Yargıtay · 8. Hukuk Dairesi

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2019/3307 E. 2019/6124 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
8. Hukuk Dairesi
Esas No
2019/3307
Karar No
2019/6124
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi DAVA TÜRÜ : Kısıtlılığın Kaldırılması Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kabulüne ile ...'in TMK'nin 405.maddesi gereği kısıtlanmasına karar verilmiş olup hükmün kısıtlı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü. KARAR Kısıtlı vekili 15.10.2012 tarihli talep dilekçesinde; kısıtlı ...'in kısıtlama kararından sonra tedavi olduğu ve iyileştiği, alkol gibi kötü alışkanlıklarından uzaklaştığı ileri sürülerek vesayetin kaldırılması istenmiştir. Mahkemece ek karar ile kısıtlı hakkında TMK'nin 405.madde kapsamında vasi tayinine gerek yoktur sağlık kurulu raporu ile duruşmada dinlenilen tanık beyanları doğrultusunda ...'in kısıtlılık halinin kaldırılmasına karar verilmiş, temyiz üzerine (Kapatılan) 18. Hukuk Dairesince; ...’in, Türk Medeni Kanunu'nun 406. maddesi gereğince kısıtlanmasına karar verildiği, mahkemenin ise sağlık kurulu raporu ve kısıtlının kendisine genel vekaletname verdiği bazı tanıkların beyanlarını yeterli kabul edip kısıtlının akli durumunun yerinde olduğu değerlendirilerek karar verilmiş ise de, Türk Medeni Kanunu'nun 406 ve 475. maddeleri yönünden herhangi bir araştırma ve değerlendirme yapılmadığı gerekçesi ile eksik incelemeye dayalı mahkeme kararını bozmuştur. Mahkemece, bozma ilamına uyulmuş, sağlık kurulu raporu dahi alınmadan bu defa TMK'nin 406. madde kapsamında kısıtlılık kararı bulunan ...'in, TMK'nin 405.maddesi gereği yeniden kısıtlanmasına dair karar kısıtlı vekili tarafından temyiz edilmiştir. 04.06.1958 tarihli ve 15/6 ... Yargıtay İçtihadı Birleştirme kararı gereğince, maddi olayları açıklamak taraflara ve ileri sürülen olayları hukuken nitelemek ve uygulanacak Kanun hükümlerini tesbit etmek ve uygulamak görevi hakime aittir. Nitekim 6100 ... Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 33. maddesinde hâkimin, Türk hukukunu resen uygulayacağı belirtilmiştir. Bu ilke gereği açılan davayı nitelemek ve açılmış bir dava hakkında doğru hukuk kurallarını bulup uygulamak hâkime düşen bir görevdir. İncelemeye konu dosyadaki talep, Alanya 2. Sulh Hukuk Mahkemesinin 11.02.2009 tarihli ve 2007/929 Esas, 2009/111 Karar ... ilamıyla Türk Medeni Kanunu'nun 406. maddesi gereğince kısıtlanmasına karar verilen ...’in, kısıtlama kararından sonra tedavi olduğu ve iyileştiği, alkol gibi kötü alışkanlıklarından uzaklaştığı ileri sürülerek vesayetin kaldırılması istemine ilişkindir. Öncelikle, mahkemece vesayetin kaldırılmasına dair istemde eksik incelemeye dayalı bozma ilamına uyulmuş ise de gereği yerine getirilmemiş, hatta talep ve bozma dışına çıkılarak kısıtlı olan ve kişinin yeniden kısıtlanmasına karar verilmiştir. Yargıtayın bozma kararlarına karşı direnme hakkı yasalarımıza göre mahkemeye verilmiş olup, Mahkemece bozmaya uyulduktan sonra gereklerinin yerine getirilmesi ve bozma ilamında yazılı hususları karşılayacak şekilde araştırma ve inceleme yapılması zorunludur. Anayasa'nın 141. maddesi uyarınca, mahkeme kararlarının gerekçeli olarak yazılması gerekir. Bu husus 6100 ... Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 297. maddesinde de hüküm altına alınmıştır. Sözü edilen anayasal ve kanuni düzenlemeler gereğince, hakimin, tarafların iddia ve savunmalarının özetini, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususları, çekişmeli vakıalar hakkında toplanan delilleri, delillerin tartışılarak değerlendirilmesini, sabit görülen vakıalarla bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebepleri kararda göstermesi zorunludur. Maddi olgularla hüküm fıkrası arasındaki hukuki bağlantı da ancak bu şekilde kurulabilecek, ayrıca yasal unsurları taşıyan bu gerekçe sayesinde, kararların doğruluğunun denetlenebilmesi mümkün olacaktır. Kararın gerekçesi ile hüküm fıkrasının birbirine aykırı olmaması gerekir. Mahkemece uyulan bozma ilamının gereği yerine getirilmediği gibi, mahkemenin kısa kararı, gerekçeli kararın hüküm fıkrası ile gerekçe kısmı da birbiri ile çelişmektedir. Şöyle ki; mahkeme kısa kararında sadece "davanın kabulüne" şeklinde hüküm kurulmuş olup, talep ile kısa karar birlikte değerlendirildiğinde, kısıtlılık halinin kaldırılması kararı verildiği sonucu ortaya çıkarken; gerekçeli kararı hüküm fıkrasında ise; davanın kabulü ile ...'in ...'in Türk Medeni Kanun'nun 405. maddesi uyarınca kısıtlanmasına şeklinde karar verildiği, bu şekilde kısa karar ile gerekçeli kararın hüküm fıkraları arasında çelişki oluşturulduğu gibi, hükmün gerekçesi de hüküm fıkrası ile çeliştiği, hüküm fıkrasında TMK'nin 405. maddesi kapsamında akıl hastalığı veya akıl zayıflığı sebebiyle kısıtlama kararı verilmiş iken gerekçe de ise TMK'nin 406. madde kapsamında kısıtlı adayının alkol bağımlılığı, kötü yaşama tarzı sebebiyle kendisini ve ailesini darlık veya yoksulluğa düşürme tehlikesine yol açtığı ve bu yüzden devamlı korunmaya ve bakıma muhtaç olduğu gerekçesine yer verilmiştir. Böyle bir durumun bozma nedeni oluşturacağına ve bozmadan sonra mahkemenin önceki kısa kararla bağlı olmaksızın çelişkiyi giderme koşuluyla vicdani kanaatine göre karar verebileceğine, Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kurulunca 10/04/1992 tarihli ve 7/4 sayıyla karar verilmiştir. Mahkemece hüküm ile gerekçe arasında çelişki oluşturacak şekilde karar verildiği anlaşıldığından HMK'nin 298/2. maddesine aykırı kararın bozulması gerekmiştir. SONUÇ: Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı nedenlerle BOZULMASINA, bozma nedenine göre kısıtlı vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, HUMK'un 440/III-1, 2, 3 ve 4. bentleri gereğince ilama karşı karar düzeltme yolu kapalı bulunduğuna, 18.06.2019 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2019/3307, K. 2019/6124, T. 18.06.2019, www.arakarar.com/karar/yargitay-8-hukuk-dairesi-2019-3307-e-2019-6124-k-e01f27bf6c48