Yargıtay · 7. Hukuk Dairesi

Yargıtay 7. Hukuk Dairesi 2025/3311 E. 2025/5586 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
7. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/3311
Karar No
2025/5586
Karar Tarihi

MAHKEMESİ:Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI: 2018/74 E., 2021/99 K.

Mahkemece bozmaya uyularak verilen karar davacı vekili tarafından duruşma istemli temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 08.04.2025 tarihinde duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir.

Belli edilen günde temyiz eden davacı vekili Avukat ... ... ile karşı taraftan davalı ... vekili Avukat ... geldiler. Açık duruşmaya başlandı. Gelenlerin sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra açık duruşmanın bittiği bildirildi. İşin incelenerek karara bağlanması için Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlenerek dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA 1. Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 14.02.1936 tarihli vergi kaydı ve kadimden beri davacı Köyün kullanımında olan mera niteliğindeki 1 40... parsel sayılı taşınmazın kadastro tutanağına davalı ... Köyü halkının kullanma hakkı olduğunun yazıldığını ileri sürerek, davalı Köyün meraya müdahalesinin men'ine, meranın özel siciline intifa hakkının davacı Köye ait olduğunun şerh edilmesine karar verilmesini talep etmiştir. 2. Asli müdâhil vekili asli müdahale dilekçesinde özetle; dava konusu taşınmazda müvekkili Köyün de hakkı bulunduğunu belirterek, asli müdahale talebinin kabulünü istemiştir.

II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; 1 40... parsel sayılı meranın Posof ilçesi sınırları içerinde kaldığını, idari sınır kayıtları uygulanarak yetkisizlik kararı verilmesini; ayrıca, kadastro tutanağında davacı köy muhtarı ve tespit bilirkişilerinin ortak beyanları ile davalı Köyün kadim kullanımında olduğunun tespit edildiğini, davacının ibraz ettiği vergi kaydının doğu ve kuzey sınırlarının tespit edilemediğini, ayrıca, yararlanma durumu bulunmayan tarafsız bilirkişilerin dinlenmesi gerektiğini beyan ederek davanın reddini savunmuştur. III. MAHKEME KARARI Mahkemenin 22.12.2015 tarihli kararıyla davanın kısmen kabulüne ve kısmen reddine karar verilmiştir.

IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ 1. Mahkemenin 22.12.2015 tarihli kararına karşı süresi içinde davacı vekili ve davalı vekili tarafından temyiz başvurusunda bulunulması üzerine Yargıtay (Kapatılan) 14. Hukuk Dairesinin 10.01.2017 tarihli kararıyla "... yapılan inceleme ve araştırma hüküm kurmaya yeterli değildir. Öncelikle ifrazen oluşan 1 40... parsel numaralı taşınmazın tapu kaydı getirtilmelidir. Dava konusu ve ifraz öncesi 1 40... parsel sayılı mera cinsli taşınmazın 03.06.2006 tarihli kadastro tutanağının edinme sebebindeki açıklamaya göre senetsizden (Mera Komisyonunca/Kadastro Komisyonunca) sınırlandırılmasının yapıldığı belirtilmiştir. 4342 sayılı Mera Kanunu'nun 4/2 hükmü gereğince mera komisyonlarının çalışmaya başlamadığı yerlerde kadim yararlanma iddiasının dinlenmesi mümkün ise de mera komisyonunun çalışmaya başladığı alanlarda yasadan kaynaklanan idari bir tasarrufla yapılan tahsise karşı kadimlik iddiasına dayanılamaz. Tahsise mera komisyonları yetkilidir. Bu nedenle öncelikle mera komisyonunun çalışmaya başlayıp başlamadığı araştırılmalıdır. Mera komisyonu çalışması yok ise davanın kadim yararlanma ilkesine göre çözümlenmesi gerekir. Bu tür davalarda öncelikle taraf köylerin kuruluş tarihleri İçişleri Bakanlığından sorularak kadim ya da muhdes olup olmadığı tespit edildikten sonra dava konusu taşınmazı iyi bilen olabildiğince yaşlı ve davada menfaati bulunmayan taraf köyler dışında yerel bilirkişiler belirlenmeli, bu kişilerin ve taraf tanıklarının huzuru ile yeniden keşif yapılıp 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 259/2 hükmü gereğince taşınmaz başında dinlenmeli, beyanlar arasındaki çelişki 6100 sayılı Kanun'un 261/1 hükmü gereğince yüzleştirme sureti ile giderilmeye çalışılmalı, davacının dayandığı 14.02.1936 tarihli vergi kaydı ve dayanak kayıtların sınırları tespit edilerek keşfi izlemeye ve infaza yeterli olacak şekilde keşif krokisinde işaretlenmelidir. Yerel bilirkişilerin ve tanıkların sözleri toplanacak diğer delillerle birlikte değerlendirilerek oluşacak sonuca uygun bir karar verilmelidir. Eksik inceleme ve araştırmayla karar verilmesi doğru görülmemiş, hükmün bu nedenle bozulmasına karar vermek gerekmiştir." gerekçesiyle kararın bozulmasına karar verilmiştir. 2. Yargıtay (Kapatılan) 14. Hukuk Dairesinin belirtilen kararına karşı davacı vekili tarafından karar düzeltme başvurusunda bulunulmuş, Dairenin 15.05.2018 tarihli kararıyla davacı vekilinin karar düzeltme isteminin reddine karar verilmiştir. 3. Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla davacının ve asli müdâhilin iddialarını ispatlayamadıkları gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

V.TEMYİZ A.Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde; birleştirilen bir dava olmadığı gibi birleştirilen davaya asli müdahale talebinin de bulunmadığını, asli müdahale dilekçesinin taraflarına tebliğ edilmediğini, asli müdahale talebinin kabulünün hatalı olduğunu, asli müdâhilin talebi reddedildiği hâlde lehlerine vekâlet ücretine hükmedilmediğini, gerekçenin yetersiz olduğunu, bozma gereklerinin yerine getirilmediğini, mahalli bilirkişilerin usulüne uygun belirlenmediğini, dayanılan vergi kaydı konusunda yeterli inceleme yapılmadığını, eksik incelemeyle karar verildiğini ileri sürerek ve re'sen dikkate alınacak sebeplerle kararın bozulmasını istemiştir. B.Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık; meraya el atmanın önlenmesi ve meranın aidiyetinin tespiti istemlerine ilişkindir.

Mahkemece; uyulmasına karar verilen bozma ilâmında özellikle dava konusu taşınmazı iyi bilen davada menfaati bulunmayan mahalli bilirkişiler ile taraf tanıkları huzuru ile yeniden keşif yapılarak bu kişilerin taşınmaz başında dinlenmesi, beyanları arasındaki çelişkilerin giderilmesi, davacının dayandığı vergi kaydının sınırları tespit edilerek keşfi izlemeye elverişli kroki düzenlettirilmesi gerektiği belirtilmesine rağmen, değinilen hususların gerekleri yerine getirilmeden karar verilmiştir. Şöyle ki; gerekçeli kararda da belirtildiği üzere Mahkemece, davaya konu meradan yararlanma ilişkisi olan ve tarafların tanık olarak bildirdiği mahalli bilirkişiler huzurunda keşif yapılmıştır. Ayrıca; mahalli bilirkişilerin, tanıkların ve tutanak bilirkişilerin beyanları krokiye keşfi izlemeye elverişli olacak şekilde yansıtılmamıştır. Mahkemece, gerekçeli kararda beyanına itibar edilmediği belirtilen taraf tanığı olmasına rağmen mahalli bilirkişi olarak dinlenen ... ...'ın beyanında belirtilen derenin sınır olduğu kabul edilerek sonuca gidilmiştir. Diğer taraftan; keşifte dinlenen diğer kişilerin gösterdikleri dere sınırı krokide gösterilmemiştir. Bunlarla beraber; bozmadan önce yapılan keşif sonrası düzenlenen krokide gösterilen dere sınırı ve top yolu sınırı ile Mahkemece, hükme esas alınan fen bilirkişi raporuna ekli krokide gösterilen dere sınırı ve top yolu sınırı da farklı yerlerdedir. Mahkemece, bu çelişki de giderilmeden karar verilmiştir. Bunların yanı sıra; bozmadan sonra tapu müdürlüğünce verilen yazı cevabına ekli "Mer'a Yaylak ve Kışlak Kütüğünden" davaya konu 1 40... parsel sayılı taşınmazın ifrazından oluşan 1 40... parsel sayılı taşınmazın davacı Köye tahsis edildiği anlaşılmaktadır. Mahkemece, bu konuda da herhangi bir inceleme yapılmamıştır.

O hâlde; Mahkemece, mera kütüğündeki söz konusu kayıtlara dayanak tüm bilgi ve belgeler getirtilerek dava konusu taşınmazın davacı köye tahsis edilip edilmediği araştırılmalıdır. Bu araştırmanın sonucuna göre davacı tarafın kadimlik iddiasının incelenmesi gerektiği anlaşılırsa dava konusu meranın kullanım hakkının hangi köye veya köylere ait olduğunun belirlenmesi bakımından Mahkemece, öncelikle tarafların delil listelerinde bildirdiği ancak toplanmayan delilleri toplanmalıdır. Daha sonra çekişmeli taşınmaz ile herhangi bir yararlanma ilişkisi bulunmayan, yansız anlatımda bulunabilecek, taşınmazın kullanım durumunu ve yöreyi iyi bilen, çevre köylerde yaşayan yaşlı kişilerden re’sen belirlenecek mahalli bilirkişi isimleri hakkında tarafların beyanları alınmalı ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 272. maddesinde belirtilen ret ve çekinme sebeplerini ileri sürme imkanı tanınmalıdır. Mahkemece, açıklanan hususlar gözetilmek suretiyle belirlenecek mahalli bilirkişiler vasıtasıyla mahallinde keşif yapılmalı, tarafların gösterdikleri tanıklar taşınmaz başında dinlenmeli, toplanan ve toplanacak kayıtlar zeminde mahalli bilirkişilere uygulatılmalı, beyanlar arasında varsa çelişkiler giderilmeli, fen bilirkişisine keşfi izlemeye elverişli rapor ve kroki düzenlettirilmeli, taşınmazların öncesinde ve hâli hazır durumda kim veya kimler tarafından kullanıldığı şüpheye yer vermeyecek şekilde saptanmalıdır. Mahkemece, değinilen hususlar gözardı edilerek eksik incelemeyle yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmediğinden hükmün bozulması gerekmiştir.

Tüm bunlarla birlikte; asli müdahale talep eden ... Köyü Tüzel Kişiliğinin asli müdahale dilekçesi ayrı bir esasa kaydedilerek bu şekilde oluşturulan dosyanın eldeki davayla birleştirilmesi ağır bir usul hatası olsa da yargılamanın geldiği aşama dikkate alınarak bu husus bozma sebebi yapılmayarak eleştirisi konusu yapılmıştır.

VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Mahkeme kararının BOZULMASINA, Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine, Yargıtay duruşma vekâlet ücreti 40.000,00 TL'nin davalı ... Köy Tüzel Kişiliğinden alınarak davacı ... Köy Tüzel Kişiliğine verilmesine, Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine, Kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 23.12.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2025/3311, K. 2025/5586, T. 23.12.2025, www.arakarar.com/karar/yargitay-7-hukuk-dairesi-2025-3311-e-2025-5586-k-7a2a726ac4eb