Yargıtay · 8. Ceza Dairesi
Yargıtay 8. Ceza Dairesi 2025/4536 E. 2025/7773 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 8. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2025/4536
- Karar No
- 2025/7773
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ:Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2022/113 E., 2022/23 K. SUÇ : 6136 sayılı Kanun'a aykırılık İNCELEME KONUSU KARAR : Talepnamenin reddi KANUN YARARINA BOZMA YOLUNA BAŞVURAN: Adalet Bakanlığının istemi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: İlgili kararın kanun yararına bozulması
Ayvalık 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 26.01.2022 tarihli kararı ile sanık hakkında 6136 sayılı Ateşli Silahlar ve Bıçaklar ile Diğer Aletler Hakkında Kanun'a (6136 sayılı Kanun) aykırılık suçundan Ayvalık Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından düzenlenen 26.01.2022 tarihli talepnamenin atılı suçun yasal unsurlarının oluşmadığından bahisle reddine kesin olarak karar verildiği anlaşılmıştır. Adalet Bakanlığının, 5271 Kanun’un 309/1. maddesi uyarınca, 13.03.2023 tarihli ve 2022/9189 sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 18.04.2025 tarihli ve KYB-2025/44771 Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü:
I. İSTEM Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 18.04.2025 tarihli ve KYB-2025/44771 sayılı kanun yararına bozma isteminin; "5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 250/2. maddesindeki “Cumhuriyet savcısı veya kolluk görevlileri, şüpheliyi, seri muhakeme usulü hakkında bilgilendirir.”, anılan Kanun’un 250/3. maddesindeki “Cumhuriyet savcısı tarafından seri muhakeme usulünün uygulanması şüpheliye teklif edilir ve şüphelinin müdafii huzurunda teklifi kabul etmesi halinde bu usul uygulanır.”, aynı Kanun’un 250/4. maddesindeki “Cumhuriyet savcısı, Türk Ceza Kanununun 61 inci maddesinin birinci fıkrasında belirtilen hususları göz önünde bulundurarak, suçun kanuni tanımında öngörülen cezanın alt ve üst sınırı arasında tespit edeceği temel cezadan ve koşulları bulunduğu takdirde zincirleme suça ilişkin hükümler uygulandıktan sonra belirlenen cezadan yarı oranında indirim uygulamak suretiyle yaptırımı belirler..”, anılan Kanun’un 250/9. maddesindeki “Mahkeme, şüpheliyi müdafii huzurunda dinledikten sonra üçüncü fıkradaki şartların gerçekleştiği ve eylemin seri muhakeme usulü kapsamında olduğu kanaatine varırsa talepte belirtilen yaptırım doğrultusunda hüküm kurar; aksi takdirde talebi reddeder ve soruşturmanın genel hükümlere göre sonuçlandırılması amacıyla dosyayı Cumhuriyet Başsavcılığına gönderir. Mazaretsiz olarak mahkemeye gelmeyen şüpheli, bu usulden vazgeçmiş sayılır.”, aynı Kanun’un 250/14. maddesindeki “Dokuzuncu fıkra kapsamında Cumhuriyet savcısının talebi doğrultusunda mahkemece kurulan hükme itiraz edilebilir.” şeklindeki, 31/12/2019 tarihli ve 30995 (4. Mükerrer) sayılı Resmî Gazetede yayınlanarak 01/01/2020 tarihinde yürürlüğe giren Ceza Muhakemesinde Seri Muhakeme Yönetmeliğinin 14. maddesindeki "Mahkeme, eylemin seri muhakeme usulü kapsamında olduğu, bu usulün şüpheliye Kanunda öngörülen koşullar çerçevesinde teklif edildiği ve şüphelinin bu teklifi müdafii huzurunda özgür iradesiyle kabul ettiği kanaatine varırsa talepte belirlenen yaptırım doğrultusunda hüküm kurar." , aynı Yönetmeliğin 13/4. maddesindeki "Mahkemece, isnat olunan suçun seri muhakeme usulü kapsamında olmadığı veya Kanunun 250 nci maddesinin üçüncü fıkrasında belirtilen şartların gerçekleşmediği kanaatine varılması hâllerinde talep reddedilir. Bu durumda, dosya Cumhuriyet başsavcılığına gönderilir ve soruşturma genel hükümlere göre sonuçlandırılır." şeklindeki ve anılan Yönetmeliğin "itiraz" başlıklı 15/1. maddesinde yer alan, "Mahkemece Yönetmeliğin 14 üncü maddesinin birinci fıkrası kapsamında Cumhuriyet savcısının talebi doğrultusunda kurulan hükme genel hükümler çerçevesinde itiraz edilebilir." şeklindeki düzenlemeler karşısında, Somut olayda, Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından 5271 sayılı Kanun'un 250/4. maddesi uyarınca suçun kanuni tanımındaki öngörülen cezanın belirlenmesini müteakip, seri muhakeme usulü kapsamında şüpheliye tüm sonuçları ile belirtilen teklifin, müdafii huzurunda kabul edildiği ve bu doğrultuda Ayvalık Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 26/01/2022 tarihli talepnamenin düzenlendiği anlaşılmakla, hızlı bir şekilde karar verilmesi amaçlanan bu usulde anılan Kanun ve Yönetmelik kapsamında Mahkemesince hüküm kurulması için, seri muhakeme usulünün şüpheliye Kanunda öngörülen koşullar çerçevesinde teklif edildiğine ve şüphelinin bu teklifi müdafii huzurunda özgür iradesiyle kabul ettiğine yönelik kanaate varmanın yeterli olduğu, mahkemesince; talepnamenin reddine yönelik incelemenin sınırı, isnat olunan suçun seri muhakeme usulü kapsamında olup olmadığı ve 5271 sayılı Kanun'un 250/3. maddesinde belirtilen şartların gerçekleşip gerçekleşmediği hususları ile sınırlı olduğu cihetle, talepnamenin kabulü ile karar verilmesi yerine yazılı gerekçe ile talepnamenin reddine karar verilmesinde isabet görülmemiştir." Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır.
II. GEREKÇE 1. 5271 sayılı Kanun'un 250. maddesinin, inceleme konusu ile ilgili olan dokuzuncu fıkrası şöyledir; "(9)Mahkeme, şüpheliyi müdafii huzurunda dinledikten sonra üçüncü fıkradaki şartların gerçekleştiği, eylemin seri muhakeme usulü kapsamında olduğu ve dosyadaki mevcut delillere göre mahkûmiyet kararı verilmesi gerektiği kanaatine varırsa talep yazısında belirtilen yaptırımdan daha ağır olmamak üzere dört ila yedinci fıkra hükümleri doğrultusunda hüküm kurar; aksi takdirde talebi reddeder ve soruşturmanın genel hükümlere göre sonuçlandırılması amacıyla dosyayı Cumhuriyet Başsavcılığına gönderir. Mazeretsiz olarak mahkemeye gelmeyen şüpheli, bu usulden vazgeçmiş sayılır." Şeklinde düzenlenmiştir. 8.7.2021 tarihli ve 7331 sayılı Kanun'un 22. maddesiyle, bu fıkrada yer alan “şartların gerçekleştiği ve eylemin seri muhakeme usulü kapsamında olduğu kanaatine varırsa talepte belirlenen yaptırım doğrultusunda” ibaresi “şartların gerçekleştiği, eylemin seri muhakeme usulü kapsamında olduğu ve dosyadaki mevcut delillere göre mahkûmiyet kararı verilmesi gerektiği kanaatine varırsa talep yazısında belirtilen yaptırımdan daha ağır olmamak üzere dört ila yedinci fıkra hükümleri doğrultusunda” şeklinde değiştirilmiştir Sanık hakkında yukarıda izah edilen değişiklikten sonra Mahkemesi tarafından talepnamenin kabul edilerek hüküm kurulması için ayrıca sanık için dosyadaki mevcut delillere göre mahkûmiyet kararı verilmesi gerektiği kanaatine varılması şartı eklenmiştir. 2. Bu kapsamda inceleme konusu dava dosyası değerlendirildiğinde; olay tarihinde sanığın sevk ve idaresinde bulunan motosikletin durdurulduğu, üzerinde bulunan kısa dipçikli tek namlulu, namlusu kesilmiş KURAL marka 12 Cal. tüfek ile 4 adet fişeği rızaen görevlilere teslim ettiği, bahse konu tüfeğin 19.02.2021 tarihinde aldırılan kriminal uzmanlık raporunda 6136 sayılı Ateşli Silah ve Bıçaklar ile Diğer Aletler Hakkındaki Yönetmeliğin değişik 2/f maddesinde belirtilen tabancanın tarifi uyarınca silahın fişek yatağı hariç 30 cm den küçük olması, toplam uzunluğunun da 50 cm den kısa olması nedeniyle tabanca tanımına uyduğu bu sebeple 6136 sayılı Kanun'a göre yasak niteliği haiz ateşli silah olarak tespit edildiği anlaşılmakla, dosyadaki mevcut delillere göre sanık hakkında mahkûmiyet kararı verilmesi ve talep yazısında belirtilen yaptırımdan daha ağır olmamak üzere dört ila yedinci fıkra hükümleri doğrultusunda hüküm kurulması gerektiği gözetilmeksizin talepnamenin reddine karar verilmesi, Kanun’a aykırı olup kanun yararına bozma talebi değişik gerekçe ile yerinde görülmüştür.
III. KARAR 1. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin KABULÜNE, 2. Ayvalık 2. Asliye Ceza Mahkemesinin, 26.01.2022 tarihli ve 2022/113 Esas, 2022/23 Karar sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 309/3. maddesi gereğince, oy birliğiyle değişik gerekçe ile KANUN YARARINA BOZULMASINA, 5271 sayılı Kanun’un 309/4-b maddesi uyarınca gerekli işlemin yapılması için dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 16.10.2025 tarihinde karar verildi.