Yargıtay · 8. Ceza Dairesi
Yargıtay 8. Ceza Dairesi 2025/3985 E. 2025/8778 K. – Yalan Tanıklık
Konu: Yalan Tanıklık
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 8. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2025/3985
- Karar No
- 2025/8778
- Karar Tarihi
- Konu
- Yalan Tanıklık
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2016/289 Esas, 2017/314 Karar SUÇ : Yalan tanıklık İNCELEME KONUSU KARAR : Mahkumiyet KANUN YARARINA BOZMA YOLUNA BAŞVURAN : Adalet Bakanlığının istemi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İlgili kararın kanun yararına bozulması
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının Tebliğnamesinde karar numarasının "314" yerine sehven "317" olarak belirtildiği belirlenmekle; Iğdır 4. Asliye Ceza Mahkemesinin, 26.10.2017 tarihli kararı ile hükümlü hakkında yalan tanıklık suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanun' un (5237 sayılı Kanun) 272/3, 62. maddeleri uyarınca 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına dair hükme ilişkin sanığın 03.11.2017 tarihli dilekçesi ile istinaf başvurusunda bulunması üzerine Iğdır 4. Asliye Ceza Mahkemesinin 08.12.2017 tarihli ek kararı ile kanuni süresinden sonra başvuruda bulunduğu gerekçesi ile istemin reddine karar verildiği anlaşılmıştır. Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı Kanun'un 309/1. maddesi uyarınca, 10.03.2025 tarihli ve 2024/16099 sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 28.03.2025 tarihli ve KYB-2025/33228 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü:
I. İSTEM Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 28.03.2025 tarihli ve KYB-2025/33228 kanun yararına bozma isteminin; “Dosya kapsamına göre, başka bir suçtan ... T Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda hükümlü olarak bulunan ve duruşmada SEGBİS ile hazır edilen sanığın yüzüne karşı verilen kararda, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 263. maddesi uyarınca ceza infaz kurumu ve tutukevi müdürüne beyanda bulunmak veya bu hususta bir dilekçe vermek suretiyle de karara itiraz edebileceği hususunun gösterilmediği anlaşıldığından, anılan kararın kesinleşmediği cihetle, hükümlü tarafından verilen 03/11/2017 tarihli dilekçenin öğrenme üzerine süresinde verilmiş istinaf dilekçesi olarak kabulü ile dosyanın Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesi gerekirken, sanığın istinaf talebinin kabulü yerine yazılı şekilde reddine karar verilmesinde isabet görülmemiştir.” Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır.
II. GEREKÇE 1.5271 sayılı Kanun'un "Tutuklunun kanun yollarına başvurması" başlıklı maddesinin inceleme konusu ile ilgili olan birinci fıkrası; "Tutuklu bulunan şüpheli veya sanık, zabıt kâtibine veya tutuklu bulunduğu ceza infaz kurumu ve tutukevi müdürüne beyanda bulunmak suretiyle veya bu hususta bir dilekçe vererek kanun yollarına başvurabilir.." Şeklinde düzenlenmiştir. 2.Karar tarihinde başka suçtan hükümlü olup ... T Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda hükümlü olduğu anlaşılan sanığın , SEGBİS ile yüzüne karşı verilen hükmün yasa yolu bildiriminde 5271 sayılı Kanun'un 263. maddesine göre “bulunduğu cezaevi aracılığıyla vereceği dilekçe ile karara itiraz edebileceğinin belirtilmemesi” nedeniyle anılan kararın kesinleşmediği, hükümlü tarafından verilen 03.11.2017 tarihli istinaf dilekçesinin öğrenme üzerine süresinde olduğunun kabulü ile istinaf incelemesinin yapılabilmesi için dosyanın Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesi gerekirken yazılı şekilde istinaf başvurusunun reddine karar verilmesi, Kanun’a aykırı olup kanun yararına bozma talebi yerinde görülmüştür.
III. KARAR 1. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin KABULÜNE, 2. Iğdır 4. Asliye Ceza Mahkemesinin 08.12.2017 tarihli ve 2016/289 Esas, 2017/314 Karar sayılı ek kararının 5271 sayılı Kanun’un 309/3. maddesi gereği, oy birliğiyle KANUN YARARINA BOZULMASINA, 5271 sayılı Kanun’un 309/4-b maddesi uyarınca gerekli işlemin yapılması için dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 13.11.2025 tarihinde karar verildi.