Yargıtay · 7. Hukuk Dairesi

Yargıtay 7. Hukuk Dairesi 2025/3990 E. 2026/1700 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
7. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/3990
Karar No
2026/1700
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 22. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/3010 E., 2025/1277 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : İzmir 7. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2022/566 E., 2023/375 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlenildikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı dava dilekçesinde; 6766 parselde kayıtlı 101,50 m² miktarlı taşınmazı 1966 yılında satın aldığını, o tarihte tapu kaydı üzerinde Hazine veya üçüncü şahıslar lehine herhangi bir şerhin bulunmadığını, dava tarihinden kısa bir süre önce 1981 yılında Hazine lehine tapunun beyanlar hanesine şerh konulduğunu öğrendiğini, edinme tarihinden sonra konulan şerhin yasal dayanağının olmadığını ileri sürerek taşınmazın tapu kütüğünün beyanlar hanesine Hazine lehine konulan şerhin terkinini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; davada hak düşürücü ve zamanaşımı sürelerinin geçtiğini, şerhin 19.08.1981 tarihinde konulduğunu, konulan şerhin dayanağının Hazinenin mülkiyet hakkına ilişkin olduğunu ve dava konusu parselin geldisinin eski 1483 parsel olduğunu, 1483 parselde Hazinenin 5957/12390 hissesi olduğu hâlde bu hissenin yasal hiçbir müsbit evraka dayanmadan 01.03.1963 tarih ve 426 yevmiye numarası ile parsele paydaş diğer hissedarlar adına tescil edildiğini, bu durumun fark edilmesi üzerine tapu kayıtlarının eski hâle getirilmesi için ... Sulh Hukuk Mahkemesinin 1975/659 Esas sayılı dosyasında dava açılmış olduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davalı Hazine tarafından açıldığı belirtilen davanın dava konusu parselle ilgisinin olmadığı, tapu siciline şerh verilmesi gereken kişisel hakların sınırlı olarak sayıldığı, mevcut şerhin hukuki dayanaktan yoksun olduğu, davalının korunması gereken hukuki yararının mevcut olmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF Hükmün davalı vekili ve davacı tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında; davacıya ait taşınmazın beyanlar hanesindeki kaydın hukuki durumu alenileştirme ve üçüncü kişileri koruma amacına yönelik olduğu, davalının yolsuz tescil hukuki nedenine dayalı olarak mülkiyet hakkını istemesinin her an mümkün olduğu, şerhin varlığının devamında hukuki yararı bulunduğu gerekçesiyle hükmün kaldırılmasına ve davanın reddine karar vermiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı temyiz dilekçesinde; tapu kütüğünün beyanlar hanesine ancak 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 1012. maddesi ve Tapu Sicil Tüzüğü’nün 60. maddesi uyarınca mevzuatın yazılmasını öngördüğü hususların yazılabileceğini, şerhin “niteliği gereği” beyanlar hanesine yazılması mümkün olmadığından yok hükmünde olduğunu, davalının açıldığını bahsettiği davaların bu taşınmaz ile ilgisi olmadığını, bu şerh nedeniyle dava konusu taşınmazdaki tek katlı kargir ev ibaresinin iki katlı kargir ev olarak değiştirilemediğini, bu durumun açıkça mülkiyet hakkının ihlalini oluşturduğunu, davalı lehine yargılama gideri ve vekâlet ücretine hükmedilmesinin doğru olmadığını belirtmiştir. B.Değerlendirme ve Gerekçe Dava, beyanlar hanesindeki şerhin terkini istemine ilişkindir. 4721 sayılı Kanun'un 1012. ve Tapu Sicil Tüzüğü'nün 60 ilâ 64. maddelerinde yedi bölüm olarak düzenlenen “beyanlar” gerek tescillerden, gerekse şerhlerden farklıdır. Kütüğün beyanlar hanesine işlenen kayıt, kural olarak ne bir ayni hak ihdas eder ne de şahsi bir hakkı güçlendirmeye yarar. Beyanların fonksiyonu, gayrimenkulle ilgili bazı fiili veya hukuki durumlara ya da zaten mevcut bulunan bazı haklara aleniyet sağlamaktan ibarettir. Somut olaya gelince; tapunun beyanlar hanesinde yer aldığı sürece dava konusu bildirimin kayıt maliki davacının mülkiyet hakkını dilediği gibi kullanmasına engel olduğu, beyanın niteliği itibariyle bir dava açılması bildirimini içerdiği ve davalı Hazine tarafından bildirilen dava dosyalarının da bildirime konu mülkiyet hakkının ihlali ile ilgili açılmış davalar olmadığı gözetildiğinde, davacının terkinini istediği beyanlar hanesindeki şerhin kaldırılmasında açık bir hukuki yararı olduğu kuşkusuzdur. Hâl böyle olunca davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçelerle reddine karar verilmesi doğru görülmemiş; Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulması gerekmiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgilisine iadesine, Dosyanın Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 01.04.2026 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2025/3990, K. 2026/1700, T. 01.04.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-7-hukuk-dairesi-2025-3990-e-2026-1700-k-a06b6ca7fce1