Yargıtay · 7. Hukuk Dairesi

Yargıtay 7. Hukuk Dairesi 2025/4206 E. 2025/4317 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
7. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/4206
Karar No
2025/4317
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2025/101 E., 2025/184 K.

Mahkemece bozmaya uyularak verilen karar davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; dava dışı ... ... , ... ve ... 'nün .... . Noterliği 27.12.1985 tarihli düzenleme şeklinde satış vaadi sözleşmesi ve ferağ vekâletnamesi ile dava konusu 992, 951, 10 13... parsel sayılı taşınmazlardaki hak ve hisselerini müvekkiline satmayı vadettiklerini, satış bedelinin müvekkili tarafından ödendiğini, taşınmazın zilyetliğinin sözleşme tarihinden itibaren müvekkilinde olduğunu, ancak vaat borçluları ve mirasçılarının dava konusu taşınmazlardaki paylarını tapuda davalı ...'a satış yoluyla devrettiklerini, davalı ...'ın dava konusu taşınmazların müvekkiline satışının vadedildiğini ve fiilen müvekkilinin kullanımında olduğunu bildiğini, davalı ...’ın babası ile müvekkilinin damadının husumetli olduğunu ve aralarında devam eden ceza davalarının bulunduğunu, aynı zamanda tarafların akraba olduğunu belirterek, müvekkiline satışı vadedilen ancak davalı adına kayıtlı olan taşınmazların müvekkili adına tesciline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının iddialarının gerçeği yansıtmadığını, davacının kişisel hakkını ayni hak sahibi müvekkiline karşı ileri süremeyeceğini ve davanın hak düşürücü süre içerisinde açılmadığını ifade ederek davanın reddini savunmuştur. III. MAHKEME KARARI Mahkemenin 29.06.2016 tarihli kararıyla davanın 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 12/3 hükmünde öngörülen 10 yıllık hak düşürücü süre geçtikten sonra açıldığı gerekçesiyle reddine karar verilmiştir.

IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Birinci Bozma Kararı 1. Mahkemenin 29.06.2016 tarihli kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. 2. Dairemizin 26.09.2022 tarihli kararıyla davaya dayanak satış vaadi sözleşmesinin kadastro tespit tarihinden sonra düzenlenmesi nedeniyle davanın hak düşürücü süre içerisinde açıldığı, bu nedenle işin esasının incelenmesi gerektiği gerekçesiyle kararın bozulmasına karar verilmiştir. B. Mahkemece Birinci Bozmaya Uyularak Verilen Karar Mahkemenin 03.07.2024 tarihli kararıyla dinlenen tanık beyanlarına göre tarafların yakın akrabalık bağı bulunduğu, taşınmazların bulunduğu yerde taşınmazların davacıya satıldığının herkes tarafından bilindiği ve taşınmazların uzun zamandır davacının kullanımında olduğu bu nedenle davalının iyiniyetli olmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir. C. İkinci Bozma Kararı 1. Mahkemenin 03.07.2024 tarihli kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. 2. Dairemizin 07.01.2025 tarihli ve 2024/4476 Esas, 2025/60 sayılı ilâmında belirtilen “...Davaya dayanak satış vaadi sözleşmesi 2644 sayılı Tapu Kanunu'nun 26. ve 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 1009/1 maddesi uyarınca tapu kütüğüne şerh ettirilmediğinden ve satış vaadi sözleşmesinden doğan haklar kişisel hak niteliğinde olduğundan, davacı taşınmazda sonradan sınırlı ayni hak kazanan davalıya karşı satış vaadi sözleşmesinden doğan hakkını kural olarak ileri süremez. Öte yandan, 4721 sayılı Kanun'un 10 23... . maddeleri ancak tapuda bir yolsuz tescilin varlığı hâlinde uygulanabilir. Başka bir ifadeyle, 4721 sayılı Kanun'un 1023. maddesi tapu kütüğünde yolsuz bir tescil bulunduğu durumda bu tescile iyi niyetli olarak güvenerek hak kazanan kişilerin kazanımlarını korur. Borçlandırıcı işlem olan satış vaadi sözleşmesinin varlığı, malikin taşınmazı üzerinde tasarruf yetkisini bertaraf etmeyeceğinden, taşınmazı üzerindeki tasarruf hakkını sona erdirmeyeceğinden ve vaad borçluları yönünden yolsuz tescil söz konusu olmadığından davalının satış vaadi sözleşmesinin varlığını bilmesi de kural olarak sonucu değiştirmez. Kural bunlar olmakla birlikte; vaat borçluları ile davalının ahlaka aykırı hareketle ve vaat alacaklısı davacıyı zararlandırmak kastıyla satış vaadi sözleşmesine konu taşınmazları davalıya tapuda devrettiğinin iddia ve ispat edilmesi hâlinde, taşınmazların davacı adına tescili mümkün ise de, dosya kapsamından bu iddianın davacı tarafça ispatlandığı söylenemez. Hâl böyle olunca; Mahkemece, davanın reddine karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirmeyle yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmediğinden hükmün bozulması gerekmiştir...” gerekçesiyle hükmün bozulmasına karar verilmiştir. D. Mahkemece İkinci Bozmaya Uyularak Verilen Karar Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile özetle; iddianın davacı tarafça ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; Mahkeme kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu, eksik inceleme ve hatalı değerlendirme ile sonuca gidildiğini, delillerinin toplanmadığını, Karadeniz 3. Asliye Ceza Mahkemesi dosyasının ikmal edilmediğini, ilgili dosyada davalının babası ...’e (davacı ile aynı evde ikamet eden damadı) ...’i tehdit etmesi nedeniyle ceza verildiğini, davalının satış işleminin yapıldığı 13.07.2015 tarihinde 34 yaşında bulunduğunu, davalının dava konusu taşınmazları satın alma gücü dâhil bir çok noktada araştırma yapmadığını, davacının gayrimenkullerin emlak vergilerini düzenli olarak ödediğini, vaat borçluları ile davalının ahlaka aykırı hareket ettiğini, davalının davacıyı zararlandırma kastı ile taşınmazları edindiğini, vekil edenin satın alma tarihinden beri taşınmazlarda zilyet olduğunu ve yerleri fiilen kullandığını, bu hususun tanık ve mahalli bilirkişi beyanları ile kanıtlandığını, davalının davacının abisinin torunu olduğunu, niza konusu yerlerin davacı ait olduğunu bilen ve bilmesi gereken kişiler arasında yer aldığını, aynı köyde ikamet ettiklerini, kapı komşu olduklarını ve yakın akrabalık hususunun değerlendirilmediğini beyan etmektedir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık, taşınmaz satış vaadi sözleşmesine dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir. Mahkemelerin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun geçici 3/2 hükmü atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 428.i maddesi ile 439/2 hükmünde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen Mahkeme kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davacı vekilinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA, Onama harcı peşin alındığından yeniden alınmasına yer olmadığına, Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine, Kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 14.10.2025 tarihinde oy birliği ile karar verildi.

Atıf: Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2025/4206, K. 2025/4317, T. 14.10.2025, www.arakarar.com/karar/yargitay-7-hukuk-dairesi-2025-4206-e-2025-4317-k-b5de0596472d