Yargıtay · 8. Hukuk Dairesi
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2022/3333 E. 2024/4651 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 8. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2022/3333
- Karar No
- 2024/4651
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi KARAR : Asıl davanın kabulüne, birleşen davanın reddine Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesince Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; asıl davanın kabulüne, birleşen davanın reddine karar verilmiş olup, bu kez davalılar-karşı davacılar vekili tarafından İlk Derece Mahkemesi kararı temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hakimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: K A R A R 1984 yılında yapılan kadastro çalışmalarında Yukarı ... Köyü 7212 parsel sayılı 450 m² yüzölçümündeki taşınmaz, yörede yapılan 6831 sayılı Kanunun 1744 sayılı Kanunla Değişik 2 nci madde uygulaması ile Hazine adına orman sınırları dışına çıkarılması nedeniyle Ocak 1954 tarihli ve 1 sıra numaralı tapu kaydı ile ... oğlu ... ... adına tesbit edilmiştir. İtirazı tapulama komisyonu ile ret edilen Hazine, parselin Hazine adına orman sınırları dışına çıkarıldığı iddiasıyla dava açmış, Tapulama Mahkemesinin 12.07.1984 tarihli ve 1984/108 Esas, 1984/126 Karar sayılı kararı ile dava konusu taşınmazın yörede 1973 yılında yapılan kadastroda orman olarak tapulama dışı bırakılması işleminin de bir kadastro işlemi olduğu, kadastrosu tamamlanan bu köyde yeniden genel kadastro yapılamayacağı gerekçesiyle, tapulama tespitinin ve 24.04.1984 tarihli ve 184/136 nolu komisyon kararının iptaline ve Hazinenin tescil istemi yönünden görevsizliğe ilişkin kararı temyiz edilmeden 26.10.1984 tarihinde kesinleşmiştir. Davacı ..., Asliye Hukuk Mahkemesine sunduğu 18.09.1984 tarihli dilekçesi ile Çengelköy 7212 sayılı parselin yörede 1973 yılında yapılan tapulamada orman sınırları içinde olduğu için tapulama dışı bırakıldığı, yörede 1744 sayılı Kanunla Değişik 6831 sayılı Kanun'un 2 nci madde uygulamasıyla orman rejimi dışına çıkarıldığı, tapulama komisyonunca davalılar adına tesbit edildiği, itirazlarının tapulama komisyonunun 24.04.1984 tarihli ve 136 sayılı kararı ile ret edildiği, bunun üzerine komisyon kararının iptali istemiyle açtıkları davanın, mahkemenin 12.07.1984 tarihli ve 1984/108 Esas, 1984/126 Karar sayılı davanın kabulüne, ikinci kadastro olması nedeniyle kadastro tesbitinin iptali ile tescil talepleri konusunda görevsizliğe ilişkin kararının kesinleştiği, 1744 sayılı Kanun'un 2 nci madde uygulamasıyla Hazine adına orman sınırları dışına çıkarılma işlemi kesinleşen bu taşınmazın, Hazine adına tescili istemiyle dava açmıştır. İlk Derece Mahkemesince, tapuyla tasarruf edilen taşınmazın tapu malikleri adına orman sınırları dışına çıkarıldığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı-karşı davalı Hazinenin temyizi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk dairesinin 21.05.2013 tarihli ve 2013/3497Esas, 2013/5490 Karar sayılı kararıyla bozulmuştur. İlk Derece Mahkemesince bozma kararı sonrası yapılan yargılama sırasında Ümraniye 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2010/371 Esas sayılı dosyasıyla eldeki dosya birleştirilmiş ve yargılama sonucu, "1-Birleştirilen davanın kabulüne, Ümraniye, ... 7212 parsel sayılı taşınmazın kadastro tespit tutanağında adı yazılı ... oğlu ... ... ile ... oğlu ...'in aynı kişi olduğunun tespitine, 2-Davacı Hazinenin davasının reddine, davaya konu Ümraniye, ... 7212 parsel sayılı taşınmazın malik hanesinin Abdurrahim oğlu ... olarak doldurulmak suretiyle tapu kaydının bu kişi adına tapuya tesciline" karar verilmiş, hüküm davacı-karşı davalı Hazinenin temyizi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesinin 29.06.2017 tarihli ve 2015/13894 Esas, 2017/6036 Karar sayılı kararıyla bozulmuştur. Bozma kararına uyularak yapılan yargılama sonucunda İlk Derece Mahkemesince, "Davalı-birleşen davada davacılar vekilinin Maliye Hazinesine karşı 6292 sayılı Kanun'un 7 nci maddesi uyarınca yaptıkları başvurunun reddedilmesi üzerine, bu red kararının iptali için İstanbul 4. İdare Mahkemesinin 2018/1321 Esas sayılı dosyası ile açtıkları davanın bekletici mesele yapılmasını talep ettikleri; idare mahkemesinde açtıkları dava kabul edildiği takdirde işbu dava konusuz kalabileceği gibi, 6292 sayılı Kanun'un 7 nci maddesi uyarınca idarenin davasından vazgeçmesinin de söz konusu olabileceğini, bu nedenle Yargıtay ilamı uyarınca karar verilmeden önce idare mahkemesi kararının beklenmesini talep ettiği, mahkememizce idare mahkemesinin kararının bekletici mesele yapıldığı, idare mahkemesinin davalı-birleşen davada davacılar aleyhine karar verdiği ve verdiği kararın 02.03.2021 tarihinde kesinleştiği anlaşıldı. İdare Mahkemesi kararı ve Danıştay kararı dosya arasına konuldu. Yapılan yargılama sonucunda, Yargıtay bozma ilamı doğrultusunda, Hazinenin davasının kabulüne, davalı-birleşen davada davacıların davasının reddine karar verilmiştir." gerekçesi ile "1-Asıl davanın kabulü ile ; dava konusu İstanbul ili Ümraniye ilçesi ... mahallesi 7212 parsel sayılı taşınmazın ... adına olan tapu kaydının iptali ile davacı Maliye Hazinesi adına tesciline, 2-Birleşen davanın reddine," karar verilmiş; hüküm davalılar-karşı davacılar vekili tarafından temyiz edilmiştir. Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, kesinleşen orman kadastrosu ve daha sonra 6831 sayılı Kanun'un 1744 sayılı Kanun'la Değişik 2 nci madde sahasında kalan tapu kaydının iptali ve tescili istemine ilişkindir. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, apılan yargılama ve uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirmesine, uyulan bozma ilamı doğrultusunda hüküm verildiğine ve 6100 sayılı Kanun’un 369/1 inci maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden biri de bulunmadığına göre, uyulan bozma ilamı ile İlk Derece Mahkemesi kararında yazılı gerekçeler dikkate alındığında temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davalılar-karşı davacılar vekilinin temyiz dilekçelerinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. SONUÇ: Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının ONANMASINA, 161,40 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 266,20 TL'nin temyiz eden davalılar-karşı davacılardan alınmasına, 1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yoluna başvurulabileceğine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 09.09.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.