Yargıtay · 7. Hukuk Dairesi

Yargıtay 7. Hukuk Dairesi 2025/4038 E. 2025/5576 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
7. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/4038
Karar No
2025/5576
Karar Tarihi

MAHKEMESİ: Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi SAYISI: 2023/2571 E., 2024/2863 K. İLK DERECE MAHKEMESİ: Antalya 5. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI: 2022/373 E., 2023/716 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; 136 05... parsel sayılı taşınmazda pay sahibi olduğunu, taşınmazdaki 811/80 00... .05.2022 tarihinde davalı ...'ye, 9337/32000 payın ise 11.05.2022 tarihinde davalı ...'ye satıldığını, ön alım hakkının kullanılması önlemek amacıyla bedellerin tapuda çok yüksek gösterildiğini ileri sürerek ön alım hakkı nedeni ile davalılar adına olan payların davacı adına tescilini talep etmiştir.

II. CEVAP Davalılar vekili cevap dilekçesinde; taşınmaz üzerine fiili taksim olduğunu, bedelin yüksek gösterildiği iddiasının kabul edilmediğini, aksine resmi senetteki bedellerin üzerinde ödemeler yapıldığını, buna ilişkin harici sözleşmelerin ve dekontların dosyaya sunulduğunu, objektif değer artışı nedeni ile taşınmazın değerinin belirlenmesi gerektiğini belirterek davanın reddini savunmuştur.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin karar başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacının bedelde muvazaa iddiası bakımından satış bedelleri ile gerçek değer arasında mislini aşan fark bulunmadığı, kaldı ki bu hususun da tek başına muvazaanın ispatı için yeterli olmadığı, sunulan delille ve dinlenen tanık beyanlarına göre muvazaa iddiasının ispat edilmediği; davalıların fiili taksim savunması yönünden dava konusu taşınmazda yapılan keşifte yapılan gözlemde taşınmazda fiili taksimin bulunmadığı, taşınmazın kullanımsız olduğu, dinlenen tanık beyanlarına göre Yargıtay içtihatlarında belirtildiği şekilde uzun süredir ve çekişmesiz en azından davacı ile davalılara pay satışı yapan paydaşın kullanımının olduğu hususunun ispat edilemediği gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılar vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesinin karar başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; dava konusu taşınmazda, davacı taraf hissedar olup hak düşürücü süre içerisinde şuf'a hakkının kullanıldığı, İlk Derece Mahkemesince yapılan keşif, aldırılan bilirkişi raporları ve dinlenen tanık anlatımlarına göre taşınmazda fiili taksim bulunmadığı, davacı tarafından bedelde muvazaa iddiasının da ispatlanamadığı, resmi satış tutarları ile tapu harç ve masrafları toplamının depo ettirilerek bu bedeller üzerinden davacı tarafa şuf'a hakkının kullandırılmasına ilişkin İlk Derece Mahkemesi hükmünde, usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davalılar vekili temyiz dilekçesinde; davalı ... yönünden Bölge Adliye Mahkemesince kesin karar verilmiş ise de, davanın birlikte açıldığını, dava değerinin de tek olduğunu, her iki davalı yönünden ayrı ayrı değerlendirme yapılmasının isabetsiz olduğunu, fiili taksim olduğunu, raporun yetersiz olduğunu, keşifte Mahkeme gözleminin yazılmadığını, tanıklarından ... ...'nin dinlenmemesinin hukuki dinlenilme hakkına aykırılık teşkil ettiğini, dava açıldıktan 1 yıl 2 ay 12 gün sonra satış bedelinin depo edildiğini, mülkiyet hakkının kısıtlandığını, objektif değer artışı yönünden itirazlarının dikkate alınmadığını, taşınmaz satış bedellerine ilişkin yazılı delillerin değerlendirilmediğini belirterek kararın bozulmasını istemiştir.

B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, ön alım hakkı nedeni ile tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir. Dosyanın incelenmesinde, Bölge Adliye Mahkemesince dava değeri (taşınmaz satış bedeli ve tapu alıcı harcı toplamı) dikkate alınarak davalı ... yönünden temyiz kanun yolu kapalı olarak karar verilmişse de, davalı tarafça cevap dilekçesinde ve temyiz dilekçesinde tapuda gösterilen bedelden çok daha yüksek bedelle taşınmazın satın alındığının ileri sürdüğü, davalı vekili tarafından gerçek satış değerinin 500.000,00 TL olarak belirtildiği, temyize konu edilen miktarın 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 362/1-(a) bendinde belirtilen miktar itibarıyla, Bölge Adliye Mahkemesinin karar tarihi itibarıyla kesinlik sınırı olan 378.290,00 TL’nin üstünde olduğu anlaşıldığından her iki davalı yönünden de temyiz incelemesine geçilmiştir. Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalılar vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının HMK'nın 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 23.12.2025 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2025/4038, K. 2025/5576, T. 23.12.2025, www.arakarar.com/karar/yargitay-7-hukuk-dairesi-2025-4038-e-2025-5576-k-4f19abec80e6