Yargıtay · 8. Hukuk Dairesi
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2023/1534 E. 2024/7488 K. – Tapu İptali Ve
Konu: Tapu İptali Ve Tescil
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 8. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2023/1534
- Karar No
- 2024/7488
- Karar Tarihi
- Konu
- Tapu İptali Ve Tescil
MAHKEMESİ : Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/1614 E., 2022/1633 K. KARAR : İstinaf başvurusunun esastan reddine İLK DERECE MAHKEMESİ : Samsun 1. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2012/290 E., 2022/257 K. Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararının, davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı, daval vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: K A R A R Davacı Orman İdaresi vekili dava dilekçesinde; Samsun ili Canik ilçesi ... köyünde bulunan 264 parsel sayılı taşınmazın davalı adına kayıtlı olduğunu, taşınmazın bulunduğu yerde 6831 sayılı Kanuna göre orman kadastrosu yapılarak kesinleştiğini, yapılan orman kadastro çalışmalarında çekişmeli taşınmazın bir bölümünün orman olarak sınırlandırıldığını ileri sürerek, dava konusu taşınmazın orman tahdit sınırları içinde kalan kısmının tapusunun iptali ile orman vasfı ile Hazine adına tesciline, davalının müdahalesinin önlenmesine karar verilmesini istemiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde, dava konusu taşınmazın orman vasfında olmadığını, 60 yılı aşkın süredir kültür arazisi olarak kullanıldığını belirterek davanın reddini savunmuştur. İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "yapılan keşif neticesi alınan bilirkişi raporuna göre, kesinleşen orman kadastrosuna göre yapılan incelemede dava konusu taşınmazın tamamının orman sınırları içerisinde kaldığı, dava konusu taşınmazın orman sınırları içerisinde kalması nedeniyle taşınmaza ait tapu kaydının hukuki değerini yitirdiği, öte yandan her ne kadar davacı, elatmanın önlenmesi talebinde bulunmuşsa da, dava konusu taşınmazların davalı tarafından, dava tarihine kadar tapu kaydına dayanılarak tasarruf edildiğinden ve bu tarihe kadar davalı tarafından çekişmeli taşınmaza haksız el atma söz konusu olmadığı" gerekçesi ile, tapu iptal ve tescil talebinin kabulüne, müdahalenin önlenmesi talebinin reddine karar verilmiş, karara karşı davalı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur. Bölge Adliye Mahkemesince, "uzman bilirkişi tarafından kesinleşmiş orman tahdit haritasına dayalı olarak yöntemine uygun biçimde yapılan uygulama ve araştırmada, çekişmeli taşınmazın tamamının orman tahdit hattı içinde kalan yerlerden olduğunun anlaşılmasına göre yazılı şekilde karar verilmesinde isabetsizlik bulunmadığı" gerekçesi ile davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, bu kez davalı vekili tarafından Bölge Adliye Mahkemesi kararı temyiz edilmiştir. Dava, kesinleşmiş orman kadastrosu iddiasına dayalı tapu iptali ile tescil istemine ilişkindir. Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde 6831 sayılı Kanun hükümlerine göre 1997 yılında yapılıp kesinleşen orman kadastrosu ve 2/B uygulaması bulunmaktadır. 1973 yılında yapılan arazi kadastrosu sırasında dava konusu taşınmaz 4.300 metrekare yüzölçümlü tarla vasfı ile 264 parsel nolu parsel olarak tespit ve tescil edilmiştir. 3402 sayılı Kanun'un Ek 1 inci maddesine göre 2021 yılında yapılan çalışmada, eski 264 nolu parsel, 4.300,42 metrekare yüzölçümlü 13414 ada 27 nolu parsel olarak tespit edilmiştir. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile İlk Derece Mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesi kararlarındaki gerekçelere, 6100 sayılı Kanun’un 369/1 inci maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden biri de bulunmadığına göre, temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davalı vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. S O N U Ç : Yukarıda açıklanan nedenlerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesi uyarınca ONANMASINA, 3402 sayılı Kanun'un 36/A maddesi gereğince harç alınmasına yer olmadığına, peşin harcın istek halinde temyiz eden davalıya iadesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 12.12.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.