Yargıtay · 8. Ceza Dairesi
Yargıtay 8. Ceza Dairesi 2013/16026 E. 2013/26004 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 8. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2013/16026
- Karar No
- 2013/26004
- Karar Tarihi
Ruhsatsız ateşli silahlarla mermileri satma suçundan sanık ...'in, 6136 sayılı Ateşli Silahlar ve Bıçaklar ile Diğer Aletler Hakkında Kanun'un 12/1, 5237 sayılı Türk Ceza Kanun'un 62 ve 52/2. maddeleri uyarınca 4 yıl 2 ay hapis ve 8.320,00 Türk lirası adlî para cezası ile cezalandırılmasına dair (ÇANKIRI) Ağır Ceza Mahkemesinin 17/11/2011 tarihli ve 2010/101 esas, 2011/110 sayılı kararını kapsayan dosyasıyla ilgili olarak; Dosya kapsamına göre; 1-Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 03.07.2012 gün ve 324/261 sayılı kararında belirtildiği üzere, amacı, maddi gerçeğe ulaşarak adaleti sağlamak, faili cezalandırmak, kamu düzeninin bozulmasını önlemek ve bozulan kamu düzenini yeniden kurmak olan ceza yargılamasının en önemli ilkelerinden birisi de öğreti ve uygulamada; "suçsuzluk" ya da "masumiyet karinesi" olarak adlandırılan kuralın bir uzantısı olan ve Latince; "in dubio pro reo" olarak ifade edilen "kuşkudan sanık yararlanır" ilkesidir. Bu ilkenin özü, ceza davasında sanığın cezalandırılması bakımından gözönünde bulundurulması gereken herhangi bir soruna ilişkin kuşkunun, sanığın yararına değerlendirilmesidir. Oldukça geniş bir uygulama alanı bulunan bu kural, bir suçun gerçekten işlenip işlenmediği veya işlenmiş ise gerçekleştirilme biçimi ya da suç vasfının belirlenmesi konusunda herhangi bir kuşkunun belirmesi halinde de geçerlidir. Gerçekleşme şekli kuşkulu ve tam olarak aydınlatılamamış olay ve iddialar sanığın aleyhine yorumlanarak suç vasfının tespiti ile buna dayanılarak mahkûmiyet hükmü kurulamaz. Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 31.05.1982 gün ve 146-252 sayılı kararında da belirtildiği üzere, bir adet tabancanın kişisel ilişkiye dayalı bireysel el değiştirmesi veya satışında silahları yayma, tehlikeyi genişleterek çoğaltma amacından söz edilemeyeceği vurgulanmış, eylemin 6136 sayılı Kanun'un 13. maddesi kapsamında değerlendirilmesi gerektiği sonucuna varılmış, somut olayda ise başkaca silah bulundurduğu ve sattığı belirlenemeyen sanığın sahip olduğu ruhsatsız tabancayı satması eyleminde, 6136 sayılı Kanun'un 12. maddesinde öngörülen silah ticareti suçunun, yayma ve tehlikeyi genişleterek çoğaltma şeklinde ifade edilen unsurlarının oluşmadığı, kişisel gereksinime dayalı bireysel satış niteliğinde olduğu saptanan eylemin 6136 sayılı Kanun'un 13/1. maddesinde yazılı suçu oluşturduğu gözetilmeden yazılı şekilde karar verilmesinde, 2-Sanık hakkında 5237 sayılı Kanun'un 53. maddesinin 1. fıkrasının a, b, d ve e bentlerinde belirtilen haklarından mahkûm olduğu hapis cezalarının infazı tamamlanıncaya kadar, c bendindeki haklarından ise, aynı maddenin 3. fıkrası uyarınca koşullu salıverilmelerine kadar yoksun bırakılmalarına karar verilmesi gerektiğinin gözetilmemesinde, isabet görülmediğinden bahisle 5271 sayılı CMK.nun 309. maddesi uyarınca anılan kararın bozulması lüzumu Yüksek Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğünün 05.08.2013 gün ve 50193 sayılı kanun yararına bozma istemine atfen Yargıtay C.Başsavcılığının 06.09.2013 gün ve KYB/2013-267068 sayılı ihbarnamesi ile dairemize tevdii kılınmakla incelendi. TÜRK MİLLETİ ADINA Gereği görüşülüp düşünüldü: 1- Dosya kapsamı ve sanık savunmasına göre, bir adet niteliksiz silahı sattığı belirlenen sanık hakkında, 6136 sayılı Yasanın 12/1. maddesinde öngörülen silah ticareti suçunun, yayma ve tehlikeyi genişleterek çoğaltma şeklinde ifade edilen unsurların oluşmadığı, kişisel gereksinime dayalı bireysel satış niteliğinde olduğu saptanan eylemin 6136 sayılı Yasanın 13/1. maddesinde yazılı suçu oluşturduğu gözetilmeden yazılı şekilde karar verilmesi, 2- 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 53. maddesinin 3. fıkrası uyarınca, 1. fıkranın (c) bendinde yazılı sanığın kendi altsoyu üzerindeki velayet hakkından, vesayet ve kayyımlığa ait bir hizmette bulunmaktan koşullu salıverme tarihine, 1. fıkrada yazılı diğer haklardan ise 2. fıkra gereğince cezanın infazı tamamlanıncaya kadar yoksun bırakılmasına karar verilmesi gerektiği gözetilmeden yazılı şekilde hüküm kurulması, Yasaya aykırı ve Adalet Bakanlığı'nın Kanun Yararına Bozma istemine dayalı Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının ihbarname içeriği bu itibarla yerinde görüldüğünden Çankırı Ağır Ceza Mahkemesinin 17.11.2011 gün, 2010/101-2011/110 sayılı kararının CMK.nun 309. maddesi uyarınca (BOZULMASINA), sanığın eylemine uyan 6136 sayılı Yasanın 13/1. maddesi uyarınca 1 yıl hapis ve 30 gün adli para cezası ile cezalandırılmasına, TCK.nun 62. maddesinin uygulanması sonucu 10 ay hapis ve 25 gün adli para cezası ile cezalandırılmasına, TCK.nun 52. maddesi uyarınca verilen 25 gün adli para cezasının günlüğü 20 TL'den paraya çevrilmesi sonucu 500 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ve TCK.nun 53/1. maddesinin uygulandığı bölüme "TCK.nun 53. maddesinin 3. fıkrası uyarınca 1. fıkranın (c) bendinde yazılı sanığın kendi altsoyu üzerindeki velayet hakkından, vesayet veya kayyımlığa ait bir hizmette bulunmaktan koşullu salıverme tarihine, 1. fıkrada yazılı diğer haklardan ise 2. fıkra gereğince cezanın infazı tamamlanıncaya kadar yoksun bırakılmasına" ibaresinin yazılmasına, müteakip işlemlerin mahkemesince yerine getirilmesine, dosyanın mahalline gönderilmek üzere Yargıtay C.Başsavcılığına tevdiine, 01.11.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.