Yargıtay · 8. Hukuk Dairesi

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2012/8839 E. 2013/1713 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
8. Hukuk Dairesi
Esas No
2012/8839
Karar No
2013/1713
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi DAVA TÜRÜ : Tescil ... ile Hazine aralarındaki tescil davasının reddine dair Doğanhisar Asliye Hukuk Mahkemesi'nden verilen 01.03.2012 gün ve 62/48 ... hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından süresinde istenilmiş olmakla; dosya incelendi, gereği düşünüldü: K A R A R Davacı vekili; dava dilekçesinde mevkii ve sınırları yazılı bulunan yaklaşık 12500 m2 yüzölçümündeki taşınmazın satın alma yoluyla 20 yılı aşkın süredir eklemeli olarak vekil edeninin zilyetliğinde bulunduğu halde, iki ayrı zamanda yapılan kadastro çalışmaları sırasında unutularak, sehven tespit yapılmadığını iddia ederek, dava konusu taşınmazın kazandırıcı zamanaşımı ve zilyetlik hukuki nedenine dayanarak müvekkili adına tapu siciline tesciline karar verilmesini istemiştir. Davalı Hazine temsilcisi, davanın reddine karar verilmesini savunmuştur. Mahkemece; Ortada tapusuz ve sehven tespit harici kalan yerin söz konusu olduğu, birinci kadastro çalışmalarının 1992 yılında yapılıp kesinleştiği, akabinde ikinci kadastro çalışmasının 2006 yılında kesinleştiği ve davacının birinci kadastro çalışmasında dava konusu yerin çalışma bölgesinde olmadığını bildiğini ve bilmesi gerektiğini, kadastro komisyonuna itiraz etmesi gerektiği halde itiraz etmediğini dolayısı ile 2. kadastro çalışmalarının kesinleştiği 2006 tarihinden dava tarihine kadar davacının 20 yıllık zilyetlik süresinin dolmadığı ve yasanın aradığı nizasız ve fasılasız zilyet olma koşulunun da burada gerçekleşmediği kanaatine varılarak, davanın reddine karar verilmiştir. Hüküm; süresi içerisinde, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir. Doğanhisar Kadastro Müdürlüğünün, mahkemeye hitaben yazdığı, 19.08.2010 tarih, ...260/400 ... karşılık yazıda; "dava konusu taşınmazın bulunduğu Ayaslar Kasabasında 766 ... Tapulama Kanununa göre yapılan tapulama çalışmalarının 1992 yılında askı ilanına çıkıp kesinleşmiş olduğu, geriye kalan yerlerin ise 3402 ... Kadastro Kanununa göre 2006 yılında 30 günlük askı ilanına alınarak kesinleştiği bildirilmiştir. Davaya konu olan yer ayrı ayrı yapılmış olan Tapulama ve Kadastro çalışmaları esnasında sehven ölçülmediği anlaşılmaktadır. Mahallinde 16.09.2011 tarihinde yapılan keşif sonrası düzenlenen 28.09.2011 tarihli teknik bilirkişi raporundan; 1986 yılında 766 ... Tapulama Kanununa dayanılarak yapılan ilk tapulama çalışmaları ile 2006 yılındaki 3402 ... Kadastro Kanununa göre yapılan 2. kadastro çalışmaları sırasında dava konusu taşınmazın, Kadastro Müdürlüğü'nün yazı cevabında da belirtildiği gibi kadastro tespiti hiç yapılmayan, kadastrosu unutulan alanda kaldığı anlaşılmaktadır. Dava konusu taşınmazın, Ayaslar kasabasında yapılan tapulama çalışmaları ve kadastro çalışmaları sırasında her hangi bir işleme tabi tutulmadığına, tapulama veya kadastro harici bırakıldığı anlaşıldığına göre; tapusuz olduğu anlaşılan dava konusu taşınmazda davacının 20 yılılık nizasız ve fasılasız kazandırıcı zaman aşımı zilyetliği süresinin dava tarihine kadar dolup dolmadığının araştırılıp belirlenmesi gerekirken, usul ve kanuna aykırı bir şekilde ve dosya kapsamına uymayan düşüncelerle 2006 yılında tespit dışı bırakıldığı düşüncesinden hareketle 20 yılılık kazandırıcı zaman aşımı süresinin dolmadığı kabul edilerek davanın reddine karar verilmiş olması doğru olmamıştır. Öte yandan, TMK'nun 713/1. maddesine dayalı tescil davalarında, aynı Kanunun 713/3. maddesi uyarınca Hazine ve ilgili kamu tüzel kişileri yasal hasımdır. Somut olayda; dava konusu yerin Ayaslar beldesi belediye sınırları içinde bulunması nedeniyle Hazine yanında, ilgili belediye tüzel kişiliğine de husumet yöneltilmesi zorunludur. Öncelikle, taraf teşkili sağlanmadan işin esasına girilerek hüküm kurulması doğru olmamıştır. Öyle ise, davada, Ayaslar Belediye Tüzel Kişiliğine de husumet yöneltilmesi (TMK'nun m. 713/3), davaya katıldıkları takdirde varsa tüm delillerini bildirmeleri için süre ve imkan tanınması, bildirdiklerinde delillerinin toplanıp dosyadaki öteki tüm kanıtlarla birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken taraf teşkilinde yasal noksanlık gözardı edilerek yazılı olduğu biçimde hüküm kurulması da isabetsizdir. Davacı vekilinin temyiz itirazları açıklanan nedenlerle yerindedir. Kabulüyle hükmün 6100 ... HMK'nun Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 ... HUMK'nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, taraflarca HUMK'nun 388/4. (HMK m.297/ç) ve HUMK'nun 440/I maddeleri gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine ve 21,15 TL peşin harcın istek halinde temyiz eden davacıya iadesine, 19.02.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2012/8839, K. 2013/1713, T. 19.02.2013, www.arakarar.com/karar/yargitay-8-hukuk-dairesi-2012-8839-e-2013-1713-k-e84672e2f3e9