Yargıtay · 7. Hukuk Dairesi
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi 2025/2234 E. 2025/3232 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 7. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/2234
- Karar No
- 2025/3232
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2024/470 E., 2025/73 K.
Mahkemece bozmaya uyularak verilen karar; taraf vekillerince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA 1. Davacı vekili; davalı ile davacının dava konusu 1 numaralı bağımsız bölümün satışına ilişkin 27.12.2013 tarihli düzenleme şeklinde taşınmaz satış vaadi sözleşmesi imzaladığını, sözleşmeye göre davalının taşınmazı davacıya devredeceği vaadine karşılık, davacının taşınmaz bedeli olan toplam 30.000,00 TL'yi devir tarihinde ödeyeceği konusunda anlaştıklarını, davalının taşınmaz üzerindeki takyidatların kalkması ile taşınmazın mülkiyetinin davacı adına naklini temin edeceği vaadini verdiğini ancak taşınmazın devrine yanaşmadığını ve söz konusu taşınmazı üçüncü bir kişiye satacağına ilişkin söylentilerin çıktığını, davacının ofis olarak kullandığı taşınmaza 60.000,00 TL masraf yaptığını, davacının taşınmazın bedelini ödemeye hazır olduğunu ileri sürerek davalının taşınmazın devri konusunda icbarına, davalı adına olan tapu kaydının iptali ile davacı adına tesciline, tapu iptali ve tescil, mümkün olmadığı takdirde yapılan masrafların beş yıllık faizi ile birlikte davacıya ödenmesine karar verilmesini talep etmiştir. 2. Davacı vekili cevaba cevap dilekçesinde; emlakçıda adi yazılı yapıldığı belirtilen sözleşmenin 11.11.2013 tarihli olduğunu, bu sözleşme uyarınca tapuya gidildiğinde hacizler bulunduğundan davacının taşınmazı satın almaktan vazgeçtiğini, davalının ise peşin aldığı kaporayı iade etmemek için noterde sözleşme yapmayı teklif etmesi üzerine taşınmaz satış vaadi sözleşmesinin akdedildiğini belirtmiştir. 3. Davacı vekili 20.02.2018 tarihli ıslah dilekçesinde; davalının taşınmazın devri konusunda icbarına, davalı adına olan tapu kaydının iptali ile davacı adına tesciline, tapu iptali ve tescil mümkün olmadığı takdirde yapılan satış vaadi sözleşmesindeki satım bedeli olan 30.000,00 TL ile yapılan masrafların beş yıllık reeskont faizi ile birlikte davacıya ödenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. II. CEVAP 1. Davalı cevap dilekçesinde özetle; emlakçı aracılığıyla davacı ile tanıştıklarını, emlakçıda yapılan sözleşme uyarınca bağımsız bölümün satım bedeli olan 80.000,00 TL ve dış cephe mantolama, çevre düzenlemesi için 5.500,00 TL olmak üzere toplamda 85.500,00 TL ödenmek üzere anlaştıklarını, kapora olarak önce 21.000,00 TL, sonra 14.000,00 TL olmak üzere toplam 35.000,00 TL'nin davacı tarafından kendisine verildiğini, karşılığında 35.000,00 TL teminat amaçlı senet alındığını, tapu üzerindeki takyidatlar kaldırılamadığından 15.000,00 TL'nin davacıya iade edildiğini, davacının noter huzurunda da sözleşme yapmak istemesi üzerine 27.12.2013 tarihli satış vaadi sözleşmesinin akdedildiğini, bu sözleşmede kararlaştırılan 30.000,00 TL'nin taşınmazın gerçek değeri olmadığını, davacının bu tarihten itibaren dava konusu yeri kullanmaya başladığını, davacının yaptığını iddia ettiği masrafların çok abartılı bir rakam olduğunu, davacının emlakçıda yapılan sözleşme uyarınca kararlaştırılan bedeli ödemesi halinde tapuda devir yapmaya hazır olduğunu, davacının satın almaktan vazgeçmesi halinde 27.12.2013 tarihinden tahliye tarihine kadar olan kira bedellerinin davacıdan tahsilini, davacının elinde bulunan teminat senedinin iadesini ileri sürmüştür. 2. Davalı ikinci cevap dilekçesinde; davacının emlakçıdaki sözleşmeyi yaparken takyidatlardan haberdar olduğunu, davacı taşınmazı almak istemediğini söylemiş olsaydı kaporayı iade etmeye hazır olduğunu, noterde sözleşme yapmayı davacının teklif ettiğini, davacının yaklaşık beş yıl önce yapılan satış vaadindeki rakamı teklif etmesinin zaman içinde meydana gelen değer kaybı da dikkate alındığında mağduriyet doğuracağını belirtmiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin 30.01.2024 tarih ve 2023/377 Esas, 2024/35 Karar sayılı kararıyla; davanın terditli tazminat talebi yönünden kabulüne karar verilmiştir. IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Bozma Kararı İlk Derece Mahkemesinin III nolu başlıkta belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. Dairemizin 10.10.2024 tarih, 2024/3090 Esas, 2024/4460 Karar sayılı ilamı ile, davacının dava dilekçesinde, taraflar arasında .... Noterliğinde akdedilen 27.12.2013 tarih ve ... yevmiye numaralı gayrimenkul satış vaadi sözleşmesine dayalı olarak tapu iptali ve tescil isteminde bulunduğu, davacının taşınmaz üzerine konulan hacizlerin kaldırılması ve taşınmazın hacizlerden ari olarak tescile dair bir isteminin bulunmadığı, taşınmaz üzerindeki hacizlerin miktarı itibariyle, Dairemizin 12.04.2023 tarih ve 2022/480 Esas, 2023/2147 Karar sayılı kararında belirtildiği gibi ödenmeyen satış bedelinin rayiç bedele oranlanması gerekmekte ise de; Mahkemece satış vaadi esas alınarak ve üzerindeki takyidatlarla birlikte davacı adına tesciline karar verilmesi gerekirken yasal olmayan gerekçeyle yazılı şekilde hüküm kurulmasının doğru görülmediği gerekçesiyle hükmün bozulmasına karar verilmiştir. B. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar İlk Derece Mahkemesinin ilam başlığında tarih ve numarası belirtilen kararı ile davanın kabulü ile dava konusu ... ada, ... parselde bulunan 1 numaralı bağımsız bölümün tapu kaydının iptali ile davacı adına tapuya tesciline, davacı tarafça dosyaya depo edilen 52.333,34 TL'nin karar kesinleştiğinde davalıya ödenmesine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur. Davacı vekili temyiz dilekçesinde; a. Mahkemece dava kabul edildiğinden, davacı yararına harçlandırılan değer üzerinden nispi vekalet ücreti hesaplanması gerekirken, maktu vekalet ücretine hükmedildiğini, bu konudaki tavzih taleplerinin de usule aykırı olarak reddedildiğini, b. Davalının borçlu olduğu icra dosyalarının bilgi ve belgelerinin dosyaya geldiğini, davalının icra takipleri nedeniyle tapuda bir çok haciz bulunduğunu, c. Tapuya şerh edilmiş gayrimenkul satış vaadinden sonra konulan hacizlerin dikkate alınmaması gerektiğini, d. Bu hacizlerin toplam meblağının belirlendiğini ve tescilin davacı adına buna göre yapılması gerektiğini, e. Davacının depo ettiği paradan öncelikle gayrimenkul satış vaadinden sonra açılan takiplere dayalı borçların ödenmesi, bakiye tutar kalması halinde davalıya ödeme yapılması gerektiğini ileri sürmektedir. Davalı vekili temyiz dilekçesinde; a. Mahkemece davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, davanın zamanaşımına uğradığını, b. Sözleşmede kararlaştırılan bedelin davacı tarafından ödenmediğini, Mahkemece ödendiği kabul edilen 20.000,00 TL’nin kapora bedeli olduğunu, c. Somut olayda kapora adı altında ödenen bedelin de taşınmaz satış vaadi sözleşmesi için verilmediğini, tarafların asıl iradesinin taşınmaz için satış sözleşmesi yapmak olduğunu, d. Davacı tarafından kapora adı altında 35.000,00 TL ödeme yapılmış olduğu için müvekkilden de 35.000,00 TL'lik senet alındığını, taşınmaz satış vaadi sözleşmesinin şartlarının gerçekleşmediğini ve tapu iptal ve tescil kararının hatalı olduğunu, e. 15.01.2025 tarihli duruşmada kurulan ara kararla her ne kadar taşınmazın dava tarihindeki değeri ile ödenen 20.000,00 TL'nin oranlanması yapılarak belirlenen bedelin depo ettirilmesi istenilmiş ve bu bedel depo edilmişse de, davaya konu taşınmazın keşif ile güncel rayiç bedelinin tespitinin yaptırılmaması ve güncel değeri üzerinden ödendiği kabul edilen kapora bedelinin oranlanmasının yaptırılmamasının hakkaniyete aykırı olduğunu, f. Taşınmazın dava tarihindeki değeri ile güncel değeri arasında ülke ekonomisinin geldiği nokta, paranın alım gücü ve enflasyon karşısında oldukça fahiş fark bulunduğundan, davaya konu taşınmazın güncel değerinin tespitinin yaptırılmamasının doğru olmadığını, g. Taşınmazın satışı için kararlaştırılan gerçek bedel satış vaadi sözleşmesindeki bedelden farklı olup emlakçıda düzenlenen satış sözleşmesinde kararlaştırılan bedelin satış bedeli olduğunu, h. Davacı tarafından ilk derece mahkemesindeki yargılama sırasında duruşmadaki beyanı ile de satış bedelinin 80.000,00 bin TL olduğunun davacının da kabulünde olduğunu, böylece 80.000,00 TL'nin 20.000,00 TL'sinin kapora olarak verildiği, geriye de 60.000,00 TL ödenmeyen miktarın kaldığını, bu haliyle depo bedelinin yanlış hesaplandığını, i. Gerekçeli kararda dava dosyasıyla alakası olmayan farklı bir dava dosyasına ilişkin bilgilerin yer aldığını, gerekçeli kararın dosya muhteviyatına ve hukuka uygun şekilde açıklanamadığını, gerekçeli kararla delillerin değerlendirilmesi hususunda hataya düşüldüğünü, bu yönüyle kararın hatalı olduğunu ileri sürmektedir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık; taşınmaz satış vaadi sözleşmesine dayalı tapu iptal ve tescil, terditli olarak tazminat istemine ilişkindir. Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen İlk Derece Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı ve özellikle davacı vekilinin vekalet ücretine yönelik temyiz itirazlarının, harçlandırılan değer üzerinden nispi hesaplanacak vekalet ücretinin, karar tarihi itibarıyla maktu vekalet ücretinin altında kalacağından aleyhine olacağı ve bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; taraf vekillerince temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Taraf vekillerinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz eden davalıya yükletilmesine, Temyiz karar harcı davacı vekili taraftan tam alındığından harç alınmasına yer olmadığına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,24.06.2025 tarihinde kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi.