Yargıtay · 7. Hukuk Dairesi
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi 2025/4987 E. 2025/5083 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 7. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/4987
- Karar No
- 2025/5083
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2025/88 E., 2025/142 K.
Mahkemece bozmaya uyularak verilen karar davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA Davacı vekili tarafından ...'a karşı açılan davada; paydaşı olduğu 2 09... parsel sayılı taşınmazın 1/2 hissesinin 18.01.2019 tarihinde ... tarafından davalı ...'a satıldığını belirterek; ön alım hakkı gereğince davalı adına kayıtlı bulunan hissesinin iptali ile davacı adına kayıt ve tescilini talep etmiştir.
Yargılama devam ederken eski maliki ... tarafından, ... hakkında satış bedelinin ödenmediği gerekçesiyle tapu iptali ve tescil davasının açıldığı, davalının kabul beyanı dikkate alınarak davanın kabulüne karar verildiği, kararın istinaf edilmeksizin kesinleştiği, davaya konu payın ... adına hükmen tescil edildiği anlaşılmış; bu nedenle davacı tarafından HMK'nın 125/1-a bendi gereğince dava, ...'na karşı devam edilmiştir. II. CEVAP 1. Davalı ... vekili; satış bedelininin gerçekte 1.000.000,00 TL olduğunu, davacı ve satıcı arasında taşınmazın fiilen taksim edilmiş olduğunu, davacı ile dava dışı satıcı ....'in 02.01.2006 tarihinde belediyeye başvurarak taşınmazın ifrazı için talepte bulunduklarını, daha sonra da taşınmazın bu paylaşıma uygun kullanıldığını ileri sürerek; davanın reddini istemiştir. 2. Davalı ... vekili; taşınmazın fiili taksim edildiğini savunmuştur. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin 24.03.2022 tarihli ve 2022/91 Karar sayılı kararıyla; "Ön alım davasından sonra, dava dışı önceki malik tarafından davalı aleyhine açılan tapu iptali ve tescil davasının, davalının kabul beyanı ile sonuçlandığı, bu halde davanın davacının ön alım hakkının kullanılmasını önlemek amacıyla açıldığı, ön alıma konu payın eski sahibine dönmesinin davacının ilk satışla doğan ön alım hakkına engel teşkil etmeyeceği, davacı tarafa seçimlik hakkının hatırlatıldığı ve davacının talebi doğrultusunda davanın ...'na karşı devam edildiği, davanın hak düşürücü süre içinde açıldığı, davacı tarafından ön alım bedelinin süresinde yatırıldığı" gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiş, 11.05.2022 tarihli ek kararı ile kararın miktar itibariyle kesin nitelikte olduğu gerekçesiyle davalının istinaf talebinin reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin 11.05.2022 tarihli ek kararına karşı süresi içinde davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması sonrasında Bölge Adliye Mahkemesinin 25.10.2024 tarihli ve 2024/1832 Esas, 2024/1103 Karar sayılı kararıyla; İlk Derece Mahkemesinin 11.05.2022 tarihli ek kararının kaldırılmasına, davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Bozma Kararı 1. Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. 2. Dairemizin 14.01.2025 tarihli ve 2024/4303 Esas, 2025/248 Karar sayılı bozma ilamıyla; "...Dosya içerisinde yer alan 02.01.2006 tarihli, davacı ... ve davalı ... tarafından imzalanarak belediyeye sunulan dilekçede; davaya konu 2 09... parsel sayılı taşınmazın dilekçeye ekli krokide gösterildiği şekilde ("a" ve "b" olarak) ifrazı için encümen kararı alınmasının talep edildiği, 04.01.2006 tarihli .... Belediyesi Encümen Kararı ile, 2 09... parsel sayılı taşınmazın ("a" ve "b" olarak) ifrazına karar verildiği, taraflarca yapılan bu başvuru ile taşınmazın haricen taksim edildiğinin anlaşıldığı, taraflar kendi aralarında rızaen kullandıkları yeri belirlemiş olduklarından yukarıda açıklanan içtihadı birleştirme kararı ve yaygın içtihatlar nedeniyle davacının ön alım hakkını kullanmasında iyi niyetli olduğunun söylenemeyeceği, o halde mahkemece, tarafların 02.01.2006 tarihli ifraz başvurusu ve aralarında düzenlenen paylaşım krokisi nedeni ile fiili taksimin varlığı kabul edilerek davanın reddine karar verilmesi gerekirken, kabulüne karar verilmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir..." gerekçesiyle Bölge Adliye Mahkemesi kararının ortadan kaldırılmasına, temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir. B. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar İlk Derece Mahkemesince yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile Dairemizin bozma ilamında belirtilen gerekçelerle; davanın reddine karar verilmiştir. VI. TEMYİZ İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. A. Temyiz Sebepleri Davacı vekili; İlk Derece Mahkemesince bozma ilamı karşısında direnilmesi gerektiğini, taşınmazda fiili taksim ya da kullanımın söz konusu olmadığını, Yargıtay bozma ilamının da somut dosya içeriğine ve hukuka aykırı olduğunu, on dört yıl önceki paylaşıma uygun şekilde kullanma durumunun müvekkilinin kötüniyetli olduğunu göstermeyeceğini, belediyeye başvuru yapılmasının fiili taksim anlaşması olarak değerlendirilemeyeceğini, aksi düşünülecek olsa dahi davalının eylemleri ile bu taksim halinin bozulmuş olduğunu ve bu nedenle de davalıya karşı ortaklığın giderilmesi davasının açıldığını, taraflar arasında uzunca süre gelen bir mülkiyet uyuşmazlığı bulunduğundan fiili taksimin söz konusu olamayacağını, ön alım bedelinin satış bedeli ile tapu masraflarının toplamından ibaret olup İlk Derece Mahkemesinin sırf bu nedenle dahi bozma ilamına karşı direnmesi gerektiğini, oysa davalının gerçek satış değerinin on milyon lira olduğu yönündeki iddiasının kabul edilmesinin davalının kendi muvazaasına dayanmasına müsaade etmek olduğunu ileri sürerek; kararın bozulmasını istemiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık; ön alım hakkından kaynaklanan tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir. Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen Mahkeme kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VII. KARAR Açıklanan sebeplerle; Yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA, Onama harcı peşin alındığından yeniden alınmasına yer olmadığına, Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine, 27.11.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.