Yargıtay · 8. Hukuk Dairesi
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2024/5259 E. 2025/5489 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 8. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2024/5259
- Karar No
- 2025/5489
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ: ... Bölge Adliye Mahkemesi 37. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/3095 E., 2024/1229 K. KARAR : İstinaf başvurusunun esastan reddine İLK DERECE MAHKEMESİ: ... 3. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2020/75 E. 2022/126 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: K A R A R
Davacı ... ve arkadaşları vekili dava dilekçesinde; ... ili ... ilçesi ... Mahallesi .... mevkiine kain, ( 18... parsel) cilt 30 sahife 1 08... , 07.05.1945 tescil tarihli 6300 m² (6 dekar 300 m²) yüzölçümlü; .... ili ... ilçesi ... Mahallesi ... mevkiine kain, cilt 30 sahife 1 08... , 07.05.1945 tescil tarihli 3200 m² (3 dekar 320 m²) yüzölçümlü; ... ili .... ilçesi ... Mahallesi ... mevkiine kain, cilt 30 sahife 1 20... , 07.05.1945 tescil tarihli 5240 m² (5 dekar 240 m²) yüzölçümlü; ... ili ... ilçesi ... Mahallesi ... mevkiine kain, 11... parsel cilt 30 sahife 1 09... , 07.05.1945 tescil tarihli 3740 m² (3 dekar 740 m²) yüzölçümlü taşınmazların mahallinde yapılacak keşif ve bilirkişi incelemesiyle tescil harici bırakılan (1 34... ve 4 parsel alanlar dışında kalan) kısmının tespitiyle yeni ada ve parsel numarası verilerek ....mirasçıları adına miras hisseleri oranında tapuya tescilinin yapılmasına, aksi takdirde ise yeni ada ve parsel numarası üzerinden kadastro tespitinin yapılarak Hazine adına tescili ile beyanlar hanesine “işbu taşınmaz ve üzerindeki bina 75 yıldır .... ve mirasçılarının kullanımındadır” şerhi düşülmesine ve ayrıca mülkiyet hakkının ihlaline sebebiyet veren 1, 2, 3, 4 ve 5 no'lu davalılardan dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte taşınmazın bedelinin tahsili ile .... mirasçılarına miras hisseleri oranında tazminat ödenmesine karar verilmesini istemiştir.
Davalı ... İdaresi vekili, davalı Hazine vekili, davalı ... vekili, davalı ... Belediyesi vekili ve davalı ... vekili cevaplarında; usule ve kanuna aykırı olarak açılan davanın usulden, bu mümkün görülmezse esastan reddine karar verilmesini talep etmişlerdir.
İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonunda; "... dava konusu taşınmazın bulunduğu ... ilçesi ... Mahallesinde ilk orman tahdidinin 3116 sayılı Orman Kanunu uyarınca 1939 yılında yapıldığı ve kesinleştiği, bu çalışmalar sırasında dava konusu taşınmazın tamamının orman sınırları içerisinde kaldığı, .... Mahallesinde 2010 yılında 3402 sayılı Kadastro Kanunu (3402 sayılı Kanun) 5831 sayılı Kanunla değişik ek madde 4 kapsamında (2/B) alanlarında güncelleme ve kadastro çalışmalarının yapıldığı, 16.07.2010 tarihinde ilan edildiği, ... ili ... ilçesi .... Mahallesi Orman Kadastro haritalarındaki teknik hataları tespit ve düzeltme raporunun (teknik rapor) ve Orman Kadastro teknik hataları düzeltme haritasının hazırlandığı, dava konusu taşınmazın bulunduğu bölgede herhangi bir düzeltme yapılmadığı, dava konusu yerin orman tahdit haritalarından orman sahası içerisinde kalması sebebiyle tapuda kayıtlı olsa da (eski tapu kayıtları) kazandırıcı zamanaşımı ile iktisap edilemeyeceği, eski hava fotoğrafları incelendiğinde 1950 yılı ile 1990 yılı arasındaki hava fotoğraflarında taşınmaz üzerinde herhangi bir yapı bulunmadığı, 1 34... ve 4 parsellerin dışında kısmen tarla olarak kullanılan alanların fotoğraflarda görüldüğü, doğu ve kuzey tarafta orman ağaçlarının yoğun olduğu, 2006 yılı hava fotoğrafında dava konusu yerin içerisinde bulunan kâgir ahırın takriben 15-20 yıllık yapı olduğu, 2011 yılı hava fotoğrafında kâgir ahırın dışında iki adet yığma meskenin ve konteynerin hava fotoğrafında sonraki yıllarda da aynı yapının devam ettiği, taşınmazın 1939 yılından beri kesinleşmiş orman sınırları içinde ve devlet ormanı statüsünde bulunduğu, Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 169. maddesi gereği devlete ait ormanların zamanaşımı yoluyla kazanılmasının mümkün olmadığı, yerleşik Yargıtay içtihatlarında belirtildiği üzere sonradan yapılan kadastro çalışmaları sırasında tedavül görmeyerek devlet ormanı olarak tahdide bağlanan yere ilişkin olarak eski zabıt kaydına dayalı olarak tazminat istenmesinin de mümkün bulunmadığı ..." gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi hükmüne karşı, davacılar vekilince istinaf yoluna başvurulması üzerine ... Bölge Adliye Mahkemesi 37. Hukuk Dairesince; "... davacıların murisine ait eski zabıt kayıtlarının 1971 yılında yörede yapılan arazi kadastro çalışmaları sırasında orman sınırları içinde olması nedeniyle herhangi bir taşınmaza uygulanmadığı, davacılar ve murisleri tarafından 10 yıllık hak düşürücü süre içerisinde herhangi bir tespite itiraz ve tazminat davasının açılmadığı, 3402 sayılı Kanun'un geçici 4. maddesinde öngörülen 1 yıllık hak düşürücü sürenin de çoktan geçtiği, mülkiyet hakkının kaybedildiği 1971 yılından itibaren 10 yıllık zaman aşımı süresinin çoktan dolduğu, tapu iptal ve tescil talebinin dinlenemeyeceği, kaldı ki dava konusu taşınmazların orman tahdidi içinde bulunduğu, tapu ve zilyetlik yoluyla ormandan yer iktisabının mümkün olmadığı, arazi kadastrosunda revizyon görmeyen eski tapu kayıtlarının işleme tapu kayıt niteliğini yitirdiği, bu durumda tazminat isteminin de dinlenemeyeceği, davacılar tarafından 28.02.2020 tarihinde açılan davanın makul süre içerisinde açıldığının kabulünün mümkün olmadığı, İlk Derece Mahkemesinin kararının dayandığı gerekçeye göre Mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesi yönünden verilen kararda herhangi bir isabetsizlik bulunmadığı ..." gerekçesiyle davacılar vekilinin istinaf isteminin esastan reddine karar verilmiş ve iş bu karar, davacılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile İlk Derece Mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesi kararlarındaki gerekçelere, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369/1. maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371. maddesinde yer alan sebeplerden biri de bulunmadığına göre, temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacılar vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
SONUÇ: Açıklanan nedenlerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370. maddesi uyarınca ONANMASINA, 427,60 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 187,80 TL'nin temyiz eden davacılardan ayrı ayrı alınmasına, Harçtan muaf olduğundan Hazine'den harç alınmasına yer olmadığına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 10.09.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.