Yargıtay · 7. Hukuk Dairesi
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi 2025/298 E. 2025/4014 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 7. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/298
- Karar No
- 2025/4014
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi SAYISI : 2021/2760 E., 2024/932 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Küçükçekmece 1. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2018/30 E., 2020/349 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacılar vekili dava dilekçesinde; davacılara ait 3 10... , 2 ve 3 parsellere komşu olan dava konusu 3 10... parselin tevhit şartı konularak komşu maliklere satışının yapılmasının Belediyeden istendiğini, ancak taleplerinin reddedilerek 27.02.2013 onanlı İstanbul İli ... İlçesi ... Mahallesi ve ... Bulvarına Cepheli Alanlarda ... Mahallesinde Kalan Bölüme Ait III. Etap 1/1000 Ölçekli Uygulama İmar Plânında kalmasına karşın, anılan imar plânı notları yok sayılmak suretiyle 16.12.2010 tasdik tarihli 1/1000 ölçekli ... Mahallesi ... Yerleşik Alanı ve Civarında Kalan 4. Etap Uygulama İmar Plânında konut+ticaret alanında kaldığı gerekçesi ile Belediyeye ait olan dava konusu 6 parselin davalı ...'a Belediye tarafından ihale yolu ile satıldığını, Belediye tarafından 3 10... parsel sayılı arsanın davalıya satılmasının şehircilik ilkelerine aykırı olduğunu, satışın davalıya değil komşu maliklere yapılmasının zorunlu olduğunu, zira taşınmazın geometrik şekli itibarıyla ince uzun bir taşınmaz olduğundan tek başına imar edilemeyeceğini, anılan 16.12.2010 tasdik tarihli 4. Etap Uygulama İmar Plânının iptali için idari yargıda dava açtıklarını, bu davanın bekletici mesele yapılması gerektiğini ileri sürerek dava konusu taşınmaza ihtiyati tedbir konulmasını ve dava konusu 3 10... parselin davalı adına olan tapu kaydının iptali ile davacılar adına hisseleri oranında tescilini istemiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; uyuşmazlığın idari uyuşmazlık niteliğinde olduğunu, müvekkilinin dava konusu taşınmazı tapuya güvenerek ve iyiniyetli üçüncü kişi sıfatı ile dava dışı Belediyeden ihale yoluyla satın aldığını, davanın üçüncü kişi olan müvekkiline yöneltilmesinin mümkün olmadığını, davanın hiçbir hukuki dayanağının bulunmadığını, davacıların taşınmazı değerinden almak istemediklerini, taşınmazın ihalesini kazanamadıkları için ihaleyi kazanan müvekkilini pişman etmek amacıyla dava açtıklarını, kötüniyetli olduklarını, yıllarca süreceğini bildikleri davada taşınmaza tedbir koydurmak suretiyle müvekkilinin mülkiyet hakkına ve taşınmazı kullanmasına engel olmayı amaçladıklarını, taşınmazın ihaleden önceki malikinin Belediye olduğunu, davacıların hangi yasal gerekçe ile dava konusu taşınmazın tapu kaydının iptal edilerek kendi adlarına tescilini istediklerini anlamanın mümkün olmadığını, idari yargıdaki davaların mimari projenin iptali, yapı ruhsatının iptali ile imar plânının iptali davaları olduğunu, mülkiyet hakkına dair davalar olmadıklarını, sonucunun beklenmesine gerek olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile verilen süre içinde davacının eksik nispi peşin harcı yatırmaması nedeniyle 492 sayılı Harçlar Kanunu'nun 30, 32... sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 150. maddeleri uyarınca 11.02.2020 tarihinde dosyanın işlemden kaldırılması üzerine üç aylık yasal süre içinde yenilenmediği gerekçesiyle davanın açılmamış sayılmasına karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; İlk Derece Mahkemesi kararının hukuka uygun olduğu gerekçesiyle başvurunun esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde, müvekkillerine ait 3 10... parsel sayılı taşınmaza komşu olan dava konusu 6 parsel sayılı taşınmazın 27.02.2013 Onanlı İstanbul İli ... İlçesi ... Mahallesi ve ... Bulvarına Cepheli Alanlarda ... Mahallesinde Kalan Bölüme Ait III. Etap 1/1000 Ölçekli Uygulama İmar Plânında Kalmakta olmasına rağmen, bu plâna aykırı olarak; 16.12.2010 tasdik tarihli 1/1000 Ölçekli ... Mahallesi Köy Yerleşik Alanı ve Civarında Kalan 4. Etap Uygulama İmar Plânında konut+ticaret alanında kaldığı gerekçesi ile ihale yolu ile satışı yapılmışsa da; satış işlemine dayanak gösterilen 16.12.2010 tasdik tarihli 4. Etap Uygulama İmar Plânının hak ihlâli sebebiyle iptali için dava açtıklarını, yine dava konusu 3 10... parselde kurulu olan davalı ...'a ait bina ile ilgili olarak ... Belediye Başkanlığı tarafından düzenlenen 72 sayılı yapı ruhsatı ve ruhsat eki projenin müvekkilleri tarafından açılan İstanbul 9. İdare Mahkemesinin 2018/1596 Esas ve İstanbul 3. İdare Mahkemesinin 2018/1560 Esas sayılı davalarında verilen kararlar sonucunda iptal edildiğini, ancak İlk Derece Mahkemesince idare mahkemesi davalarının bekletici mesele yapılmasına dair taleplerinin reddedildiğini, bekletici meseleye ilişkin taleplerinin reddinin karara etki eden yargılama hatası olduğunu, ayrıca ihtiyati tedbir taleplerinin reddinin de yasaya aykırı olduğunu, davaya konu 6 parselin müvekkillerine ait 1, 2 ve 3 parsellere komşu olduğunu, müvekkilleri tarafından ... Belediye Başkanlığı ile yapılan görüşmelerde, şahıs malı olan 2 parselle tevhit şartı konularak dava konusu olan 3 10... parselin satış işlemlerinin yapılması talep olunmuş ise de bu taleplerinin reddedildiğini ve Belediye uhdesinde olan dava konusu 3 10... parselin 16.12.2010 Tasdik Tarihli 1/1000 Ölçekli ... Mahallesi Köy Yerleşik Alanı ve Civarında Kalan 4. Etap Uygulama İmar Plânında konut+ticaret alanında kaldığı gerekçesi ile ihale yoluyla davalıya satıldığını, oysa ki Belediye tarafından verilen yazı cevabında taşınmazın hem 27.02.2013 Onanlı İstanbul İli ... İlçesi ... Mahallesi ve ... Bulvarına Cepheli Alanlarda ... Mahallesinde Kalan Bölüme Ait III. Etap 1/1000 Ölçekli Uygulama İmar Plânında kaldığının hem de aynı yazı cevabında, kendi içinde çelişkiye düşülmek suretiyle 16.12.2010 Tasdik Tarihli 1/1000 Ölçekli ... Mahallesi Köy Yerleşik Alanı ve Civarında Kalan 4. Etap Uygulama İmar Plânında konut+ticaret alanında kaldığının belirtildiğini, 27.02.2013 Onanlı İstanbul İli ... İlçesi ... Mahallesi ve ... Bulvarına Cepheli Alanlarda ... Mahallesinde Kalan Bölüme Ait III. Etap 1/1000 Ölçekli Uygulama İmar Plânının plân notları yok sayılmak sureti ile 16.12.2010 tarihli uygulama dikkate alınarak hukuka aykırı işlemin gerçekleştirildiğini, bu durumun kamu yararı ve şehircilik ilkelerine de aykırı olduğunu, müstakil yapılaşmaya elverişli olmayan arsanın komşu parselle tevhit şartı konularak 3194 sayılı İmar Kanunu'nun 17. maddesine göre uygulama yapılması ve arsa maliklerine satışına karar verilmesi yasal zorunluluk olduğundan dava konusu 3 10... parsel yönünden yapılan satış işlemine konu imar plânının ve tapunun iptali ile davacılar adına tescili gerektiğini ve kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olmadığını ileri sürerek hukuki denetlemesinin yapılmasını, kanunun olaya doğru olarak uygulanmadığının yahut davanın ispatı için dayandıkları delillerin kanuni bir sebep olmaksızın kabul edilmemesi ve bu sebeple karara etki eden yargılama hatası ya da eksikliğinin oluştuğunun tespitini ve kararın bozulmasını istemiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, dava dışı Belediyeye ait olan dava konusu taşınmazın Belediye tarafından usulsüz imar plânı uygulanmak suretiyle gerçekleştirilen ihale sonucunda davalıya satıldığı iddiasına dayalı olarak taşınmazın davalı adına olan tapu kaydının iptali ile davacılar adına tescili istemine ilişkindir.
Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 03.10.2025 tarihinde kesin olmak üzere oy çokluğuyla karar verildi.
K A R Ş I O Y
1. Uyuşmazlık, tapu iptali ve tescil talebine ilişkindir. İlk Derece Mahkemesince (İDM) "davanın açılmamış sayılmasına" karar verilmiş, kararın davacılar vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince (BAM) istinaf başvurunun esastan reddine karar verilmiştir. Davacılar vekilince esasa ilişkin nedenler gösterilmek suretiyle temyiz talebinde bulunulmuştur. Dairemizin Sayın Çoğunluğunca da "davanın açılmamış sayılmasına" ilişkin karara özgülenmiş bir temyiz nedeni ileri sürülmediğinden bu konuda inceleme yapılamayacağı gerekçesiyle onama kararı verilmiştir. 2. Sayın Çoğunlukla aramızda oluşan uyuşmazlık, davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesi durumunda ve fakat davacılar vekilince "açılmamış sayılma" kararına yönelik özel bir temyiz nedenine yer verilmeksizin, davanın kabul edilmesi gerektiğinden bahisle esasa ilişkin açıklamalar yapılması hâlinde "açılmamış sayılma" kararı yönünden temyiz incelemesi yapılıp yapılamayacağı noktasında toplanmaktadır. 3. Davacılar vekilinin esasa ilişkin ileri sürdüğü temyiz taleplerinin incelenebilmesi için öncelikle İDM tarafından verilen açılmamış sayılma kararının hukuka uygun olup olmadığının denetlenmesinin zorunlu olduğu tartışma konusu değildir. Davacılar vekilince davalarının kabul edilmesi gerektiği yönünde esasa ilişkin temyiz gerekçeleri ileri sürüldüğüne göre bu talebin içerisinde öncelikle verilen "açılmamış sayılma" kararının hukuka aykırı olduğu ve bu yönden bozulması gerektiği talebinin bulunduğu kabul edilmelidir. Bir başka ifadeyle açılmamış sayılmaya yönelik temyiz talebinin esasa ilişkin temyiz talebine mündemiç olduğu açıktır. Aksi kabul davacının mahkemeye erişim hakkının makul olmayacak şekilde kısıtlanmasına neden olacaktır. 4. Açıklanan nedenlerle davanın açılmamış sayılmasına ilişkin kararın hukuka uygun olup olmadığı yönünde temyiz incelemesi yapılması gerekirken bu konuda temyiz bulunmadığı gerekçesiyle kararın onanması yönündeki Sayın Çoğunluğun görüşüne iştirak edilememiştir.