suretiyle bu kanunların yürürlük tarihinden sonra yerel mahkemelerce verilen hükümler yönünden 2009 yılı için 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 427. maddesindeki temyiz (kesinlik) sınırını 1.400 TL olarak değiştirmiştir. Alacağın bir kısmının dava edilmiş olması halinde temyiz (kesinlik) sınırının alacağın tamamı gözetilmesi; tamamı dava edilen bir alacağın kısmen kabulünde ise temyiz (kesinlik) sınırının belirlenmesinde kabul ve reddedilen miktarların esas alınması HUMK'nun 427. maddesi hükmü gereğidir. Somut olayda yerel mahkemece asıl ve birleşen davalarda kabulüne karar verilen 1992/188 Esas sayılı asıl davada 115,67 TL, birleşen 1994/56 Esas sayılı dosyada 219,59 TL, 1993/15 Esas sayılı dosyada 152,18 TL, 1992/189 Esas sayılı dosyada 50,31 TL, 1993/14 Esas sayılı dosyada 73,30 TL, 1996/166 Esas sayılı dosyada 189,56 TL, 1995/275 Esas sayılı dosyada 310,50 TL alacak tutarları, yukarıda değinilen temyiz (kesinlik) sınırının altında bulunduğundan, anılan karara karşı temyiz yoluna başvurulması hükmolunan miktarlar itibariyle mümkün değildir. Hal böyle olunca davalılar vekillerinin temyiz dilekçelerinin REDDİNE, 2-Davacı Kurum vekilinin temyizi incelendiğinde ise; davacı Kurum dava dilekçesinde, kurum zararlarının davalılardan teselsüle dayalı olarak tahsiline karar verilmesini talep etmiş ve mahkemece, bu husus kabul edilerek, kurum zararının davalılardan teselsüle göre tahsiline karar verilmiş olduğu halde, her bir dava için harç ve yargılama giderinin tahsilinde teselsülden bahsedilmemiş olması, 3-Davanın yasal dayanağını oluşturan, 506 sayılı Yasanın 26. maddesinin birinci fıkrasında yer alan “...sigortalı veya hak sahibi kimselerin işverenden isteyebilecekleri miktarla sınırlı olmak üzere...” ibaresi, Anayasa Mahkemesi’nin 23.11.2006 gün ve 2003/10 Esas ve 2006/106 sayılı kararıyla, Anayasa’ya aykırı bulunarak iptal edilmiş; Anayasa’nın 152 ve 153. maddelerinde öngörülen düzenleme uyarınca, Anayasa Mahkemesinin iptal kararlarının Resmi Gazetede yayınlanarak yürürlüğe girmesi ile birlikte, elde bulunan ve kesinleşmemiş tüm davalarda uygulanmasının zorunlu olması karşısında, iptal kararının Resmi Gazetede yayınlandığı 21.03.2007 tarihinden sonra, Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 76. maddesi uyarınca, yürürlükteki yasaları uygulamakla yükümlü bulunan mahkemelerin ve giderek Yargıtay’ın, iptal kararı ile yürürlükten kalkan bir yasa maddesine dayanarak inceleme yapma ve karar verme yetkisi bulunmadığından; dava tarihindeki mevzuat ve içtihatlara uygun olarak açılan davanın, anılan iptal hükmü nedeniyle oluşan hukuksal durum gereğince reddine karar verilmesinde, tarafların sorumluluğu bulunmadığı halde; davacı Kurumun davada haksız çıkan taraf olarak nitelenip vekalet ücretiyle sorumluluğuna hükmedilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir. Ne var ki, bu yanlışlığın giderilmesi, yeniden yargılamayı gerektirmediğinden, hüküm bozulmamalı, 01.10.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6100 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun geçici 3. maddesi yollaması ile 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 438. maddesi gereğince düzeltilerek onanmalıdır. SONUÇ: Hüküm fıkrasının (8). bent ve devamındaki, harca ve davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin tahsiline ilişkin alt bentlerdeki “davalılardan” sözcüğünden sonra gelmek üzere “müştereken ve müteselsilen” ifadelerinin eklenmesine, yine (8). bent ve devamındaki davalılar lehine vekalet ücretine ilişkin alt bentlerin silinerek, hükümden çıkartılmasına ve hükmün bu şekliyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA, aşağıda yazılı temyiz harcının davalılardan alınmasına, 14.05.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2010/8611, K. 2012/8685, T. 14.05.2012, www.arakarar.com/karar/yargitay-10-hukuk-dairesi-2010-8611-e-2012-8685-k-b96bd7d792df