Yargıtay · 8. Ceza Dairesi
Yargıtay 8. Ceza Dairesi 2010/11121 E. 2010/14113 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 8. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2010/11121
- Karar No
- 2010/14113
- Karar Tarihi
Sosyal sınıf, ırk, din, mezhep, bölge ayrımı gözeterek halkı düşmanlığa veya kin beslemeye tahrik suçundan sanık ...'ün, 765 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 312/2, 59. maddeleri uyarınca 10 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 231/5. maddesi gereğince sanık hakkındaki hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair Fatih 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 16.11.2009 tarihli ve 2009/294 esas, 2009/405 sayılı kararına yapılan itirazın reddine ilişkin (İSTANBUL) 5. Ağır Ceza Mahkemesinin 17.12.2009 tarihli ve 2009/1112 değişik iş sayılı kararını kapsayan dosyası ile ilgili olarak; Mahkumiyete konu suçun kanunda öngörülen cezasının nev'i ve süresine göre, suçun işlendiği 17.4.2002 ile kararın verildiği 16.11.2009 tarihleri arasında 765 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 102/4 ve 104/2. maddelerinde belirtilen 7,5 yıllık dava zamanaşımı süresinin dolmuş bulunduğu, davanın ortadan kaldırılmasına karar verilmesi gerektiği cihetle, itirazın bu yönden kabulü yerine, reddine karar verilmesinde isabet görülmediğinden bahisle 5271 sayılı CMK.nun 309. maddesi uyarınca anılan kararın bozulması lüzumu Yüksek Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğünün 18.4.2010 gün ve 24942 sayılı kanun yararına bozma istemine atfen Yargıtay C.Başsavcılığının 4.5.2010 gün ve KYB-2010/100722 sayılı ihbarnamesi ile dairemize tevdii kılınmakla incelendi: TÜRK MİLLETİ ADINA Gereği görüşülüp düşünüldü: Ceza Genel Kurulunun, 19.2.2008 gün ve 346-25, 6.5.2008 gün ve 27-95 sayılı kararlarında; koşullu bir düşme nedeni oluşturan "hükmün açıklanmasının geri bırakılması" müessesesinin mahkumiyet, suç niteliği ve ceza miktarına ilişkin objektif koşulların varlığı halinde, cezanın kişiselleştirilmesine ilişkin olan, seçenek yaptırıma veya tedbire çevirme ya da erteleme hükümlerinden önce ve re'sen mahkemece değerlendirilerek, uygulanması yönünde kanaate ulaşıldığı takdirde, hiçbir isteme bağlı olmaksızın öncelikle uygulanacağı belirtilmektedir. Mahkumiyete konu suç için kanunda öngörülen cezanın nevi ve süresine göre, suçun işlendiği 17.4.2002 ile kararın verildiği 16.11.2009 tarihleri arasında 765 sayılı TCK.nun 102/4 ve 104/2. madde ve fıkralarında belirtilen 7 yıl 6 aylık zamanaşımı süresinin dolmuş bulunduğu, bu nedenle hükmün açıklanmasının geri bırakılması müessesinin objektif koşullarının oluşmadığı ve bu hususun da itiraz merciince gözetilebileceği dikkate alınarak; davanın zamanaşımı nedeniyle 765 sayılı TCK.nun 102/4 ile CMK.nun 223. maddeleri de gözetilerek düşürülmesine karar verilmesi gerekirken, yazılı biçimde hüküm kurulması, Yasaya aykırı, Adalet Bakanlığının kanun yararına bozma istemine dayalı ihbarname içeriği bu nedenle yerinde görüldüğünden İstanbul 5. Ağır Ceza Mahkemesinin 17.12.2009 gün, 2009/1112 değişik iş sayılı kararının 5271 sayılı CMK.nun 309/4-d madde ve fıkrası uyarınca (BOZULMASINA), sanık hakkındaki kamu davasının lehe olan 765 sayılı TCK.nun 102/4 ve 5271 sayılı CMK.nun 223. maddesi de gözetilerek (DÜŞÜRÜLMESİNE), dosyanın mahalline gönderilmesi için Yargıtay C.Başsavcılığına tevdiine, 15.12.2010 gününde oyçokluğuyla karar verildi. (K.D) KARŞI DÜŞÜNCE: CMK.nun 231/5. madde ve fıkrası uyarınca henüz hukuki varlık kazanmamış olan hükmün değerlendirilmesi aynı kanunun 231 ve 271. maddelerdeki düzenlemelere aykırı olmakla, itiraz merciinin 231/6. madde ve fıkrası uyarınca sınırlı olarak inceleme yapabileceğinden itirazın reddine karar verilmesi düşüncesiyle çoğunluğun görüşüne katılmıyorum.