Yargıtay · 8. Hukuk Dairesi
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2022/1260 E. 2025/2629 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 8. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2022/1260
- Karar No
- 2025/2629
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 37. Hukuk Dairesi SAYISI : 2020/1737 E., 2021/1654 K. KARAR : Davalılar vekilinin istinaf isteminin reddine, davacı vekilinin istinaf isteminin kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak davanın kısmen kabulüne İLK DERECE MAHKEMESİ : Bursa Kadastro Mahkemesi SAYISI : 2020/19 E., 2020/53 K. Taraflar arasındaki yargılama sırasında kadastro çalışması ve (2/B) çalışması yapılması nedeniyle kadastro tespitine ve (2/B) çalışmasına itiraz davasına dönüşen tapu iptali ve tescil davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir. Kararın davacı ... İdaresi vekili ile davalı ... ve ... vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davalılar vekilinin istinaf isteminin reddine, davacı vekilinin istinaf isteminin kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı ... İdaresi vekili, asli müdahil Hazine vekili, davalı ... vekili, davalı ... ve ... vekili, davalı ... vekili ile davalı ... vekili tarafından duruşma istemli olarak temyiz edilmekle; masraf yokluğu nedeniyle duruşma isteminin reddine karar verilmekle ve kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve tetkik hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: K A R A R Dava konusu taşınmazın bulunduğu yörede; 2007 yılında 3402 sayılı Kadastro Kanunu’na (3402 sayılı Kanun) göre yapılan arazi ve orman kadastrosu, 2008 yılında yapılan (2/B) çalışması, 2010 yılında 3402 sayılı Kanun'un EK-4. maddesi uyarınca yapılan kullanım kadastrosu ve 2013 yılında 6292 sayılı Kanun gereğince yapılan satış işlemi bulunmaktadır. 2007 yılında 3402 sayılı Kanun’a göre yapılan arazi ve orman kadastrosu çalışmasında dava konusu Bursa ili Mudanya ilçesi ... mahallesi 120 ada 1 parsel 62 hektar 7.541,96 m² ve orman olarak 10.05.2007 tarihinde senetsizden tespit edilmiş, 11.05.2007 ile 12.06.2007 tarihleri arasında ilan edilmişse de davalı olduğundan tutanağı kesinleştirilmemiş ve 3402 sayılı Kanun'un 5. maddesine göre davalı sayılarak tutanak aslı Mahkemeye gönderilmiştir. 01.08.2008 tarihinde ilan edilen (2/B) çalışmasında dava konusu 120 ada 1 parsel (2/B) çalışmalarına konu olmuş, 2010 yılında 3402 sayılı Kanun'un EK-4. maddesi uyarınca yapılan kullanım kadastrosunda dava konusu parselden 120 ada 37 parselden başlayarak 45 parsele kadar kullanıcıları tayin edilerek Hazine adına parsel üretilmiş ve kullanım kadastrosu çalışması 16.03.2010 ile 15.04.2010 tarihleri arasında ilan edilmiştir. 2010 yılında 3402 sayılı Kanun'un EK-4. maddesi uyarınca yapılan kullanım kadastrosu çalışmasında; 120 ada 37 parsel sayılı taşınmazın kullanıcısının ... olduğu belirtilerek, 1.249,53 m² ve tarla olarak Hazine adına tespit edildiği, beyanlar hanesinde “Parsel üzerindeki zeytin ağaçları 1995 yılından beri ... oğlu ... kullanımındadır.” ve “6831 Sayılı Kanun’un 2/B maddesi uyarınca Hazine adına orman sınırı dışına çıkarılmıştır.” belirtmesi yapıldığı, 6292 sayılı Kanun gereğince 2013 yılında dahili davalılardan ...’a satıldığı ve halen bu şahıs adına kayıtlı olduğu anlaşılmaktadır. 120 ada 38 parsel sayılı taşınmazın kullanıcısının ... olduğu belirtilerek, 1.897,09 m² ve tarla olarak Hazine adına tespit edildiği, beyanlar hanesinde “Parsel üzerindeki zeytin ağaçları 1990 yılından beri ... oğlu ... kullanımındadır.” ve “6831 Sayılı Kanun’un 2/B maddesi uyarınca Hazine adına orman sınırı dışına çıkarılmıştır.” belirtmesi yapıldığı, 6292 sayılı Kanun gereğince 2013 yılında dava dışı ...’a, ... tarafından 2014 yılında dava dışı ...’a, ... tarafından 2015 yılında dahili davalılardan ...’e ve ... tarafından da Bölge Adliye Mahkemesi kararından sonra dava dışı ... isimli kişiye satılmış olduğu anlaşılmaktadır. 120 ada 39 parsel sayılı taşınmazın kullanıcısının ... olduğu belirtilerek, 5.051,66 m² ve tarla olarak Hazine adına tespit edildiği, beyanlar hanesinde “Parsel üzerindeki zeytin ağaçları 1975 yılından beri ... oğlu ... kullanımındadır.” ve “6831 Sayılı Kanun’un 2/B maddesi uyarınca Hazine adına orman sınırı dışına çıkarılmıştır.” belirtmesi yapıldığı, 6292 Sayılı kanun gereğince 2013 yılında dava dışı ...’a, ... tarafından 2014 yılında dava dışı ...’a, ... tarafından 2015 yılında dahili davalılardan ...’e ve ... tarafından da Bölge Adliye Mahkemesi kararından sonra dava dışı ... isimli kişiye satılmış olduğu anlaşılmaktadır. 120 ada 40 parsel sayılı taşınmazın kullanıcısının ..., ... ve ... olduğu belirtilerek, 4.009,50 m² ve tarla olarak Hazine adına tespit edildiği, beyanlar hanesinde “Parsel üzerindeki zeytin ağaçları 1995 yılından beri ... evlatları ..., ... ve ... kullanımındadır.” ve “6831 Sayılı Kanun’un 2/B maddesi uyarınca Hazine adına orman sınırı dışına çıkarılmıştır.” belirtmesi yapıldığı, 6292 sayılı Kanun gereğince 2013 yılında dahili davalılardan ..., ... ve ... adına 1/3’er pay ile satıldığı ve halen bu şahıslar adına kayıtlı olduğu anlaşılmaktadır. 120 ada 41 parsel sayılı taşınmazın kullanıcısının ... olduğu belirtilerek, 3.466,85 m² ve tarla olarak Hazine adına tespit edildiği, beyanlar hanesinde “Parsel üzerindeki zeytin ağaçları 1980 yılından beri ... oğlu ... kullanımındadır.” ve “6831 Sayılı Kanun’un 2/B maddesi uyarınca Hazine adına orman sınırı dışına çıkarılmıştır.” belirtmesi yapıldığı, 6292 sayılı Kanun gereğince 2013 yılında dahili davalılardan ...’a satıldığı ve halen bu şahıs adına kayıtlı olduğu anlaşılmaktadır. 120 ada 42 parsel sayılı taşınmazın kullanıcısının ... olduğu belirtilerek, 12.161,99 m² ve tarla olarak Hazine adına tespit edildiği, beyanlar hanesinde “Parsel üzerindeki zeytin ağaçları 1988 yılından beri ... oğlu ... kullanımındadır.” ve “6831 Sayılı Kanun’un 2/B maddesi uyarınca Hazine adına orman sınırı dışına çıkarılmıştır.” belirtmesi yapıldığı, 6292 sayılı Kanun gereğince 2013 yılında dahili davalılardan ...’e satıldığı ve halen bu şahıs adına kayıtlı olduğu anlaşılmaktadır. 120 ada 43 parsel sayılı taşınmazın kullanıcısının ... ve ... olduğu belirtilerek, 3.029,93 m² ve tarla olarak Hazine adına tespit edildiği, beyanlar hanesinde “Parsel üzerindeki incir bahçesi 1999 yılından beri ... evlatları ... ve ... kullanımındadır.” ve “6831 Sayılı Kanun’un 2/B maddesi uyarınca Hazine adına orman sınırı dışına çıkarılmıştır.” belirtmesi yapıldığı, 6292 Sayılı kanun gereğince 2013 yılında dahili davalılardan dahili davalılardan ... ve ...’ya satıldığı ve halen bu şahıslar adına kayıtlı olduğu anlaşılmaktadır. 120 ada 44 parsel sayılı taşınmazın kullanıcısının ... olduğu belirtilerek, 4.655,72 m² ve tarla olarak Hazine adına tespit edildiği, beyanlar hanesinde “Parsel üzerindeki zeytin ağaçları 1994 yılından beri ... oğlu ... kullanımındadır.” ve “6831 Sayılı Kanun’un 2/B maddesi uyarınca Hazine adına orman sınırı dışına çıkarılmıştır.” belirtmesi yapıldığı, 6292 sayılı Kanun gereğince 2013 yılında dahili davalılardan dahili davalılardan ...’a satıldığı ve halen bu şahıs adına kayıtlı olduğu anlaşılmaktadır. 120 ada 45 parsel sayılı taşınmazın kullanıcısının ... olduğu belirtilerek, 8.086,98 m² ve tarla olarak Hazine adına tespit edildiği, beyanlar hanesinde “Parsel üzerindeki zeytin ağaçları 1980 yılından beri ... oğlu ... kullanımındadır.” ve “6831 Sayılı Kanun’un 2/B maddesi uyarınca Hazine adına orman sınırı dışına çıkarılmıştır.” belirtmesi yapıldığı, 6292 sayılı kanun gereğince 2013 yılında dahili davalılardan dahili davalılardan ...’a satıldığı ve halen bu şahıs adına kayıtlı olduğu anlaşılmaktadır. Davacı ... İdaresi vekili Tarafından Asliye Hukuk Mahkemesine sunulan 29.12.2004 havale tarihli dava dilekçesinde; dava konusu Mudanya ilçesi ... köyü Körbağlar karaçamlık mevkinde bulunan ve ada parsel pafta numarası belirsiz olan taşınmazın davalı adına tarla vasfı ile tapuda kayıtlı olduğunu ancak taşınmazın 3116 sayılı Kanuna göre iadeye tabi yerlerden olmayıp 6831 sayılı Kanuna göre orman sayılan yer olduğunu, orman ile bütünlük arz ettiğini, 1985 yılında orman yangınına maruz kaldığını, davalı tarafın değişik tarihlerde açma, işgal ve faydalanma eylemlerinden dolayı Mudanya Sulh Ceza Mahkemesinde mahkumiyet kararları bulunduğunu, bu nedenle davalının müdahalesinin meni, davalı adına olan tapunun iptali, orman niteliği ile Hazine adına tescil ve tapu kaydı üzerine tedbir konulması istemiştir. Davalı ... ve ..., dahili davalılar ..., ..., ..., ..., ... ve ... tarafından davanın reddine karar verilmesi savunulmuştur. Mudanya 1. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 11.12.2007 tarihli ve 2005/17 Esas, 2007/436 Karar sayılı ilamı ile; dava konusu taşınmaz ile ilgili tutanak düzenlendiğinden görevsizlik kararı verilmiş ve dava dosyası Mudanya Kadastro Mahkemesine gönderilmiş, dosyanın gönderildiği Mudanya Kadastro Mahkemesinde dava dosyası 2009/29 Esasına kaydedilmiş ve Mudanya Kadastro Mahkemesinin kapatılması nedeniyle dava dosyası Bursa Kadastro Mahkemesine devredilmiş, dosya Mahkemenin 2013/65 Esasına kaydedilmiştir. İlk Derece Mahkemesinin 23.09.2016 tarihli ve 2013/65 Esas ve 2016/163 Karar sayılı ilamı ile; dava konusu taşınmazın bulunduğu yerin evveliyatının ... ... ve ...’a ait olup bu şahısların tarla olarak kullanırken sonradan terk ettikleri, meydana çıkan çalılık ve meşeliklerin 1994 yılında tapuda satın alan davalı ... ... tarafından temizlenmek suretiyle zeytinlik haline getirildiği belirtilmiş ise de uygulanan tapu kaydının kuzey sınırında okunan ... efendi bağının zeminde bulunmadığı, taşınmaz kuzeyinin sık orman alanı ile kaplı olduğu, yine doğuda okunan ... oğlu tarlasının ... ... beyanı ve son keşifte beyanı alınan köy muhtarı ... beyanında doğudaki yolun devamındaki arazi olduğu, arada sık orman ağaçları ile kaplı alan bulunduğu, yine taşınmazın batısı olarak okunan ... ... oğlu ... tarlasının zeminde mevcut olmayıp taşınmazın batısında orman ağaçları ile kaplı alan olduğu dikkate alındığında fiilen zeytin bahçesi olan taşınmazın üç yönünün orman ile sınırlı olduğu, tapu kaydında sınır olarak okunan şahıs arazilerinin mevcut olmadığı anlaşıldığından davalının sunmuş olduğu ve davacının iptalini talep ettiği Şubat 1994 tarihli ve cilt 240, sayfa 44, sıra 30 nolu tapu kaydının dava konusu taşınmazın bulunduğu alanı kapsamadığının kabul edildiği, taşınmazın bulunduğu bölgede 3402 sayılı Kanun'un 4. maddesi gereğince dava tarihinden sonra 2007 yılında orman kadastrosunun yapıldığı dikkate alınarak en eski tarihli memleket haritası ve harita içinde yararlanılan hava fotoğrafı, amenajman haritası dikkate alınarak yapılan inceleme ve alınan bilirkişi raporlarından anlaşıldığı üzere taşınmazın bulunduğu bölgenin 1958 tarihli memleket haritasında yeşil renkli orman ağacı alanı içinde kaldığı, orman bilirkişi raporuna göre orman ağacı sembollerinin bulunduğu, her ne kadar Genel Mahkemede keşfe katılan ... ..., ... ve ... Milli tarafından düzenlenen Ağustos 2005 tarihli bilirkişi raporunda (C) harfi ile işaretli kısmın önce çalılık olduğu daha sonra sunmuş oldukları ek raporda ise açık tarım alanı olduğu belirtilmiş ise de keşfe katılan jeodezi fotogrametri uzmanı harita mühendisi ... ...’ın kadastro paftasının 1/5000 ölçekte memleket haritası ile aplike etmesi sonucu keşfi yapılan alanın yeşil renkli orman alanı içinde kaldığının tespit edilmesi karşısında Genel Mahkemede alınan ek bilirkişi raporuna itibar edilmediği, taşınmazın evveliyatının orman olması nedeniyle Hazine adına orman vasfı ile tescili gerektiği, davalının müdahalesinin men'ine karar verilmesi gerektiği, ayrıca davaya konu tapu kaydının üç sınırı itibari ile yönleri doğru olarak okumadığı anlaşıldığından taşınmaza uymadığının tespitine karar vermek gerektiği, her ne kadar Mudanya ilçesi ... mahallesi 120 ada 1 parsel sayılı tutanak tanzim edilip davalı belirtmesi ile Mahkemeye gönderildikten sonra taşınmazın sınırlandırıldığı alanda 2009 yılında 2009/15 sayılı genelge kapsamında (2/b) çalışması yapılarak 120 ada 37-....-45 parseller oluşturularak 6292 sayılı Kanun gereğince satışlar gerçekleştirilmiş olup esasen davalı olan parsele ilişkin olarak idarenin yeni bir kadastro çalışması yapması hukuka aykırı ise de 120 ada 1 parselin çok büyük bir alanı kapsayıp sonradan oluşturulan parsellerin dava konusu parsele sınır bulunmaması nedeniyle yapılan çalışmaların iptali ile bu kısımlar bakımından resen sicil oluşturulmasının usul ekonomisine uygun olmayacağı gibi 2005 tarihinde açılan genel mahkemedeki davanın sınırları dışında bulunduğu gerekçesiyle, davanın kabulü ile; davalı ... ... mirasçılarının dava konusu Bursa ili Mudanya ilçesi ... mahallesi 120 ada 1 parsele yönelik vaki müdahalelerinin men'ine, 3402 sayılı Kanun'un 30/2. maddesi gereğince dava konusu Bursa ili Mudanya ilçesi ... mahallesi 120 ada 1 parsel sayılı taşınmazın sınırlandırıldığı alanda 10.07.2007 tarihinde tutanak düzenlenmesine rağmen Nilüfer Kadastro Müdürlüğünce, Tapu Kadastro Genel Müdürlüğünün 04.08.2009 tarihli ve 2009/15 sayılı genelgeleri kapsamında 120 ada 37-....-45 parsele kadar Hazine adına parsel üretilip tescil edilerek kesinleştiğinden tespit miktarı olan 627.541,96 m²'nin 583.932,71 m²'ye düşürülmek suretiyle orman vasfıyla Hazine adına kayıt ve tesciline, davalının dayanmış olduğu 20.05.1956 tarihli ve 160 cilt, 63 sayfa, 63 sıra nolu tapu kaydı ve gittilerinin dava konusu taşınmaza uymadığının tespitine karar verilmiş, dahili davalı ... ve ... vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 37. Hukuk Dairesinin 27.12.2016 tarihli ve 2016/151 Esas, 2016/185 Karar sayılı ilamı ile; davaya konu alanda yargılama devam ederken yapılan orman kadastrosu ile davaya konu alanında içinde kaldığı ... Mahallesi 120 ada 1 parselin orman parseli olarak oluşturulduğu, parselin davalı olması nedeniyle tutanak aslının Kadastro Mahkemesine gönderildiği, Kadastro Mahkemesince ilanların yapıldığı, Asliye Hukuk Mahkemesinden gelen dosya ile birleştirildiği ve yargılamaya devam edildiği, parsel davalı olmasına rağmen henüz orman vasfının kesinleşmediği halde Orman Genel Müdürlüğünce 2008 yılında 6831 sayılı Kanun'un 3302 sayılı kanun ile değişik (2/B) maddesi uyarınca çalışmalar yapıldığı, 120 ada 1 parsel içinde kalan 37-38-39-40-41-42-43-44-45 nolu (2/B) parsellerinin oluşturulduğu, bu (2/B) parsellerinin daha sonra 3402 sayılı Kanun'un Ek-4 maddesi uyarınca kullanıcı belirleme kadastro çalışmalarına tabi tutulduğu, bu tutanaklarında kesinleştirilerek daha sonra parsellerin kullanıcılarına satışının yapıldığı, ancak yargılamanın devamı sırasında yapılan eldeki bu dava nedeniyle kesinleşmeyen henüz tapu kaydı oluşmayan bir alanda 6831 sayılı Kanun'un 3302 sayılı kanun ile değişik (2/B) hükümleri gereğince bir çalışma yapılmasının mümkün olmadığı, bu nedenle mahkemece dava konusu alanın yargılaması devam ederken oluşturulan (2/B) parsel maliklerinin davaya dahil edilmesi gerektiği, bu durumunda dava şartlarından olduğu, dava şartlarını yerine getirmeden yargılamaya devam edilemeyeceği, bunların parsellerine ilişkinde herhangi bir hükmün kurulamayacağı, bu nedenle mahkemece öncelikle 120 ada 1 parsel içinde oluşturulan 37-38-39-40-41-42-43-44-45 nolu parsellerin (oluşturulan tapu malikleri) davaya dahil edilerek önceki bilirkişiler dışında halen çevre ve orman bakanlığı birimlerinde görev yapmayan uzman 3 kişilik orman yüksek mühendisi ve 1 fen mühendisi marifeti ile mahallinde yapılacak keşifte kullanıcı olarak ayrılan parsellerinde bulunduğu alanlarda irdelenmek sureti ile ayrıca mahalli bilirkişi ve tanık beyanları da alınmak suretiyle kullanıcıların bulunduğu alanların öncesinde ne şekilde nitelendirildiği, 3116, 4785 ve 5658 sayılı Kanunlar karşısında durumu saptanmalı, tapu ve zilyetlikle ormandan toprak kazanılamayacağı, öncesi orman olan bir yeri üzerinde bitki örtüsü yok edilmiş olsa dahi salt orman toprağının orman sayılan yer olduğu da düşünülmek suretiyle toprak yapısı, bitki örtüsü ve çevresi incelenmeli fen mühendisi ve uzman orman bilirkişileri eliyle yerine yeniden uygulatılacak haritalar ile taşınmazın konumunu açıkça gösteren orijinal renkli memleket haritasının orman kadastro haritası ölçeğine çevrilmek sureti ile komşu parselleri de içine alacak şeklide birbiri üzerine aplike ettirilmek suretiyle çekişmeli taşınmazın konumu çevre parseller ile birlikte haritalar üzerinde gösterecekleri ayrı ayrı renkler ile işaretli ve bilirkişilerin onayını taşıyan duraksamaya yer vermeyecek nitelikte kroki düzenlettirilmeli, keşifte hakim gözetiminde hem dava konusu taşınmazın içerisinde oluşturulan parsellerin hem de davacı kullanımında olan alanların renkli fotoğraflarının çekilip onaylattırılarak dosya içerisine alınması, bilimsel verilere uygun raporların alınması, tüm bunlar birlikte değerlendirildikten sonra yeniden değerlendirilme yapılması gerekirken dava şartlarından olan oluşturulan yeni parsel maliklerinin davaya dahil edilmemesi hususu yerine getirilmediğinden bu şekilde hüküm kurulmuş olması uygun bulunmadığı gerekçesiyle, Bursa Kadastro Mahkemesinin 23.09.2016 tarihli ve 2013/65 Esas, 2016/163 Karar sayılı ilamının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 353/(1)-a.4 maddesi gereğince kaldırılmasına karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesinin 05.03.2019 tarihli ve 2017/3 Esas, 2019/8 Karar sayılı ilamı ile; davalının kullanımında olan dava konusu yerlerin orman niteliğinde olduğu, memleket haritası, hava fotoğrafları, orman kadastro haritasıyla belirlendiği, her ne kadar 37 ila 45. parsellerin lehtarları davaya dahil edilmiş ise de bu parsellere ilişkin bir yargılama yapılmadığı gibi davanın kabulüne yönelik önceki hükümde bu parsellerin ana taşınmaz 120 ada 1 parselden hariç tutularak bu parselin oluşturulduğu halde aleyhe Orman İdaresince istinaf yoluna başvurulmadığı, bu parseller yönünden davalı ve lehtarlar hakkında kazanılmış usulü hak oluştuğu, bu parsellere ilişkin aleyhe bir hüküm kurulmadan, bu parsellerin aynen bırakılarak dava konusu 120 ada 1 parselin kalan alanı ile birlikte tespit gibi tesciline karar vermek ve davaya dahil edilen parsellerin de tespit gibi tescillerine karar vermek gerektiği gerekçesiyle, davanın kabulüne, dava konusu Mudanya ... köyü 120 ada 1 parsel sayılı taşınmazın (2/B) parseli olarak oluşturulan 120 ada 37, 38, 39, 40, 41, 42, 43, 44, 45 parsel sayılı taşınmazların toplam 43.609,25 m²'lik alanları hariç bırakılarak bu parsellerin dışındaki alanının orman niteliği ile Hazine adına tespit ve tesciline, Mahkemece daha önce verilen hüküm Orman İdaresi tarafından istinaf edilmediğinden, aleyhe hüküm verme yasağı gereğince 120 ada 37, 38, 39, 40, 41, 42, 43, 44, 45 parsel sayılı taşınmazların tespit gibi tescillerine karar verilmiş, davacı ... İdaresi vekili ile davalı ... ve ... vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 37. Hukuk Dairesinin 05.02.2020 tarihli ve 2019/1299 Esas, 2020/324 Karar sayılı ilamı ile; davanın orman kadastrosuna ve kadastro tespitine itiraz davası olarak devam ederken, 6831 sayılı Kanun'un 3302 sayılı Kanun'la değişik (2/B) uygulaması yapıldığına göre bu uygulamanın davalı parseli ilgilendiren bölümleri için kesinleştiğinin söylenemeyeceği, zira eldeki davanın aynı zaman da (2/B) çalışmasına itiraza da dönüştüğü, 2/B uygulaması kesinleşmeyen alanlarda 3402 sayılı Kanun'un Ek-4 maddesi uyarınca yapılan kullanım kadastrosunun ve 6292 sayılı Kanun uyarınca yapılan satışların yok hükmünde olduğunun kabulü gerektiği, İlk Derece Mahkemesince, 120 ada 37 ila 45 nolu parsellerle ilgili, mahkemece daha önce verilen hükmün Orman İdaresi tarafından istinaf edilmediğinden aleyhe hüküm verme yasağı gereğince bu parsellerin tespit gibi tescillerine karar verilmişse de varılan sonucun dosya içeriğine uygun olmadığı, zira önceki hükümde bahsi geçen taşınmazların 6292 sayılı Kanun gereği satın alma suretiyle malik bulunan tapu maliklerinin davaya dahil edilmeksizin karar verildiği, diğer yandan kadastro tespitinden önce Mudanya 1. Asliye Hukuk Mahkemesinde davalı olan 120 ada 1 parselin malik hanesi açık bırakılmak suretiyle tespiti yapılması gerektiği, tahdit ve tespit sırasında kadastro tutanağının malik hanesinin doldurulmuş olmasının hukuki sonuç doğurmayacağı, eldeki davanın orman kadastrosuna, kadastro tespitine ve (2/B) uygulamasına itiraz niteliğinde olduğundan 3402 sayılı Kanun'un 30/2. maddesi gereğince tarafların gösterecekleri deliller ile mahkemece resen lüzum görülen diğer delillerde toplanıp dava konusu taşınmazın gerçek hak sahibi adına tesciline karar verilmesi gerektiğinden 120 ada 37 ila 45 nolu parsellere ilişkin aleyhe hüküm verme yasağı gereği tespit gibi tescillerine karar verilmiş olmasının usul ve Kanuna aykırı olduğu, orman araştırmasının hüküm vermek için yeterli olmadığı, yine davalıların dayandıkları tapu kaydının geldi ve gittiklerinin usulünce araştırılmadığı, keşfe katılan fen bilirkişi tarafından raporunda tartışılmadığı ve krokisinde gösterilmediği, orman sınırlandırılması yapılmayan veya sınırlandırılmanın ilk olarak yapıldığı yerlerde, bir yerin orman niteliğinin ve hukuki durumunun 3116, 4785, 5658 ve 6831 sayılı kanun hükümlerine göre çözümlenmesi gerektiği, Orman Yönetiminin katılımı olmaksızın oluşan tapu kaydının yönetimi bağlamayacağı, mahkemece, en eski tarihli memleket haritası, hava fotoğrafları ve varsa amenajman planı ilgili yerlerden getirtilip, önceki bilirkişiler dışında halen Çevre ve Orman Bakanlığı (Orman ve Su İşleri Bakanlığı) ve bağlı birimlerinde görev yapmayan bu konuda uzman orman yüksek mühendisleri arasından seçilecek bir orman mühendisi, bir ziraat ve bir fen elemanı yardımıyla yeniden keşif yapılması gerektiği, davalıların dayandıkları Mart 1328 tarihli ve 44 numaralı tapu kaydının ilk tesisinden itibaren bütün tedavüllerinin, plan, harita ve krokilerinin, ifraz görmüşler ise ifraz haritalarının ilk tesisi mahkeme ilamına dayanıyorsa ilam örneği ile haritasının, kadastro sırasında revizyon görmüş iseler revizyon gördükleri taşınmazlara ait kadastro tutanak örneklerinin, tedavüller sırasında kayıtların yüzölçümü ve sınırlarında değişiklik olmuşsa sebebinin açıklanarak buna ilişkin belgelerin onaylı örnekleri okunaklı ve tapu geldi gittileri bilgisayar çıktılı olmak şartıyla denetime elverişli olacak şekilde dosya içine alınarak yapılacak inceleme ve keşifte, dava konusu taşınmazın tapu kapsamında kalıp kalmadığı belirlenmesi, tüm deliller ışığında taşınmazın durumu değerlendirilerek sonucuna göre karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle, 6100 sayılı Kanun'un 353/(1)-a.3 maddesi uyarınca İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak, davanın yeniden görülmesi için dosyanın mahkemesine iadesine karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen ilamı ile; eksik inceleme nedeniyle mahkeme kararı kaldırılmış ise de, Orman Genel Müdürlüğünün başvurusunun aleyhe karar verme ve bozma-kaldırma yasağı gereğince kabulünün mümkün olmadığı, davalılar yönünden her ne kadar başvuruda bulunulmuş ise de, burada artık Bölge Adliye Mahkemesi kararı gereğince eski tapu araştırmasının mümkün olmadığı, zira bölgede önceden kadastro uygulaması yapıldığı ve dava konusu alanların orman olarak sınırlandırıldığı ve bu sınırlandırılmalar kesinleşmiş olmakla, burada eski tapunun uygulanmasının 3402 sayılı Kanun'un 12/3. maddesi gereğince mümkün olmadığı, buna göre yapılan keşifte dinlenen mahalli bilirkişiler ve alınan teknik bilirkişi raporuna göre kullanım durumları ve taşınmazın mevcut toprak yapısı ve üzerindeki bitki örtüsü değerlendirilmek suretiyle alınan bilirkişi raporunda taşınmazların tarım alanına dönüşmeyen yerlerden olduğunun belirtilmiş olmasına rağmen mahkemenin ilk vermiş olduğu tespit ve tescil kararının Orman İdaresi tarafından temyiz edilmeyerek karşı taraf lehine kazanılmış usuli hak oluşturduğu, bunun dışında davalıların daha aleyhine olacak bir karar vermenin mümkün olmadığı, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından eski tapu kayıtları gibi bir kısım evrakın getirtilmesi gerekçesi ile karar karar kaldırılmış ise de; 6100 sayılı Kanun'un 353/1 maddesine uymayan kaldırma doğrultusunda dairece gerekli yargılama yapılarak karar oluşturulmasının gerektiği ki bu konuda mahkemenin yeniden yargılama yapmak ve yeni bir karar verme yetkisi bulunmadığı, bu nedenlerle yukarıda anılan parsellere ilişkin Hazine adına kullanıcı belirlemesi yapılarak oluşturulan tespit tutanaklarının aynen tesciline karar vermek gerektiği gerekçesiyle, davanın kabulüne, dava konusu Mudanya ilçesi ... mahallesi 120 ada 1 parsel sayılı taşınmazın (2/B) parseli olarak oluşturulan 120 ada 37, 38, 39, 40, 41, 42, 43, 44, 45 parsel sayılı taşınmazlar hariç bırakılarak bu parseller dışındaki alanının orman niteliği ile Hazine adına tespit ve tescillerine, Mahkemece daha önce verilen hüküm Orman İdaresi tarafından istinaf edilmediğinden aleyhe hüküm verme yasağı gereğince 120 ada 37, 38, 39, 40, 41, 42, 43, 44 ve 45 parsel sayılı taşınmazların tespit gibi tescillerine karar verilmiş, davacı ... İdaresi vekili ile davalı ... ve ... vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 37. Hukuk Dairesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen ilamı ile; dava konusu taşınmazların bulunduğu yerde orman kadastro çalışmasının tapulama çalışmaları ile birlikte yapıldığı, yapılan çalışmada dava konusu yerlerin orman sayılan yerlerden olduğu ve orman sınırları içerisinde bırakıldığı, 2010 yılında yapılan (2/B) çalışmalarında 120 ada 37-45 nolu parsel arasındaki parsellerin (2/B) alanı olarak orman dışına çıkarıldığı; orman kadastrosu kesinleşmeyen alan bakımından eski tarihli memleket haritaları, hava fotoğrafları ve diğer deliller ile alınan 23.11.2018 tarihli rapordaki belirlemelere göre davalının eski tapu kaydında hak sahibi olduğunu iddia ettiği yerin orman vasfında olduğu, ayrıca keşifte hak iddia ederek gösterdiği yer ile tapu kaydının da örtüşmediği, taşınmazın niteliğinin orman vasfında olması nedeni ile davacının açtığı davanın kabulü ile 120 ada 1 numaralı parselin orman olarak tescilin gerektiğinin anlaşıldığı, (2/B) çalışmasına itiraz mahiyetinde olan dava bakımından ise; 2010 yılında 3402 sayılı Kanun'un EK-4. maddesi uyarınca kullanım kadastrosu yapıldığı, 120 ada 37 parselden başlayarak 45 parsele kadar kullanıcıları tayin edilmek Hazine adına parsel üretildiği, karara esas alınan heyet raporunda da belirtildiği üzere incelenen memleket haritası ve hava fotoğraflarına göre 120 ada 37, 38, 39, 40, 44, 45 numaralı parsellerin 31.12.1981 öncesinde tarım alanı olduğu sabit olmakla bu taşınmazlar yönü ile yapılan tespitin yerinde olduğu, ancak 120 ada 41, 42, 43 parsel numaralı taşınmazların tarım alanı vasfı taşımadıkları anlaşılmakla bu yöndeki (2/B) işleminin iptalinin gerektiğinin tespit edildiği, dava konusu edilen 120 ada 1 numaralı parselin orman vasfında olduğunun anlaşıldığı, kadastro tespitinde yüzölçümü 627.541,96 metrekare olarak tespit edilmişse de, 120 ada 37 parselin alanı olan 1.249,53 metrekarenin; 38 parselin alanı olan 1.897,09 metrekarenin; 39 parselin alanı olan 5.051,66 metrekarenin; 40 parselin alanı olan 4.009,50 metrekarenin; 44 parselin alanı olan 4.655,72 metrekarenin; 45 parselin alanı olan 8.086,98 metrekarelik alanlar bakımından, taşınmazların (2/B) kapsamında olması nedeni ile yüzölçümlerinin toplam alandan düşülmesi gerektiği, mahkemece bu yönler gözetilmeden hüküm kurulmasının hatalı olduğu, ancak yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç bulunmadığının anlaşıldığı gerekçesiyle, davacı vekilinin istinaf isteminin kabulü, davalılar vekilinin istinaf isteminin reddi ile; 6100 sayılı Kanun'un 353/(1)-b.2 maddesi gereğince Bursa Kadastro Mahkemesi'nin 2020/19 Esas ve 2020/53 Karar sayılı kararının kaldırılmasına; davanın kısmen kabulü ile, dava konusu Mudanya ilçesi ... mahallesi 120 ada 1 parsel sayılı taşınmazın orman niteliği ile Hazine adına tespit ve tescillerine, dava konusu 120 ada 41, 42 ve 43 parsel sayılı taşınmazlar yönü ile yapılan (2/B) uygulamasına dair işleminin iptaline, dava konusu 120 ada 37, 38, 39, 40, 44, 45 parsel sayılı taşınmazlar yönü ile yapılan (2/B) uygulamasının yerinde olduğu anlaşılmakla bu parseller yönü ile açılan davanın reddine, bu yerlerde EK-4. madde gereğince yapılan kullanım kadastrosundaki tespitler gibi tesciline, taşınmazların yüz ölçümlerinin (120 ada 37 parselin alanı olan 1.249,53 metrekarenin; 38 parselin alanı olan 1.897,09 metrekare; 39 parselin alanı olan 5.051,66 metrekarenin; 40 parselin alanı olan 4.009,50 metrekare; 44 parselin alanı olan 4.655,72 metrekarenin; 45 parselin alanı olan 8.086,98 metrekare) toplamı olan 24.950,48 metrekarenin 120 ada 1 numaralı parselin toplam alanından düşülmesine karar verilmiş, davacı ... İdaresi vekili, asli müdahil Hazine vekili, davalı ... ve ... vekili, dahili davalı ... vekili, dahili davalı ... vekili ve dahili davalı ... vekili tarafından temyiz yoluna başvurulmuştur. Davacı ... İdaresi vekili temyiz dilekçesinde; Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın usul ve Kanuna aykırı olduğunu, alınan bilirkişi raporunda dahi (2/B) çalışmasının hukuka uygun olmayan kısımlarının bulunduğunun tespit edildiğini, anılan (2/B) çalışması dava devam eder iken yapıldığı için kesinleşmediğini, bu çalışmanın hükme esas alınmasının mümkün olmadığını, davanın (2/B) çalışmasına itiraza da dönüştüğünü, Mahkemece bu yönden bir hüküm kurulmadığını, (2/B) çalışmasının dava konusu edilen parselin tümü için iptali gerektirir mahiyette olduğunu, bilirkişilerce (2/B) çalışması yönünden değerlendirme yapılır iken dava dilekçesine ekli ceza mahkemesi kararının göz önünde bulundurulmadığını, bir alanın (2/B) çalışmasına konu edilebilmesi için bilim ve fen bakımından kendiliğinden niteliğini yitirmesi gerektiğini, oysa dava dilekçesine ekli Ceza Mahkemesi kararında dava konusu yerin insan eliyle yok edildiğini gösterdiğini, dava konusu taşınmaz ilişkin (2/B) çalışmasının tümü ile hatalı olduğunun tespiti yerine yazılı şekilde hüküm tesis edilmesinin 6831 sayılı Kanun ve Anayasa ile uyarlı olmadığını, anılan alanların bir an için tarım alanına dönüştüğü kabul edilse dahi taşınmazın orman sınırları dışına çıkarılması için yeterli olmadığını, zira, dava konusu yerdeki orman varlığının insan eliyle yok edildiğini, taşınmazın üzerinde orman örtüsü olmadığı farz edilse bile, taşınmazın (2/B) madde çalışması ile orman sınırı dışına çıkarılmasına hukuken olanak olmadığı gibi, dava konusu yerin (2/B) şartlarını taşımadığını, devlet ormanı sınırları içinde kalması gereken yerlerden olduğunu, memleket haritasının doğru yöntemle aplike edilmesi sonucunda dava konusu yerin 1981’den önce yeşil olduğu ve bu tarihten önce kendiliğinden nitelik yitirme olgusunun gerçekleşmediğinin aşikar olduğunu, dolayısıyla dava edilen taşınmazın tamamı için davanın kabulü gerekir iken yazılı şekilde hüküm tesisinin temyizi zorunlu kıldığını, kaldı ki, Kadastro Mahkemelerinin resen araştırma ilkesine göre yargılama yürüttüğünü, aleyhe bozma yasağının resen araştırma ilkesi kapsamında kalan hukuk davalarında uygulanabilme imkanı olmadığını, orman alanlarından toprak kazanılmasının mümkün olmadığını beyan ederek temyiz isteminde bulunmuştur. Asli müdahil Hazine vekili temyiz dilekçesinde; Bam dairesi kararının eksik, muğlak ve infaz kabiliyetinden uzak olduğunu, bu sebeple usul ve Kanun hükümlerine aykırı olduğunu ileri sürerek temyiz isteminde bulunulmuştur. Dahili davalı ... vekili temyiz dilekçesinde; müvekkiline ait 120 Ada 42 nolu parsel sayılı taşınmazın (2/B) uygulanmasına dair işlemin iptaline karar verildiğini, kararın hukuka ve usule aykırı olduğunu, bu taşınmazın müvekkiline dedelerinden kaldığını ve çok uzun yıllardan beri tarım arazisi olarak kullanıldığını, Mudanya Sulh Ceza Mahkemesinde açılan 1997/64 Esas nolu dava sırasında yapılan keşifte bu taşınmazın ormandan açma olmadığı, vergi kaydı içinde bulunan bir tarım arazisi olduğu, orman sayılmayan yerlerden olduğu anlaşıldığından davalının babası ... ... hakkında Beraat kararı verildiğini ve bu kararın yargıtayca onandığını, dava konusu taşınmazda 2008 yılında yapılan (2/B) çalışmasında 12.161.99 metrekare yerin (2/B) kapsamında olduğuna karar verildiğini, davacı idarece herhangi bir itiraz yapılmadığını, kararın kesinleşmesinden sonra 2013 yılında hazinece satışa çıkarıldığını ve müvekkili tarafından satın alındığını, bu işlemlerde hiçbir itiraz olmadığını, müvekkilinin 42 nolu parselinin 41 ve 43 nolu parsellerle benzerliği olmadığını, buna rağmen aynı 1 nolu parselden ayrılan 120 Ada 37, 38, 39, 40, 44, 45 nolu parseller yönünden (2/B) uygulamasının yerinde olduğuna karar verildiğini, bunun çelişki olduğunu, 2/B ye ayrılmış taşınmazların satışını düzenleyen Kanunun 7 ve 9. Maddelerine göre 2/B ile satılacak taşınmazlar hakkında açılmış davaların düşeceğini ve bu konuda idare ve şahısların dava açamayacaklarını, 120 ada 42 numaralı parselin hava fotoğraflarında 1955 yılında tarım alanı, 1968 yılında sürülmemiş tarım alanı, 1997 yılında tarım alanı olarak görüldüğü halde sırf 1987 yılında çalılık alan olarak görünüyor olmasının bu yerlerin (2/B) uygulaması ile orman sınırları dışına çıkartılmayacağı sonucu doğurmadığını, 1984 yılında hava fotoğrafının çekildiği tarihte tarlanın sürülmemiş olmasının böyle bir fotoğraf görüntüsünün ortaya çıkmasına yol açtığını, dava konusu yerlerin 1955 yılından itibaren kullanıcıların imkan ölçüsünde devamlı olarak, bazen de fasılalı olarak tarım amaçlı kullanıldığını, bu yerler hakkında daha önce Orman İdaresince açılmış olan ceza davalarının da beraat ile sonuçlandığını, bu yerler hakkında daha önce Orman İdaresince açılmış olan ceza davalarının beraat ile sonuçlandıklarının hususları değerlendirildiğinde kararın bozulması gerektiğini ileri sürerek temyiz isteminde bulunmuştur. Davalı ... ve ... vekili temyiz dilekçesinde; İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 37. Hukuk Dairesi tarafından kurulan hükmün hatalı olduğunu, dosyada mevcut tapu kayıtlarının dava konusu yere ait olduğunu, tapu kayıtlarının dava konusu taşınmaza uymadığı yönünde yapılan değerlendirmelerin kabulünün mümkün olmadığını, bilirkişi raporunun taşınmazın orman vasfına ilişkin raporda belirtilen soru işaretlerini gidermediğini, Mudanya Sulh Ceza Mahkemesi'nin 2007/186 Esas sayılı dosyasında yapılan yargılama esnasında tapu kaydı geldisinin 22.05.1956 tarihli tapu kaydı ve bunun geldisinin de 1328 tarihli tapu kaydı olduğu ve tapu kaydının davalı yere mevkii, hudut ve arazi vasfı ile aynen uyduğunun tespit edildiğini, ancak istinaf kaldırma kararı sonrası yapılan yargılamada düzenlenen bilirkişi raporunda iş bu dosyaya değinilmediğini, taşınmaz üzerinde 700-800 adet zeytin ağacı ile 200 civarı incir ağacı bulunduğunu, dava konusu edilen yerin orman ile bütünlük arz ettiği yönündeki değerlendirmelerin kabulünün mümkün olmadığını, bilirkişiler tarafından İlk Derece Mahkemesi dosyasına 27.01.2016 tarihli dilekçe ekinde sundukları tutanak içeriğinin incelenmediğini, mahkemece bu yönde bir araştırma yapılmaksızın kurulan hükmün hatalı olduğunu, İlk Derece Mahkemesince hükme esas alınan bilirkişi raporunda dava konusu taşınmazın hudutlarına ilişkin bir inceleme yapılmadığını, son tapu maliki müvekkili ... olduğu gözetildiğinde davanın müvekkil ... ve diğer davalılar ... ve ... açısından öncelikle husumetten reddi gerekirken tüm davalılar adına hüküm kurulmasının hatalı olduğunu, dava konusu taşınmazın müvekkillerinin murisi ...’un tapulu yeri olduğu ve muris ...’un vefatı sonrasında önce mirasçılarına sonrada son malik ... adına tescil olunduğu ve yıllardır kullanıldığı gözetilerek davanın reddi gerekirken aksi yönde kurulan hüküm hatalı olduğunu ileri sürerek temyiz isteminde bulunmuştur. Dahili Davalılar ... ve ... vekili temyiz dilekçesinde; kararın usul ve kanuna aykırı olduğunu, müvekkillerinin savunma hakkının kısıtlandığını, davanın konusunun (2/B) uygulamalarının iptaline dahil olmadığını, müvekkillerine ait taşınmazların davanın konusundan çok daha sonra oluşturulduğunu, her hangi bir itiraza uğramadığını, bedelleri ödenerek tapuların müvekkillerine devir işlemlerinin yapıldığının da sabit olduğunu, Orman İdaresi tarafından (2/B) uygulanma sürecinde de bir itirazda bulunulmadığını, davacı idare tarafından İlk Derece Mahkemesi kararının müvekkilleri yönünden istinaf kanun yoluna gidilmeden müvekkilleri lehine kesinleştiğini, Bölge Adliye Mahkemesi'nin bu hususta ayrıca karar verme yetkisinin olmadığını, İlk Derece Mahkemesince Mudanya ilçesi ... mahallesi 120 ada 1 Parsel sayılı taşınmazın (2/B) parseli olarak oluşturulan 120 ada 37, 38, 39, 40, 41, 42, 43, 44, 45 sayılı parselleri hariç bırakılarak bu parseller dışındaki alanın Orman niteliği ile Hazine adına tespit ve tescillerine karar verildiğini, Orman İdaresinin 120 ada ve 37 - 45 parsel arasında kalan taşınmazlar için aleyhe istinaf talebi olmaması nedeniyle, aleyhe hüküm yasağı gereği taşınmazların maliklerine tescillerine karar verilmiş olmasına rağmen, Bölge Adliye Mahkemesi'nin (2/B) uygulamasını yalnızca 41, 42 ve 43 numaralı parseller yönünden iptalinin doğru olmadığını, dosyada alınan raporların yetersiz, gerçeğe uygun olmayan ve tek taraflı olduğunu, davaya dahil edilen 37-45 arası parsellerin de dosya ile bir ilgisinin bulunmadığını, bölge Adliye Mahkemesi ve İlk Derece Mahkemesi'nin kararlarının icra edilebilir olmadığını ileri sürerek temyiz isteminde bulunmuştur. Dahili Davalı ... vekili temyiz dilekçesinde; kararın usul ve kanuna aykırı olduğunu, müvekkillerinin savunma hakkının kısıtlandığını, davanın konusunun (2/B) uygulamalarının iptaline dahil olmadığını, müvekkillerine ait taşınmazların davanın konusundan çok daha sonra oluşturulduğunu, her hangi bir itiraza uğramadığını, bedelleri ödenerek tapuların müvekkillerine devir işlemlerinin yapıldığının da sabit olduğunu, Orman İdaresi tarafından (2/B) uygulanma sürecinde de bir itirazda bulunulmadığını, davacı idare tarafından İlk Derece Mahkemesi kararının müvekkilleri yönünden istinaf kanun yoluna gidilmeden müvekkilleri lehine kesinleştiğini, Bölge Adliye Mahkemesi'nin bu hususta ayrıca karar verme yetkisinin olmadığını, İlk Derece Mahkemesince Mudanya ilçesi ... mahallesi 120 ada 1 Parsel sayılı taşınmazın (2/B) parseli olarak oluşturulan 120 ada 37, 38, 39, 40, 41, 42, 43, 44, 45 sayılı parselleri hariç bırakılarak bu parseller dışındaki alanın Orman niteliği ile Hazine adına tespit ve tescillerine karar verildiğini, Orman İdaresinin 120 ada ve 37 - 45 parsel arasında kalan taşınmazlar için aleyhe istinaf talebi olmaması nedeniyle, aleyhe hüküm yasağı gereği taşınmazların maliklerine tescillerine karar verilmiş olmasına rağmen, Bölge Adliye Mahkemesi'nin (2/B) uygulamasını yalnızca 41, 42 ve 43 numaralı parseller yönünden iptalinin doğru olmadığını, dosyada alınan raporların yetersiz, gerçeğe uygun olmayan ve tek taraflı olduğunu, davaya dahil edilen 37-45 arası parsellerin de dosya ile bir ilgisinin bulunmadığını, bölge Adliye Mahkemesi ve İlk Derece Mahkemesi'nin kararlarının icra edilebilir olmadığını ileri sürerek temyiz isteminde bulunmuştur. Dava, yargılama sırasında kadastro çalışması ve (2/B) çalışması yapılması nedeniyle kadastro tespitine ve (2/B) çalışmasına itiraz davasına dönüşen tapu iptali ve tescil davasıdır. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile Bölge Adliye Mahkemesi kararlarındaki gerekçelere, 6100 sayılı Kanun’un 369/1 inci maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden biri de bulunmadığına göre, temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacı ... İdaresi vekili, asli müdahil hazine vekili, davalı ... ve ... vekili, dahili davalı ... vekili, dahili davalı ... vekili ile dahili davalı ... vekilinin temyiz dilekçelerinde ileri sürdükleri nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesi uyarınca ONANMASINA, 3402 sayılı Kanun'un 36/A maddesi gereğince harç alınmasına yer olmadığına, peşin harcın istek halinde temyiz edenlere iadesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 26.03.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.