Yargıtay · 8. Hukuk Dairesi

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2022/8554 E. 2024/7016 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
8. Hukuk Dairesi
Esas No
2022/8554
Karar No
2024/7016
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2017/306 E., 2022/206 K. KARAR : Davanın reddine Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen tapu iptalive tescil davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesince İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın reddine karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: K A R A R Davacı dava dilekçesi ile zilyetliğe dayanarak babasından kalan 102 ada 229 ve 101 ada 5 sayılı parsellerin kadastro çalışmalarında davalı Hazine adına tespit gördüğünü belirterek tespitin iptali ve adına tescilini talep etmiştir. Davalı Hazine vekili davanın reddini savunmuştur. İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; dava konusu 102 ada 229 sayılı parsel yönünden davacı yararına zilyetlikle mülk edinme şartları oluştuğu gerekçesiyle, 101 ada 5 sayılı parsel yönünden ise son 5 yıllık aşılama işlemi dışında tarımsal faaliyet bulunmadığından davanın kısmen kabulü ile dava konusu Siirt ili ... ilçesi ... köyü 102 ada 229 parsel sayılı ham toprak vasfı ile Hazine adına kayıtlı bulunan taşınmazın tapusunun iptali ile tarla vasfı ile davacı adına tapu siciline tesciline, 101 ada 5 sayılı parsele yönelik açılan davanın sübut bulmadığından reddine ilişkin önceki karar davalı Hazine vekilinin temyizi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesinin 17.05.2017 tarihli ve 2015/16655 Esas, 2017/4503 Karar sayılı ilamıyla; "Mahkemece dava ve temyize konu 102 ada 229 sayılı parsel yönünden davanın kabulü ile tarla vasfıyla davacı adına tesciline karar verilmiş ise de, 16/04/2015 havale tarihli orman bilirkişisi raporunda 102 ada 229 sayılı parselin (A1) ile gösterilen kısmının orman sayılmayan, (A2) ile gösterilen kısmının ise orman sayılan yerlerden oluğu belirlenmiş; 15/04/2015 tarihli ziraat bilirkişisi raporunda ise bahsi geçen taşınmazın kuru tarım arazisi vasfında olduğu belirlendiğinden raporlar arasında çelişki oluşmuş, çelişki giderilmeden hüküm kurulması doğru görülmemiştir." gerekçesiyle bozulmuştur. İlk Derece Mahkemesince, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda; "davacının dava konusu ettiği taşınmazın zilyetlikle kazanılabilecek yerlerden olduğu ve taşınmaz üzerinde imar ve ihyanın tamamlandığı anlaşılmakla, zilyetlikle kazanmanın mümkün olabilmesi için imar ihyanın tamamlanmasından sonra davasız, aralıksız ve 20 yıl süreyle malik sıfatıyla zilyet olma koşullarının birlikte arandığı, ... Valiliği Terör Zararları Komisyonunun cevabi yazısı düşünüldüğünde terk iradesinin terör dolayısıyla zorunluluktan dolayı değil mahalli bilirkişilerin beyanına göre kan davası sebebiyle iradi olarak gerçekleştiği kanaatine varılmış, kaldı ki terör sebebiyle mecburi olarak köyden ayrılmış oldukları kabul edilse dahi 2000 yılından sonra köye dönüşlerin olduğu anlaşıldığından, davacının 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun (3402 sayılı Kanun) 14 üncü maddesi ve 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun (4721 sayılı Kanun) 713/1 inci maddesinde yer alan benzer ve ortak düzenlemede, zilyetliğin davasız, aralıksız ve malik sıfatıyla 20 yıldan fazla süre ile ekonomik amacına uygun olarak geçmiş olması ve bunun ihya olgusunun tamamlanmasından sonra olması şartlarını sağlamadığı" gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir. Dava, tapu iptali ve tescil istemine ilişkin olup çekişmeli taşınmazların bulunduğu yörede 3402 sayılı Kanun ile değişik 5304 sayılı Kanun maddeleri gereğince arazi ve orman kadastrosu birlikte yapılmıştır. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, hükmüne uyulan bozma ilamı doğrultusunda inceleme ve araştırma yapılarak, mevcut deliller takdir edilerek karar verildiğine, uygulanması gereken hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığına, bozma ilamına uyulmakla taraflar lehine ve aleyhine kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin yeniden incelenmesine hukukça imkan olmadığı gibi 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) Geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 428 inci maddesi ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerin biri de var olmadığına göre, İlk Derece Mahkemesi kararında yazılı gerekçeler dikkate alındığında temyizen incelenen karar usul ve Kanuna uygun olup, davacı vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının ONANMASINA, 80,70 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 346,90 TL'nin temyiz eden davacıdan alınmasına, 1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yoluna başvurulabileceğine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 02.12.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2022/8554, K. 2024/7016, T. 02.12.2024, www.arakarar.com/karar/yargitay-8-hukuk-dairesi-2022-8554-e-2024-7016-k-fa40bd34bce7