Yargıtay · 7. Hukuk Dairesi
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi 2025/2908 E. 2025/3642 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 7. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/2908
- Karar No
- 2025/3642
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/3407 E., 2023/382 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 2. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2015/55 E., 2017/493 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davacı-karşı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı-karşı davalı dava dilekçesinde; İstanbul ili, Üsküdar ilçesi, ... Mahallesinde bulunan dava konusu 1038 ada 49 parsel sayılı taşınmazın zilyetliklerinde olan kısmının babaları ... ...'den çocukları olarak kendilerine intikal ettiğini, bu yerin 1941 yılından beri zilyetliklerinde olduğunu, davalının kadastro geçtiği sırada bu yeri kendi üzerine yazdırdığını ileri sürerek, zilyetliklerinde olan 515 m² yerin tapusunun iptali ile ... ... mirasçıları olarak adlarına tapuya tesciline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP VE KARŞI DAVA Davalı-karşı davacılar vekili cevap dilekçesinde; dava konusu taşınmazın muris ... 'dan yasal mirasçıları olan davalılara intikal ettiğini, taşınmazın davacı tarafından işgal edildiğini, davacı ile muris ... ve davalılar arasında haksız kullanımı haklı kılacak hiçbir hukuki ilişkinin söz konusu olmadığını, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 713/2 hükmü koşullarının da oluşmadığını, olağanüstü zamanaşımı şartlarının oluşmaması nedeniyle tapu iptali ve tescil istemli davanın reddine, davacının taşınmaz üzerindeki haksız müdahalesinin önlenmesine, mevcut binanın yıkımına karar verilmesini talep etmiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin 30.11.2017 tarihli ve 2015/55 Esas, 2017/493 Karar sayılı kararı ile asıl davanın 4721 sayılı Kanun'un 713/2 hükmüne dayalı tapu iptali ve tescil, karşı davanın ise el atmanın önlenmesi ve yıkım istemine ilişkin olduğu, tapu kayıt maliki ... 'ın öldüğü 06.02.1992 tarihinden maddedeki "ölmüş" ibaresinin yürürlüğünün durdurulma tarihine kadar yirmi yıllık sürenin dolmadığı, kazandırıcı zamanaşımı şartlarının oluşmadığı; davalı-karşı davacıların ise taşınmazın müşterek maliklerinden oldukları, 17.05.2017 tarihli bilirkişi raporuna ekli krokide (A) ve (C) harfleri ile gösterilen kısımların 1038 ada 49 parsel sayılı taşınmaz çapında kaldığı ve bu yerlerin davacı-karşı davalı tarafından kullanıldığının belirlendiği gerekçesiyle asıl davanın reddine, karşı davanın kabulü ile 1038 ada 49 parsel sayılı taşınmaza davacı-karşı davalı tarafından yapılan haksız el atmanın önlenmesine, yapının yıkılmasına karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin 30.11.2017 tarihli kararına karşı süresi içinde davacı-karşı davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin 21.02.2019 tarihli ve 2019/167 Esas, 2019/215 Karar sayılı kararı ile; davacının muristen intikal ve ekmeli zilyetlik hukuksal nedenine dayandığı, kadastro tutanağının kesinleştiği 29.10.1957 tarihi ile dava tarihi olan 09.02.2015 tarihine kadar 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 12/3 hükmünde öngörülen on yıllık hak düşürücü sürenin geçirilmiş olması nedeniyle tapu iptali ve tescil istemli davanın usulden reddine karar verilmesi gerekirken yanılgı ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru değilse de verilen ret kararının sonucu itibariyle doğru olduğu gerekçesiyle davacı-karşı davalı vekilinin bu yöne ilişkin istinaf itirazlarının yerinde olmadığı; karşı dava yönünden ise paylı mülkiyete konu bir taşınmazda maliklerden her birinin müşterek mülkiyete konu taşınmaza el atılması hâlinde bu el atmanın önlenmesini tek başına istemesi mümkün ise de eldeki davada yıkım isteminin de bulunduğu, buna karşın yıkımı talep edilen yapının ana nüvesinin davaya konu parsel üzerinde bulunup yapıda ve arsada hak iddia edenin davada taraf olduğu nazara alındığında, taşınmazın diğer paydaşlarının davaya dahil edilmeden yazılı şekilde karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı gerekçesiyle, İlk Derece Mahkemesi tarafından verilen kararın gerekçesi düzeltilmek suretiyle davacı-karşı davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V.BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A.Bozma Kararı Bölge Adliye Mahkemesinin 21.02.2019 tarihli kararına karşı süresi içinde davacı-karşı davalı vekili tarafından temyiz isteminde bulunulması üzerine, Dairemizin 20.02.2022 tarih ve 2021/7450 Esas, 2022/5331 Karar sayılı kararı ile Mahkemece keşif yapılarak yıkım isteğine konu olan yapının niteliğinin duraksamaya yer bırakmayacak şekilde belirlenmesi, mütemmim cüz'i durumunda olduğunun saptanması hâlinde İstanbul ili, Üsküdar ilçesi, ... Mahallesine bulunan 1038 ada 49 parselin dava dışı diğer paydaşlarının da davada yer almaları gerektiği, kabule göre de, Bölge Adliye Mahkemesince, İlk Derece Mahkemesi kararının gerekçesinin değiştirilmesi durumunda, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1.b-2 hükmü gereğince, gerekçe düzeltilerek yeniden esas hakkında karar verilmesi gerekmekte iken yazılı şekilde hüküm kurulmuş olmasının doğru görülmediği gerekçesiyle karar bozulmuş, bozma sebebine göre sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına karar verilmiştir. B. Bölge Adliye Mahkemesince Verilen Direnme Kararı Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; önceki gerekçeye ek olarak 4721 sayılı Kanun'un 693/son maddesi hükmü içeriği ile yıkım talebine konu taşınmazın niteliği ve yıkımı talep edilen yapının ana nüvesinin davaya konu parsel üzerinde bulunup yapıda ve arsada hak iddia edenin davada taraf olduğu nazara alındığında, taşınmazın diğer paydaşlarının davaya dahil edilmeden yazılı şekilde karar verilmesinde isabetsizlik görülmediği, ayrıca davalı-karşı davacı paydaşların dava konusu parselin sair şagillerine yönelttikleri el atmanın önlenmesi ve yıkım istekli bir kısım davanın da aynı şekilde kabul edildiği gerekçesiyle asıl dava bakımından bozma gereklerine uyularak yeniden esas hakkında hüküm kurulmuş, karşı dava bakımından ise bozma ilâmına direnilmesine karar verilmiştir. VI.TEMYİZ A.Temyiz Sebepleri Davacı-karşı davalı vekili; asıl dava yönünden keşif ve bilirkişi raporunun hukuka uygun olmadığını, kadastro zabıt kayıtlarının hileli olduğunu, karşı dava yönünden ise davacının işgalci olmadığını, dava konusu taşınmazın Hazineye ait olduğunu, eksik araştırma ile karar verildiğini ileri sürerek direnme kararının bozulmasını talep etmiştir. B.Hukuk Genel Kurulu Kararı Bölge Adliye Mahkemesinin direnme kararının davacı-karşı davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya Yargıtay 7. Hukuk Dairesinin 21.10.2023 tarihli kararı ile Hukuk Genel Kuruluna gönderilmiş olup, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 26.02.2025 tarih 2023/7-1070 Esas 2025/84 Karar sayılı ilâmıyla; yıkım istekli davalarda tüm paydaşların davada yer almaları gerekir ise de dosya kapsamı ve somut olayın özelliği gereği dava konusu taşınmaz üzerinde fiili bir kullanım şekli ve tüm parseli kapsayan bir yapılaşmanın oluştuğu, davalı-karşı davacıların mülkiyet hakkına dayalı olarak açtıkları ve yıkımı istenen yapının bulunduğu kısımda karşı davacılar dışında diğer maliklerin hak iddiası bulunmadığından, eldeki davada verilecek kararın diğer paydaşların haklarını etkilemeyeceği sonucuna varılarak direnme kararının yerinde bulunduğuna, davacı-karşı davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesi için dosyanın Yargıtay 7. Hukuk Dairesine gönderilmesine karar verilmiştir. C. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, asıl davada zilyetlik hukuki nedenine dayalı tapu iptali ve tescil, karşı davada elatmanın önlenmesi ve kâl istemine ilişkindir. 1. Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2. Temyizen incelenen Bölge Adliye Mahkemesi kararının gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, istinaf dilekçesinde ileri sürülmeyen hususların temyiz aşamasında ileri sürülmesi hâlinde dinlenemeyeceği, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VII. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1 hükmü gereğince ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 15.09.2025 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.