Yargıtay · 8. Ceza Dairesi

Yargıtay 8. Ceza Dairesi 2023/1012 E. 2024/6786 K. – Hükümlü Veya

Konu: Hükümlü Veya Tutuklunun Kaçması

Mahkeme
Yargıtay
Daire
8. Ceza Dairesi
Esas No
2023/1012
Karar No
2024/6786
Karar Tarihi
Konu
Hükümlü Veya Tutuklunun Kaçması

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2019/881 E., 2020/782 K. SUÇ : Hükümlü veya tutuklunun kaçması KARAR : Mahkumiyet KANUN YARARINA BOZMA YOLUNA BAŞVURAN : Adalet Bakanlığının istemi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İlgili kararın kanun yararına bozulması Aksaray 4. Asliye Ceza Mahkemesinin, 17.07.2020 tarihli ve 2019/881 Esas, 2020/782 Karar sayılı kararı ile hükümlü hakkında hükümlü veya tutuklunun kaçması suçundan 5 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ilişkin hükmün, istinaf edilmeksizin 31.10.2020 tarihinde kesinleştiğine dair kesinleştirme şerhi düzenlendiği belirlenmiştir. Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 309 uncu maddesinin birinci fıkrası uyarınca 13.03.2023 tarihli evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 30.03.2023 tarihli ve KYB- 2023/31960 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü: I. İSTEM Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 30.03.2023 tarihli ve KYB- 2023/31960 sayılı kanun yararına bozma isteminin; "... Aksaray Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 21/03/2019 tarihli ve 2019/3218 soruşturma, 2019/1775 esas, 2019/1513 sayılı iddianame ile açılan kamu davası üzerine Aksaray 4. Asliye Ceza Mahkemesince 17/07/2020 tarihinde mahkumiyet kararı verilerek söz konusu kararın 31/10/2020 tarihinde kesinleştirilmesi yapılmış ise de, sanığın yargılamaya konu eylemi hakkında Aksaray Cumhuriyet Başsavcılığının 11/09/2019 tarihli ve 2019/3006 soruşturma, 2019/4197 esas, 2019/3591 sayılı iddianamesi ile sanık hakkında açılan kamu davası üzerine yapılan yargılama neticesinde Aksaray 5. Asliye Ceza Mahkemesinin 27/12/2019 tarihli ve 2019/127 esas, 2019/79 sayılı kararı ile mahkumiyetine karar verildiği ve anılan kararın 15/01/2020 tarihinde kesinleştiği, her iki hüküm bakımından da istinaf kanun yoluna başvurulmadığı anlaşılmakla, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 223/7. maddesinde yer alan, “Aynı fiil nedeniyle, aynı sanık için önceden verilmiş bir hüküm veya açılmış bir dava varsa davanın reddine karar verilir.” şeklindeki düzenleme gereğince mükerrer açılan davanın reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesinde isabet görülmemiştir.." Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır. II. GEREKÇE 1. 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesi uyarınca kanun yararına bozma yoluna, istinaf veya temyiz incelemesinden geçmeden kesinleşen hüküm ve kararlar aleyhine gidilebilir. 2. 7201 sayılı Tebligat Kanunu’nun (7201 sayılı Kanun) 16 ncı maddesinde "Kendisine tebliğ yapılacak şahıs adresinde bulunmazsa tebliğ kendisi ile aynı konutta oturan kişilere veya hizmetçilerinden birine yapılır" ve aynı Kanun'un 22 nci maddesinde “Muhatap yerine kendisine tebliğ yapılacak kimsenin görünüşüne nazaran onsekiz yaşından aşağı olmaması ve bariz bir surette ehliyetsiz bulunmaması lazımdır” şeklinde düzenlemeler mevcuttur. 3. Tebligat Kanunu'nun Uygulanmasına Dair Yönetmeliğin "Aynı konutta oturan kişilere veya hizmetçiye tebligat" başlıklı 25 inci maddesinde yine "Kendisine tebligat yapılacak kişi adresinde bulunmazsa tebliğ, kendisi ile aynı konutta oturan kişilere veya hizmetçilerinden birine yapılır." şeklinde ve yine aynı yönetmeliğinin Muhatabın geçici olarak başka yere gitmesi başlıklı 29 uncu maddesinde "21, 22, 23, 25, 26 ve 27 nci maddelerde yazılı kişiler, tebliğ yapılacak olanın geçici olarak başka yere gittiğini belirtirlerse, tebliğ memuru, muhatabın hangi sebeple adresten geçici olarak ayrıldığını, beyanda bulunanın adı ve soyadı ile sıfatını tebliğ tutanağına yazar. Tebliğ tutanağını beyanda bulunana imzalattırır ve tebliğ edilecek evrakı beyanda bulunana verir. Bu kişiler, tebliğ evrakını kabule mecburdurlar." şeklinde düzenlemeler mevcuttur. 4. İncelenen dosyada gıyabi kararın hükümlü ...'ya tebliğine ilişkin tebligat evrakında; “muhattabın adreste bulunmaması sebebiyle aynı çatı altında ikamet eden tebellüğe ehil ... Koyuncu'ya tebliğ edildi” ifadesinin yazılı olduğu, ancak sanığın adreste bulunmama sebebi, tebligatı teslim alan şahsın hükümlü ile yakınlık derecesi, sıfatı ve ... olup olmadığı belirtilmediğinden tebliğ işleminin usulsüz olduğu ve inceleme konusu hükmün kesinleşmediği anlaşılmıştır. 4. Henüz kesinleşmediği belirlenen inceleme konusu hükmün kanun yararına bozma talebine konu edilemeyeceği belirlenmekle, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin reddine karar vermek gerekmiştir. III. KARAR Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, kanun yararına bozma istemi doğrultusunda düzenlediği Tebliğnamedeki düşünce yerinde görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesindeki koşulları taşımayan KANUN YARARINA BOZMA İSTEMİNİN oy birliğiyle REDDİNE, Dava dosyasının, Mahkemesine sunulmak üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 18.09.2024 tarihinde karar verildi.

Atıf: Yargıtay 8. Ceza Dairesi, E. 2023/1012, K. 2024/6786, T. 18.09.2024, www.arakarar.com/karar/yargitay-8-ceza-dairesi-2023-1012-e-2024-6786-k-3c5d4478b042