Yargıtay · 8. Hukuk Dairesi

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2012/8417 E. 2013/2382 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
8. Hukuk Dairesi
Esas No
2012/8417
Karar No
2013/2382
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi DAVA TÜRÜ : Tescil ... ile Hazine ve ... aralarındaki tescil davasının kısmen kabulüne ve kısmen açılmamış sayılmasına dair Bucak Asliye Hukuk Mahkemesi'nden verilen 17.04.2012 gün ve 188/116 ... hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davalı Hazine vekili, davalı ... vekili taraflarından süresinde istenilmiş olmakla; dosya incelendi, gereği düşünüldü: KARAR Davacı vekili, imar-ihya, ve kazanmayı sağlayan zilyetlik hukuksal sebeplerine dayanarak 1962 yılında yapılan kadastro çalışmalarında tescil harici bırakılan bir parça taşınmazın vekiledeni adına tapuya tesciline karar verilmesini istemiştir. Davalı Hazine vekili, dava konusu taşınmaz devletin hüküm ve tasarrufu altında yerlerden, olduğunu açıklamıştır. Davalı ... vekili ise taşınmaz zilyetlikle edinilemeyecek yerlerden olduğundan bu nedenle davanın reddini talep etmiştir. Mahkemece, davacı lehine zilyetlikle kazanma koşulları gerçekleştiğinden bahisle davanın kabulüne 06.11.2006 tarihli teknik bilirkişi raporunda özgülenen 4.945,44 m2'lik yerin davacı adına tapuya tesciline karar verilmiştir. Hüküm, davalı Hazine vekili ve ... vekili tarafından ayrı ayrı temyiz edilmiştir. Toplanan deliller ve tüm dosya kapsamından; Mahkemece yazılı gerekçe ile davanın kabulüne karar verilmiş ise de; yapılan araştırma ve inceleme hüküm kurmaya elverişli bulunmamaktadır. Şöyle ki; dava konusu taşınmaz, 1962 yılındaki Tapulama çalışmaları sırasında “tepe” vasfı tescil harici bırakılmıştır. Kural olarak, tepe nitelikli taşınmazlar Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan yerlerdendir. Ancak, böyle bir yer koşulları mevcut olduğu takdirde, niteliğine göre zilyetlik ve imar-ihya yoluyla kazanılabilir. Mahallinde dinlenen yerel bilirkişi ve tanıklar dava konusu taşınmazın en az 30 yıldan beri davacının zilyetliği altında bulunduğunu açıklamış ise de, imar-ihyaya muhtaç yerin ne şekilde ve hangi tarihler arasında imar ihya edildiğini açıklamadığı gibi 09.11.2009 tarihli teknik bilirkişi raporuna göre taşınmazın doğusunda bulunan ve davacı adına tescilli bulunun 8 parsele uygulanan 1937 tarih 3019 tahrir nolu vergi kaydında dava konusu taşınmazın yönü “orman” olarak okuduğu ve ziraat mühendisi bilirkişi raporuna göre tescili istenen yerin batısında fiilen çalılık bulunduğu halde bu husus dikkate alınmamıştır. Bilindiği üzere bir arazinin kullanım süresi ve niteliğini en iyi belirleme yöntemi hava fotoğraflarıdır. Bu hava fotoğraflarının kadastrodan sonraki, dava tarihinden önceki yıllara ait en az iki ayrı zamana ilişkin olması gerekir. Bu konuda sağlıklı bir yargıya ulaşmak için dava tarihi olan 2004 yılına göre 20 – 30 yıl öncesine ait (1974-1984 yılları arası) stereoskopik hava fotoğraflarının dosyada yer almış olması ve bu fotoğrafların stereoskopla incelenmesi gerektiği uzman öğretim üyelerinin yayınlarındaki görüşleri olup, bu görüş Dairenin kararlılık kazanmış içtihatlarıyla da benimsenmiştir. Ayrıca, stereoskopik çift hava fotoğrafı, bir stereoskop altında incelenirse arazinin üç boyutlu görüleceği, taşınmazın sınırlarının belirlenebileceği ve bu amaçla ekilemeyen bakir alanların net bir biçimde tespitinin yapılabilmesi olanaklıdır. Öte yandan, dosyadaki bilgi ve belgelere göre 1992 yılında yapılan orman kadastrosunda dava konusu taşınmazın orman sınırları dışında sayılan yerlerden olduğu tespit edilmişse de, orman mühendisi bilirkişinin araştırması taşınmazın kesinleşen orman kadastrosu sınırları içinde kalan yerlerden olup olmadığıyla sınırlı olup, kadastro öncesindeki durumunu yansıtmamaktadır. Bu halde, Mahkemece yapılacak iş, orman mühendisi, ziraat mühendisi, kadastro fen elemanı, jeodezi ve fotogrametri mühendisinden oluşacak uzman bilirkişi kurulu marifetiyle dava tarihinden 20-30 yıl öncesine ait (1979-1989 yılları arası) ve iki ayrı tarihte çekilmiş stereoskopik çift hava fotoğraflarının merciinden getirtilip stereoskop aletiyle yukarıdaki açıklamalar doğrultusunda inceleme yaptırılmalı, dava konusu taşınmazın en eski memleket haritası ve amenejman planındaki durumu dikkate alınarak 1992 kesinleşen orman kadastrosuna göre orman sınırı dışında kalan taşınmazda eğimin fazla olması, taşınmazın memleket haritası, amenajman planı ve hava fotoğraflarında çalılık görünmesi halinde 6831 ... Yasa'nın l/j maddesinin karşı kavramından orman sayılan yer olduğu düşünülmeli ve yirmi yıllık zilyetlik süresinin orman kadastrosunun kesinleştiği tarihten sonra işlemeye başlayacağı gözönünde bulundurulmalıdır. Taşınmazın zilyetlikle edinilebilecek yerlerden olduğunun belirlenmesi halinde ise yerel bilirkişi ve tanıklardan tepe vasfındaki taşınmazın kim tarafından hangi tarihte imar-ihyasına başlandığı, imar ihyanın hangi tarihte bittiği, taşınmazdaki tarımsal amaçlı zilyetliğin hangi tarihte başladığı, kim tarafından ne şekilde sürdürüldüğü sorularak zilyetlikle edinme koşullarının bulunup bulunmadığı araştırılmalı, beyanlar arasında çelişki bulunması halinde HMK'nun 261 maddesine göre giderilmesine çalışılmalı, tanık ve bilirkişi sözleri bilimsel esaslara göre hazırlanan bilirkişi raporlarıyla denetlenmeli ve toplanacak delillere göre bir karar verilmesi gerekirken eksik araştırma ve incelemeye dayanarak yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmamıştır. Davalı Hazine vekilinin temyiz itirazları açıklanan nedenlerle yerindedir. Kabulüyle hükmün 6100 ... HMK'nun Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 ... HUMK'nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, taraflarca HUMK'nun 388/4. (HMK m.297/ç) ve HUMK'nun 440/I maddeleri gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine ve 391,25 TL peşin harcın istek halinde temyiz eden davalı ...'na iadesine 28.02.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2012/8417, K. 2013/2382, T. 28.02.2013, www.arakarar.com/karar/yargitay-8-hukuk-dairesi-2012-8417-e-2013-2382-k-0293dd3429c7