Yargıtay · 7. Hukuk Dairesi

Yargıtay 7. Hukuk Dairesi 2025/3015 E. 2025/4160 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
7. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/3015
Karar No
2025/4160
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2021/186 E., 2024/223 K.

Mahkemece bozmaya uyularak verilen karar davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; davalının 1 02... parselde yer alan taşınmazına kuyu açması sonucu 1 05... parsel sayılı köy tüzel kişiliğine ait taşınmazda yer alan köy çeşmesinin suyunun azaldığını, davalının kendi bahçesine açtırdığı kuyudan çıkan suyu bahçesini sulamak için kullandığını, davacıların köy çeşmesinden akan suyu hem içme hem de kullanma suyu olarak kullandıklarını, bu nedenle davalı tarafından yapılan haksız müdahalenin men'ini ve davalı tarafça açılan kuyunun kapatılması ile davalı tarafça döşenen boruların kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davalının açtığı kuyunun 40 yıllık bir kuyu olduğunu ve davacıların çeşme suyuna ihtiyaçları olmadığını, şebeke suyundan faydalandıklarını, köy çeşmesinin kurumasının nedeninin çeşme başında bulunan ceviz ağaçlarından kaynaklanmış olabileceğini belirterek davanın reddini savunmuştur. III. MAHKEME KARARI Mahkemece, 26.11.2015 günlü davanın kısmen kabulü ile su rejimi kurulmasına, fazlaya ilişkin talebin reddine dair verilen kararın davacılar vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 14. Hukuk Dairesinin 26.02.2018 tarihli ve 2016/3820 Esas, 2018/1395 Karar sayılı ilâmıyla hükmün bozulmasına karar verilmiş, Mahkemece bozma ilâmına uyularak 11.02.2021 hüküm ile davanın reddine karar verilmiştir. IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Bozma Kararı 1. Mahkemenin 11.02.2021 tarihli kararına karşı davacılar vekilinin temyizi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 14. Hukuk Dairesinin 24.06.2021 tarihli ve 2021/1765 Esas, 2021/4310 Karar sayılı ilâmı ile "...Mahkemece bozma ilâmına uyulduğu hâlde gerekleri yerine getirilmemiştir. Bozma öncesi alınan Jeoloji bilirkişi raporlarında davalı kuyusunun derinliği 12.5 mt olarak ölçülerek köy kaynağını etkilediği rapor edilmesine rağmen, bozma sonrası alınan 14.10.2019 tarihli raporda davalı kuyusunun derinliği 9,97 mt olarak ölçülerek davacı Köy kaynağını etkilemediği bildirilmiştir. Bahsi geçen bu raporlarda kuyu derinliğinin neden farklı ölçüldüğü hususu açıklattırılmadan ve buna bağlı olarak davalı kuyusunun köy kaynağını etkileyip etkilemediğine dair raporlar arasındaki çelişki giderilmeden hüküm kurulması doğru görülmemiştir." gerekçesiyle hükmün bozulmasına karar verilmiştir. D. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "...bilirkişi raporuna göre dava konusu suyun yer altı suyu olduğu, yeraltı sularında 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 756/3 hükmüne göre özel bir düzenleme olduğu ve yer altı suları tüzüğüne göre bu sulardan faydalanmanın özel şartlarının olduğu, davada bu şartların yerine getirilmediği" gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacılar vekili temyiz dilekçesinde özetle; 1. Mahkemece verilen 26.11.2015 tarihli davanın kısmen kabulüne, su rejimi kurulmasına dair verilen kararın davacılar tarafından temyiz edildiğini, davalının temyiz etmediğini, davacılar yararına usuli kazanılmış hak oluştuğunu, buna rağmen davanın reddine karar verilmesinin doğru olmadığını, 2. Bozma ilâmına uyulmasına karar verilmiş ise de gereğinin yerine getirilmediğini, 3. Bilirkişi raporları arasındaki çelişkilerin giderilmediğini, 4. Kararın gerekçesinin dosya içeriği ile uyumlu olmadığını, 5. Mahkeme kararının hatalı olduğunu, değerlendirmelerin yanılgılı yapıldığını belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, suya el atmanın önlenmesi ve kâl istemlerine ilişkindir. Mahkemelerin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun geçici 3. maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 428. maddesi ile 439/2 hükmünde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Mahkemece kurulan ilk hükümde; davacının davasının kabulü ile 1 02... No.lu parselde yer alan su kuyusunun kâl'ine karar verilmiştir. Hükmün davalı vekili tarafından temyizi üzerine "...dosya içerisinde bulunan 20.09.2011 tarihli Jeoloji bilirkişi raporunda davalıya ait keson kuyuda pompaj testi yapıldığında, dava konusu köy çeşmesindeki damlacıkların kuruduğu, keson kuyunun köy çeşmesini etkilediği, pompaj yapılmadığı zaman ise etkilenmenin ortadan kalktığı belirtilmiştir. Tarafların bilirkişi raporuna itiraz etmeleri üzerine mahallinde 22.10.2012 tarihinde tekrar keşif yapılmış, keşif sonrası dosyaya ibraz edilen Jeoloji bilirkişi raporunda davalıya ait keson kuyunun bulunduğu yerin anahtarı olmadığından pompaj testi yapılamadığı belirtilmiştir. Dosyaya sunulan bilirkişi raporları hüküm kurumaya yeterli ve elverişli değildir. Şöyle ki bilirkişi raporlarında davalıya ait keson kuyuda derinleştirme faaliyeti yapılıp yapılmadığı, derinleştirme yapıldı ise etkilenmenin bu derinleştirme faaliyetinden kaynaklanıp kaynaklanmadığı, derinleştirme öncesi eski hâle getirmenin mümkün olup olmadığı hususları tespit edilmemiştir. Bu durumda mahallinde suların az olduğu dönemde Fen, Ziraat, Jeoloji ve inşaat bilirkişi eşliğinde keşif yapılarak davalıya ait keson kuyuda derinleştirme faaliyeti yapılıp yapılmadığı, derinleştirme yapıldı ise etkilenmenin bu derinleştirme faaliyetinden kaynaklanıp kaynaklanmadığı, derinleştirme öncesi eski hâle getirmenin mümkün olup olmadığı, eski hâle getirme mümkün ise davacılara ait suyun, kuyusuna dönüp dönmeyeceği, mümkünse eski hâlin iadesine karar verilmesi, mümkün olmazsa davalı kuyusundan davacıların da yararlanacak şekilde rejim kurulması gerekirken eksik inceleme ile sonuca gidilmesi doğru görülmediği" gerekçesiyle bozulmuştur. Mahkemece; 1.bozma ilâmına uyularak yapılan yargılama sonucunda verilen ikinci hükümde davanın kısmen kabulü ile su rejimi kurulmasına karar verilmiş, hükmün davacılar vekilince temyizi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 14. Hukuk Dairesinin 26.02.2018 tarihli ve 2016/3820 Esas, 2018/1395 Karar sayılı Kararında; "Mahkemece bozma sonrası aldırılan bilirkişi raporunda; davalıya ait kesonkuyunun (A) cidarlarının oldukça düzgün olduğu görüldüğünden, keson kuyu tekrar eski haline getirilebilir. Ancak derinleştirilen keson kuyudan aradan geçen 11 yılık süre içinde pompa ile su çekilmesi sonucu kaynağı besleyen suların doğal akış güzergâhı değiştiğinden ve bu akış şekli zamanla kalıcı hâle geldiğinden adeta suların doğal akış pozisyonu oluşturduğu, kesonkuyu açılmadan önce doğal olarak akan yüzey suyu ve yer altı sularının kesonkuyunun açılması ile kesonkuyuya doğru yöneldiklerinin sabit olduğu ve bu nedenle keson kuyu açılmadan veya 7 mt derinlikte iken olan debisine kavuşması ve aynı debide akmasının mümkün olmadığı, bu nedenle 9.80 metre derinlikte bırakılarak keson kuyunun çalıştırıldığı her saat için 18 lt. suyun keson kuyudan alınarak kaynaktan faydalanan davacılara verilmesi rapor edilmiştir. Öte yandan bozma öncesi aldırılan 20.09.2011 tarihli Jeoloji ve Hidrojeoloji Mühendisi bilirkişiler tarafından hazırlanan raporda davacı ...'a ait 1 05... sayılı parselde yer alan kuyunun beslenme güzergâhı farklı olup çeşme ve kesonkuyuya etkisi bulunmadığı tespit edilmiş, bozma sonrası aldırılan bilirkişi raporunda ise davacı ...'a ait su kuyusunda su olmadığı tespit edilmiş ise de davacıların kullanımındaki köy çeşmesinin beslenme alanı içerisinde olup beslenme açısından köy çeşmesini etkileyeceği kanaatine varılmıştır, bu haliyle bilirkişi raporları arasında çelişki bulunmaktadır. Hâl böyle olunca, öncelikle bu iki rapor arasındaki çelişki giderilmeli davacı ...'a ait kuyunun köy çeşmesini etkileyip etkilemediği tespit edilmeli ve suların en az olduğu dönem olan ekim ve kasım aylarında mahallinde Ziraat Mühendisi, Jeoloji Mühendisi ve Fen bilirkişiler hazır bulundurularak yeniden keşif yapılmalı, davacıların ve davalının suya ihtiyacı olup olmadığı bilimsel verilere uygun olarak tespit ettirilmeli, bu ihtiyacı şebeke suyu veya başka kaynaktan karşılayıp karşılamadıkları araştırılmalı, içme suyu ihtiyacının sulama suyu ihtiyacına nazaran öncelikli olduğu ve davalının mevcut durum itibari ile kuyusunun kapatılması mümkün olmadığı da gözetilerek açtırdığı kuyudan çıkan su ihtiyacından fazla ise davacılar ve davalının ihtiyaçları oranında yararlanabileceği bir su rejimi kurulması yoluna gidilmelidir. Değinilen yönler gözetilmeden eksik inceleme ve araştırma ile yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, bu sebeple kararın bozulması gerekmiştir." gerekçesiyle bozulmasına karar verilmiştir. Mahkemece; 2. bozma ilâmına uyularak yapılan yargılama sonucunda, davanın reddine karar verilmiş, hükmün davacılar vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 14. Hukuk Dairesinin 24.06.2021 tarihli ve 2021/1765 Esas, 2021/4310 Karar sayılı ilâmında; "....Mahkemece bozma ilâmına uyulduğu hâlde gerekleri yerine getirilmemiştir. Bozma öncesi alınan Jeoloji bilirkişi raporlarında davalı kuyusunun derinliği 12.5 mt olarak ölçülerek köy kaynağını etkilediği rapor edilmesine rağmen, bozma sonrası alınan 14.10.2019 tarihli raporda davalı kuyusunun derinliği 9,97 mt olarak ölçülerek davacı köy kaynağını etkilemediği bildirilmiştir. Bahsi geçen bu raporlarda kuyu derinliğinin neden farklı ölçüldüğü hususu açıklattırılmadan ve buna bağlı olarak davalı kuyusunun köy kaynağını etkileyip etkilemediğine dair raporlar arasındaki çelişki giderilmeden hüküm kurulması doğru görülmemiştir." gerekçesiyle hükmün bozulmasına karar verilmiştir. Mahkemece; 3. bozma ilâmına uyularak yapılan yargılama sonucunda 25.06.2024 tarihli karar ile "...bilirkişi raporuna göre dava konusu suyun yer altı suyu olduğu, yer altı sularında 4721 sayılı Kanun'un 756/3 hükmüne göre özel bir düzenleme olduğu ve yer altı suları tüzüğüne göre bu sulardan faydalanmanın özel şartlarının olduğu, davada bu şartların yerine getirilmediği" gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Yukarıda açıklanan bozma ilâmları ile Mahkemece yapılması gerekenler ayrıntılı şekilde açıklanmış, bozma ilâmına uyularak 06.10.2022 tarihinde fen, ziraat ve jeoloji bilirkişileri refakatiyle yapılan keşif sonrasında dosyaya ibraz edilen 17.10.2022 tarihli ziraat bilirkişisi raporunda davalıya ait kesonkuyudaki suyun davalının meyve ağaçlarını sulamada yeterli olduğu, tarafların dava konusu suyu yalnızca tarımsal sulamada kullandığı, mahalle halkının kullandığı çeşmenin bahçelerin sulanmasında yetersiz kaldığının tespit edildiğini belirtmiş, 18.01.2024 tarihli ek bilirkişi raporunda su rejimi belirlenmiştir. Kural olarak, Mahkemenin, Yargıtayın bozma kararına uyması ile bozma kararı lehine olan taraf yararına bir usuli kazanılmış hak doğar. Diğer taraftan yerel Mahkemenin Yargıtay Dairesince verilen bozma kararına uyması sonunda, kendisi için o kararda gösterilen şekilde inceleme ve araştırma yaparak, yine o kararda belirtilen hukuki esaslar gereğince hüküm verme yükümlülüğü doğar. "Usuli kazanılmış hak" olarak tanımlayacağımız bu müessese mahkemeye, hükmüne uyduğu Yargıtay bozma kararındaki esas çerçevesinde işlem yapma ve hüküm kurma zorunluluğu getirir (09.05.1960 gün, 21/9 sayılı YİBK).

Usuli kazanılmış hak ilkesi kamu düzeniyle ilgilidir ve davaların uzamasını önlemek, hukuki alanda istikrar sağlamak ve kararlara karşı genel güvenin sarsılmasını önlemek amacıyla Yargıtay uygulamaları ile geliştirilmiş, öğretide kabul görmüş ve usul hukukunun vazgeçilmez ana ilkelerinden biri hâline gelmiştir. Anlam itibarıyla, bir davada mahkemenin ya da tarafların yapmış olduğu bir usul işlemi ile taraflardan biri lehine doğmuş ve kendisine uyulması zorunlu olan hakkı ifade etmektedir. Mahkemece verilen 26.11.2015 tarihli davanın kısmen kabulü ile, su rejimi kurulmasına dair verilen karar davacılar vekili tarafından temyiz edilmiştir. Bu durumda davacılar lehine oluşan usuli kazanılmış hak dikkate alınarak, 18.01.2024 tarihli ek bilirkişi raporu esas alınarak su rejimi kurulmasına karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiş hükmün bozulmasına karar verilmiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Mahkeme kararının BOZULMASINA, Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine, Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine, Kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 09.10.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2025/3015, K. 2025/4160, T. 09.10.2025, www.arakarar.com/karar/yargitay-7-hukuk-dairesi-2025-3015-e-2025-4160-k-cc7eb5bb62e4