Yargıtay · 8. Ceza Dairesi

Yargıtay 8. Ceza Dairesi 2023/4320 E. 2024/770 K. – İftira

Konu: İftira

Mahkeme
Yargıtay
Daire
8. Ceza Dairesi
Esas No
2023/4320
Karar No
2024/770
Karar Tarihi
Konu
İftira

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2022/275 E., 2023/182 K. SUÇ : İftira HÜKÜM : Mahkûmiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama Sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan usul hükümlerine göre temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz isteğinin süresinde olduğu ve reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ 1. Özalp Cumhuriyet Başsavcılığının 06.10.2015 tarihli iddianamesi ile, sanığın iftira suçundan cezalandırılması talep olunmuştur. 2. Özalp 1. Asliye Ceza Mahkemesinin, 04.03.2016 tarihli kararı ile, sanığın atılı suçtan beraatine karar verilmiştir. 3. İlgili kararın Cumhuriyet Savcısı tarafından temyizi üzerine Dairemizin 21.09.2022 tarihli ilamı ile, sübut yönünden bozulmasına karar verilmiştir. 4. Bozmaya uyularak yapılan yargılamada, Özalp 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 24.05.2023 tarihli kararı ile sanığın atılı suçtan mahkumiyetine karar verilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ Sanık müdafinin temyiz isteği, kastın bulunmadığına ilişkindir. III. OLAYLAR VE OLGULAR 1. Dava konusu olay, 27.01.2012 tarihli eski hale getirme dilekçesinde ve 02.02.2012 tarihli Cumhuriyet Başsavcılığı ifadesinde, Özalp 1. Asliye Ceza Mahkemesi tarafından kendisine gönderilen tebliğe ilişkin evrak üzerindeki imzanın kendisine ait olmadığını, işçisi şikayetçi ...'a ait olduğunu beyan etmek suretiyle, bu mağdur ve posta memuru olan mağdur ... hakkında resmi belgede sahtecilik ve görevi kötüye kullanma suçlarını işlediklerinden bahisle iftira ettiği iddiasına ilişkindir. 2. Şikayetçiler hakkında resmi belgede sahtecilik suçundan kovuşturmaya ilişkin Van 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 2012/347 Esas, 2015/130 Karar sayılı dosya sureti ve 08.04.2015 tarihli beraat kararları dosya içeriğine eklenmiştir. 3. Van Jandarma Kriminal Laboratuvarının 13.02.2015 tarihli raporda, suça konu tebliğ evrakındaki imzanın, sanığın eli ürünü olduğu mütalaa edilmiştir. 4. Sanık savunmasında, kastının olmadığını beyan ederek suçlamayı inkar etmiştir. IV. GEREKÇE 1. Olaylar ve olgular bölümündeki tespitler, sanık savunması ve tüm dava dosyasına göre, sanığın, 27.01.2012 tarihli eski hale getirme dilekçesinde ve 02.02.2012 tarihli Cumhuriyet Başsavcılığı ifadesinde, şikayetçi ... hakkında, işlemediğini bildiği halde, hakkında soruşturma ve kovuşturma başlatılmasını ya da idari bir yaptırım uygulanmasını sağlamak için resmi belgede sahtecilik yaptığını ve görevi kötüye kullandığını beyan etmek suretiyle iftira ettiği, şikayetçi ...'ın ise, 09.12.2012 tarihinde şüpheli sıfatıyla verdiği ifadesinde, sanığın talebi üzerine, tebliğ evrakını teslim alanın kendisi olduğunu ve sanığın imzasını taklit ettiğini beyan etmesi nedeniyle, iftira suçunun mağduru olmayıp, sanık yararına ifade veren kişi olduğu, suçun mağdurunun sadece posta memuru olan ... olduğu anlaşıldığından, somut olayda uygulanma koşulları bulunmayan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 43 üncü maddesinde düzenlenen zincirleme suç hükümlerinin tatbiki ile hüküm kurulması, hukuka aykırı bulunmuştur. 2. 5237 sayılı Kanun'un 267 nci maddesinin ikinci fıkrasında düzenlenen maddi eser ve delil uydurmak suretiyle iftira suçunun oluşabilmesi için fail, sadece soyut olarak bir suç ya da idari yaptırım gerektiren fiil isnadında bulunmamakta, bu isnadın inandırıcı olabilmesi için maddi eser ve delil de hazırlamaktadır. Daha önceden var olan maddi eser ve delil sunulması, iftira eyleminden sonra isnadın ispatı amacıyla sonradan uydurulması ya da delilin iftiraya konu eylemi ispat gücünün olmaması halinde suçun nitelikli şekli gerçekleşmez. Maddi eser ve delilin şikayet dilekçesi veya ihbarla birlikte uydurularak bildirilmesi halinde bu fıkrada tanımlanan nitelikli suçun oluşacağı, somut olayda; sanığın, şikayetine konu tebligat evrakındaki imzanın kendisine ait olmadığını beyan ederek suç isnadından bulunduktan sonra, aşamalarda, tebliğ evrakını ...'ın aldığını beyan etmesi ve Şenol'un da benzer şekilde beyanda bulunması karşısında, mağdura isnat olunan resmi belgede sahtecilik ve görevi kötüye kullanma suçlarının maddi eser ve delillerinin uydurulması söz konusu olmadığı halde sanık hakkında 5237 sayılı Kanun'un 267 nci maddesinin ikinci fıkrası uygulanarak fazla ceza tayini, isabetli görülmemiştir. V. KARAR Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle, Özalp 1. Asliye Ceza Mahkemesinin, 24.05.2023 tarihli kararına yönelik sanık müdafinin temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğnameye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 24.01.2024 tarihinde karar verildi.

Atıf: Yargıtay 8. Ceza Dairesi, E. 2023/4320, K. 2024/770, T. 24.01.2024, www.arakarar.com/karar/yargitay-8-ceza-dairesi-2023-4320-e-2024-770-k-fb0dc7d51053