Yargıtay · 8. Ceza Dairesi
Yargıtay 8. Ceza Dairesi 2024/20328 E. 2024/9694 K. – Kimliği Hakkında
Konu: Kimliği Hakkında Yalan Beyanda Bulunma
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 8. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2024/20328
- Karar No
- 2024/9694
- Karar Tarihi
- Konu
- Kimliği Hakkında Yalan Beyanda Bulunma
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2002/181 E., 2004/106 K. SUÇ : Kimliği hakkında yalan beyanda bulunma HÜKÜM : Eski hale getirme ve yargılamanın yenilenmesi talebinin reddi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama 5271 sayılı Ceza Muhakemsi Kanununun (5271 sayılı Kanun) 42 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca eski hale getirme talebini değerlendirerek kabulüne ya da reddine dair karar verme yetkisi Yargıtay'a ait bulunmasına rağmen yerel mahkemece bu istemle ilgili olarak verilen kararların hukuken geçersiz bulunduğu belirlenip, eski hale getirme ve taleplerinin reddine ilişkin ek kararların hukuki değerden yoksun olduğu kabul edilerek yapılan incelemede; 5271 sayılı Kanun'un 34/2. maddesine göre; "Kararlarda, başvurulabilecek kanun yolu, süresi, mercii ve şekilleri belirtilir." Aynı Kanun'un 263/1. maddesine göre ise; ''Hükümlü bulunan şüpheli veya sanık; Zabıt Katibine veya bulunduğu Ceza İnfaz Kurumu ve Tutukevi Müdürüne beyanda bulunmak suretiyle veya bu hususta bir dilekçe vererek kanun yollarına başvurabilir.'' şeklindeki düzenleme ve 7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun 19. maddesinde "Tebligatın yapıldığı tarihte kişinin cezaevinde hükümlü veya tutuklu olarak bulunması halinde tebligatın cezaevi müdür veya memuru aracılığıyla yapılması gerektiği" şeklindeki düzenleme birlikte değerlendirildiğinde, hükümde kanun yoluna başvuru şeklinin açık biçimde gösterilmediği, hüküm tarihinde Kalecik (Kapatılan) K1 Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumu'nda hükümlü olan sanığa, 24.09.2004 tarihli kararın infaz kurumu yerine ikametgah adresine 08.12.2004 tarihinde tebliğ edilmiş ise de; UYAP kayıtlarına göre gerekçeli kararın tebliğ edildiği tarihte sanığın cezaevinde olması nedeniyle tebliğ işlemi usulsüz olup, sanığın eski hale getirme talebinin kabulüne karar verilerek yapılan incelemede; Sanık hakkında kurulan hükmün, karar tarihi itibarıyla temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan usul hükümlerine göre temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz isteğinin süresinde olduğu ve reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü: 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 7 nci ve 5252 sayılı sayılı Kanun'un 9 uncu maddeleri karşısında; sanığa yüklenen 765 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 343/2. maddesinde (5237 sayılı Kanun'un 206 ncı maddesi) düzenlenen "Kişi hüviyet veya sıfatına ilişkin yalan beyanda bulunma" suçunun Kanundaki cezasının miktarı ve üst sınırına göre, suç tarihinde yürürlükte bulunan 765 sayılı Kanun'un 102/4. maddesi ve 104/2. maddesi uyarınca 7 yıl 6 aylık olağanüstü dava zamanaşımının öngörüldüğü, suç tarihinden temyiz inceleme tarihine kadar bu sürenin gerçekleşmiş olduğu belirlenmiştir. Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle İskilip Asliye Ceza Mahkemesinin, 24.09.2004 tarih ve 2002/181 Esas, 2004/106 Karar sayılı kararına yönelik sanığın temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu'nun (1412 sayılı Kanun) 321 inci maddesinin birinci fıkrası gereği BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 322 nci maddesinin birinci fıkrasının (1) numaralı bendinin verdiği yetkiye dayanılarak sanık hakkındaki kamu davasının gerçekleşen dava zamanaşımı nedeniyle 765 sayılı Kanun'un 102/4 ve 104/2 maddesi gözetilerek Tebliğnameye aykırı olarak, oybirliğiyle DÜŞMESİNE, Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 17.12.2024 tarihinde karar verildi.