Yargıtay · 8. Hukuk Dairesi

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2022/4918 E. 2024/5348 K. – Kadastro Tespiti

Konu: Kadastro Tespitine İtiraz

Mahkeme
Yargıtay
Daire
8. Hukuk Dairesi
Esas No
2022/4918
Karar No
2024/5348
Karar Tarihi
Konu
Kadastro Tespitine İtiraz

MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi KARAR : İstinaf başvurusunun esastan reddine İLK DERECE MAHKEMESİ : Milas Kadastro Mahkemesi Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiraz davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir. Kararın taraf vekillerince istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince taraf vekillerinin başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekillerince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: K A R A R Kadastro sırasında, Muğla ili Bodrum ilçesi ... mahallesi çalışma alanında bulunan 232 ada 56 parsel sayılı 271,40 m2 yüzölçümündeki taşınmaz tarla vasfıyla Hazine adına tespit edilmiştir. Davacı vekili; dava konusu Muğla ili Bodrum ilçesi ... mahallesi 232 ada 56 parsel sayılı taşınmazın 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun geçici 8 inci maddesi kapsamında Hazine adına tespit edildiğini, dava konusu yerin ... oğlu ...'nin 20 yılı aşkın bir zamandan beri nizasız ve fasılasız olarak zilyet ve tasarrufunda iken, 2009 yılında bu parselini 50.000 TL karşılığında davacı ... oğlu ...'a satarak zilyetliğini devrettiğini ve halen bu parselin ... oğlu ...'ın zilyet ve tasarrufunda bulunduğunu, üzerindeki iki katlı evin 1980 yılında yapıldığını, 1986 yılından bu yana ...'nin malik sıfatıyla zilyet ve tasarrufunda olup taşınmaz üzerinde bulunan iki katlı evin onun tarafından yapıldığını, 2009 yılında da davacı tarafından satın alındığını, o zamandan beri davacı tarafından kullanılmakta olup evin elektrik, su ve belediye hizmetlerine ilişkin aboneliklerinin olduğunu belirtilerek, kadastro tespitin iptaline, taşınmazın davacı adına tapuya tesciline karar verilmesini istemiştir. Davalı vekili; Yargıtay içtihatları gereği bir taşınmaza sadece ev ve ahır yapma şeklinde gerçekleşen zilyetliğin, kazanmayı sağlayan ekonomik amaca uygun olmayacağını, dava konusu taşınmazda davacı lehine 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 14 ve 17 nci maddelerindeki şartların oluşmadığını savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonunda; keşifte dinlenen yöreyi iyi bilen, yaşlı, tarafsız mahalli bilirkişi ile bir kısım tanık beyanlarının birbirleriyle uyumlu olduğu, dava konusu taşınmazın içerisinde iki katlı ev olduğu, kadastro tespit tutanağında önceki malik ... tarafından 2003 yılında satılarak devredildiği belirtilmişse de davacı vekili tarafından sunulan satış vaadi sözleşmesinin 23.02.2009 tarihli olduğu, davacıdan önce ... tarafından 1980'de evin yapımına başlandığı ve 1986-1987 yıllarında bitirildiği, bitişik taşınmazın mera olduğu, ... tarafından dava konusu yerin ev ve ağıl olarak kullanıldığı, bahçesinde hayvanlarının olduğu ve merada otlatıldığı, tesis kadastrosu sırasında dava konusu yerin yolla mera arasında boşluk olması nedeniyle tescil harici bırakıldığı, davacı tarafından satın alındıktan sonra da ev olarak kullanıldığı, 05.05.2021 tarihli bilirkişi raporunda belirtildiği üzere orman sayılmayan yer olduğu, orman içi açıklık olmadığı, 1992 yılından bu yana ev olarak kullanıldığının hava fotoğrafları ile tespit edildiği, 3402 sayılı Kadastro Kanun'u 14, 17 ve geçici 8 inci maddesi kapsamında bir yerin imar ve ihya ile kazanılması için taşınmazın emek ve para sarf edilerek tarım arazisi hâline getirilmesi gerekli olup dava konusu taşınmazın içerisindeki ev ve bahçesinin bulunduğu, konut olarak kullanıldığı, imar ve ihya şartının oluşmadığı gerekçesiyle davanın reddine, dava konusu Muğla ili Bodrum ilçesi ... mahallesi ... mevkii 232 ada 56 parselin ... adına kadastro tespiti gibi tapuya kayıt ve tesciline, dava konusu taşınmazın beyanlar hanesine "Bu parsel üzerindeki iki katlı ev ... oğlu ...'a (TC Kimlik No:...) aittir" şerhinin aynen yazılmasına karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesi hükmüne karşı, taraf vekillerince istinaf yoluna başvurulması üzerine İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesince, dava konusu taşınmazın önceki kullanıcıları ... ve ... tarafından üzerine ev ve hayvan ağılı yapılmak suretiyle kullanıldığı, davacı tarafından da 2009 yılında satın alınmasından sonra taşınmaz üzerine ikinci bir ev daha yapılmak suretiyle iki ev ve arsası olarak kullanılageldiği, toplam 271,40 m2 yüzölçümündeki taşınmaz üzerinde birisi 67,02 m2, diğeri 34,97 m2 oturum alanına sahip ev olarak kullanılan iki yapının bulunduğu, taşınmazın üzerinde başkaca kültür arazisi (bahçe) vasfı ile kullanıldığını gösterir yapı, ağaç ve bitki örtüsü bulunmadığı, taşınmazın bilirkişi raporu ile tespit edilen vasfı, toprak yapısı ve eğimi dikkate alındığında, imar-ihyaya muhtaç yerlerden olmasına rağmen taşınmazın hiçbir aşamada imar-ihya işlemine tabi tutulmadığı, dosya kapsamında dava konusu taşınmazın eski yıllarda ve kadastro tespit günü itibariyle, zemininin ekonomik amaca uygun tarım arazisi veya köy yerleşik alanına bitişik olması nedeniyle, tarımsal ziraate de konu edilen ev ve bahçesi olarak kullanıldığına, bu kapsamda davacı lehine 3402 sayılı yasanın 14 ve 17 nci maddelerinde aranan imar-ihya ve olağanüstü kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği koşullarının oluştuğuna dair yeterli delil bulunmadığı, mahkemece davanın reddi ile dava konusu taşınmazın beyanlar hanesinde gösterilen şerh ile birlikte kadastro tespiti gibi davalı Hazine adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmediği, dava konusu taşınmazın kadastro tutanağının beyanlar hanesinde, davacı lehine gösterilen muhtesat şerhinin iptali istemi ile davalı Hazine tarafından açılmış bir dava veya bu konuda Hazine'nin dosyaya bir müdahale talebi de bulunmadığı gerekçesiyle taraf vekillerinin tüm istinaf itirazlarının ayrı ayrı esastan reddine karar verilmiş ve iş bu karar taraf vekillerince temyiz edilmiştir. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile İlk Derece Mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesi kararlarındaki gerekçelere, 6100 sayılı Kanun’un 369/1 inci maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden biri de bulunmadığına göre, temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup taraf vekillerinin temyiz dilekçelerinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. S O N U Ç : Yukarıda açıklanan nedenlerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesi uyarınca ONANMASINA, 80,70 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 346,90 TL'nin temyiz eden davacıdan alınmasına, Harçtan muaf olduğundan Hazineden harç alınmasına yer olmadığına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 26.09.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2022/4918, K. 2024/5348, T. 26.09.2024, www.arakarar.com/karar/yargitay-8-hukuk-dairesi-2022-4918-e-2024-5348-k-bed2fd98aab2