Yargıtay · 8. Ceza Dairesi
Yargıtay 8. Ceza Dairesi 2021/18884 E. 2024/8316 K. – Eşe Karşı Eziyet
Konu: Eşe Karşı Eziyet
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 8. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2021/18884
- Karar No
- 2024/8316
- Karar Tarihi
- Konu
- Eşe Karşı Eziyet
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2019/1233 Esas, 2021/255 Karar SUÇ : Eşe karşı eziyet HÜKÜM : Mahkûmiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Red-Onama İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü: I.HUKUKİ SÜREÇ A. Muş Cumhuriyet Başsavcılığının 18.12.2017 tarihli iddianamesiyle; sanığın, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 96 ncı maddesinin ikinci fıkrasının (b) bendi uyarınca cezalandırılması ve hak yoksunluklarının uygulanması istemiyle kamu davası açılmıştır. B. Muş 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 28.12.2018 tarihli kararıyla; sanığın, 5237 sayılı Kanun'un 96 ncı maddesinin ikinci fıkrasının (b) bendi uyarınca 3 yıl hapis cezasıyla cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarının uygulanmasına karar verilmiştir. C. Erzurum Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesinin 29.01.2021 tarihli ve 2019/1233 Esas, 2021/255 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik katılan kurum vekilinin ve sanığın istinaf başvurularına ilişkin olarak 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (g) bendi uyarınca duruşmalı yapılan inceleme neticesinde aynı Kanun’un 280 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılması ile sanığın eşe karşı eziyet suçundan 5237 sayılı Kanun’un 96 ncı maddesinin ikinci fıkrasının (b) bendi uyarınca 5 yıl hapis cezasıyla cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarının uygulanmasına karar verilmiştir. D. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca; sanığın temyiz istemi yönünden red, katılan Bakanlık vekilinin temyiz istemi yönünden onama kararı verilmesi görüşünü içeren Tebliğname ile Dava dosyası daireye tevdii edilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ A. Katılan kurum vekilinin temyiz istemi; cezanın bireyselleştirilmesinin hukuka ve usule uygun olmadığına ve vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğine ilişkindir. B. Sanığın temyiz istemi ise; atılı suçu işlemediğine ve beraatine karar verilmesi gerektiğine ilişkindir. III. OLAY VE OLGULAR A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü 1.Dava konusu olay; sanığın eşi olan mağduru uzun süreden beri darp etmek, şikayet günü ise kaynar suyla yakmak suretiyle eziyet suçunu işlediği iddiasına ilişkindir. 2. Tüm dosya kapsamı ile birlikte iddia, sanık savunmaları, mağdur beyanları, tanık beyanı, Genel Adli Muayene Raporları, Muş Adli Tıp Şube Müdürlüğünce düzenlenmiş olan kati rapor, Muş Adli Tıp Müdürlüğünce çekilen fotoğraflar ve tutanaklar birlikte değerlendirilerek sanığın eziyet suçundan mahkumiyetine karar verilmiştir. B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü Bölge Adliye Mahkemesince sanık hakkında kurulan hükümde ... cezanın orantısız şekilde alt sınırdan tayin edilmesi nedeniyle İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak sanığın 5 yıl hapis cezasıyla cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarının uygulanmasına karar verilmiştir. IV. GEREKÇE Sanığın 29.01.2021 havale tarihli temyiz dilekçesi; atılı suçu işlemediğine dair temyiz sebebi içerdiğinden tebliğnamedeki red düşüncesine iştirak edilmemiştir. A. Sanığın temyiz itirazlarının incelenmesinde; Oluş, tüm dosya kapsamı, olayın gelişim süreci, mağdurun eşi olan sanığın kendisini özellikle son bir yıldır sürekli şekilde darp edip olay günü kaynar suyla yaktığına dair soruşturma aşamasındaki beyanları ile sanıkla mağdurun çocukları olan tanık E.K'ın soruşturma aşamasında mağdurun iddialarını doğrulaması, sanıkla mağdurun çocukları olan tanık H.K'ın görevli polis memuruna "Babam özellikle son bir yıldır anneme eziyet ediyor" şeklinde beyanda bulunduğuna dair 22.08.2017 tarihli telefon görüşme tutanağı ve iddialarla uyumlu olan 11.09.2017 ve 29.11.2017 tarihli Adli Tıp Kurumu raporları birlikte değerlendirilmiştir. Bu itibarla; mağdurun vücudunun değişik bölgelerinde çok sayıda hem eski hem yeni yaralanma ve yanık izlerinin mevcut olduğuna, gözlerinde ekimoz, şişlik, deri altı kanaması ile kesi izlerinin bulunduğuna ve yaralanmaların basit tıbbi müdaheleyle giderilemeyeceğine dair Adli Tıp Kurumu raporları nazara alındığında; sanığın mağduru sistematik ve sürekli olarak yaralamak ve olay günü kaynar suyla yakmak suretiyle eziyet suçunu işlediği anlaşıldığından atılı suçu işlemediğine dair temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. B. Katılan vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesinde ise; 1. Bölge Adliye Mahkemesince; ... cezanın olayın oluş şekline, meydana gelen zararın ve tehlikenin ağırlığına, suçun işlenmesinde kullanılan araçlara ve dosya kapsamına uygun şekilde belirlendiği anlaşılmıştır. Bu itibarla; katılan kurum vekilinin ... cezanın üst sınıra yakın şekilde tayin edilmesi gerektiğine dair temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. 2. T.C. Anayasasının 41 inci maddesinde, ailenin huzur ve refahı ile özellikle anne ve çocukların korunmasına yönelik olarak her türlü istismar ve şiddete karşı çocukları koruyucu tedbirleri alma görevinin Devlete ait olduğu, aile ve çocukların korunması hakkının Anayasa ile güvence altına alındığı, 6284 sayılı Kanun'un 20 inci maddesinin ikinci fıkrası gereğince Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı'nın kadın, çocuk ve aile bireylerine yönelik olarak uygulanan şiddet veya şiddet tehlikesi nedeniyle açılan davalara katılabileceği hüküm altına alınmıştır. Ancak; Bakanlığın davaya katılması doğrudan Anayasa ve Kanun'dan kaynaklanan koruma görevine ilişkin olup; 5271 sayılı Kanun'un 237 inci ve devamı maddelerindeki katılma hakkına ilişkin suçtan doğrudan zarar görme şartı katılan Bakanlık için söz konusu değildir. Bu cihetle; katılan Bakanlık vekilinin kurum lehine vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğine ilişkin temyiz itirazı yerinde görülmemiştir. Açıklanan nedenlerle sanık hakkında kurulan hükümde hukuka aykırılık bulunmamıştır. V. KARAR Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Erzurum Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesinin 29.01.2021 tarihli ve 2019/1233 Esas, 2021/255 Karar sayılı kararında Katılan kurum vekili ve sanık tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden; 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Katılan Kurum vekilinin temyiz istemi yönünden Tebliğname’ye uygun olarak; sanığın temyiz istemi yönünden Tebliğname'ye aykırı olarak; oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMLERİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA, Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca Muş 2. Asliye Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Erzurum Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 04.11.2024 tarihinde karar verildi.