Yargıtay · 7. Hukuk Dairesi
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi 2025/1289 E. 2025/5137 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 7. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/1289
- Karar No
- 2025/5137
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 15. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/1588 E., 2025/45 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Yalova 2. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2022/382 E., 2024/313 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili ve davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacı ile davalı arasında 20.08.1986 tarihli satış sözleşmesi akdedildiğini, sözleşme tarihinde anneleri adına kayıtlı dava konusu taşınmazın yarısını satın aldığını ve satış bedeli olarak 1.000.000 TL ödeme yapılmasına rağmen devrin gerçekleştirilmediğini belirterek dava konusu taşınmazın davalı adına kayıtlı olması halinde 815 m²’sinin iptali ile müvekkili adına tesciline karar verilmesini, tapu iptali ve tescil taleplerinin kabul görmemesi halinde satış bedelinin denkleştirici adalet ilkesi gözetilerek güncellenmiş değerinin davalıdan tahsilini talep etmiştir.
II. CEVAP Davalı asil cevap dilekçesinde özetle; tapu iptali ve tescil ve bedel taleplerinin zamanaşımına uğradığından davanın reddi gerektiğini, taşınmazın devri açısından davacı tarafla aralarında bir ihtilaf olmadığını, böyle bir anlaşmanın yapıldığını, imkânı olsa tapu hissesini devredebileceğini, ancak davaya konu taşınmazdaki hissesinin davaya konu edilen miktarda olmadığını, davacı tarafından sanki 815 m² hissesi varmış gibi talepte bulunulduğunu, miras hissesi karşılığının yalnızca 200 m² olduğunu, muhtar senedini kendi hissesi için imzaladığını, gayrimenkul satışlarının resmi şekle tabi olduğunu, resmî şekle uygun olmayan işbu senedin geçerli olmadığını, aldığı bedeli inkar etmediğini, tapu iptali ve tescil talebinin ifasına olanak bulunmadığını, taşınmazda henüz intikal işlemlerinin yapılmadığını, yerin tarla vasfında olup bölünmeyeceğini, hissedarlar haricinde hisse devri yapmanın da yasal olarak mümkün olmadığını, intikal yapılabilse hisseye yönelik harici satışın hüküm ifade etmeyeceğini, ödenen bedeli bu günkü koşullarda ödemeye hazır olduğunu ve davanın açılmasına sebebiyet vermediğini belirterek davanın reddini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla davanın kabulüne, dava konusu taşınmazın davalı adına olan tapu kaydının iptali ile davacı adına kayıt ve tesciline, 27.269,70 TL maddi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya ödenmesine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili ve davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile özetle; 1. Davalının kabul beyanları çerçevesinde değerlendirme yapılması gerektiği, 2. Davalının taşınmazdaki 228,14 m²’lik tapu kaydının iptali ile (taşınmazın ½ payına kadar) arta kalan kısma ilişkin bedeli iadesi yönünde hüküm tesisi yöntem olarak isabetli ise de bedel hesabı yönünden denkleştirici adalet ilkesi yerine altın fiyatı üzerinden hesaplama yapılmasının hatalı olduğunu, 3. Denkleştirici adalet ilkesine göre 1.765,52 TL tazminat hesaplandığı, 4. Dava tarihinden itibaren yasal faize hükmedilmesin de bir isabetsizlik bulunmadığından davacının faize yönelik istinaf itirazının yerinde görülmediği, ancak İlk Derece Mahkemesince kabul edilen dava değeri üzerinden alınması gereken nispi harcın davalıdan alınarak hazineye gelir kaydında karar verilmesi gerekirken, davalıdan alınarak davacıya verilmesi yönünde hüküm tesisinin doğru olmadığı gerekçesiyle davacı vekili ve davalı vekilinin istinaf başvurularının kabulüne, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın kısmen kabulüne, dava konusu 2 53... parsel sayılı taşınmazda davalı adına olan payın iptali ile davacı adına kayıt ve tesciline, maddi tazminat yönünden 1.765,52 TL’nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin ise reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri 1. Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; denkleştirici adalet ilkesinin doğru uygulanmadığını, ödenen bedelin sebepsiz zenginleşmenin gerçekleştiği tarihten itibaren temerrüt faizi ile ödenmesine hükmedilmesi gerektiğini, dava tarihinin esas alınmasının usul ve yasaya aykırı olduğunu beyan etmektedir. 2. Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; a. Kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu, b. Hem asıl hemde terditli talebe karar verilmesinin doğru olmadığını, c. Davacının HMK anlamında bir kabulü bulunmadığını, c. Davacının ısrarla muhtar senedinde belirlenen ancak davalıya ait olmayan tüm hisseleri talep ettiğini, e. Kanunun tanımladığı anlamıyla bir kabul oluşmamasına rağmen kanun hükmünün sadece vekil eden aleyhine uygulandığını, f. Ortada geçerli bir muhtar senedi yer almadığını, müvekkilinin taşınmazın tamamına sahip olmadığını ve davacının iyiniyetli davranmadığı gibi dürüstlük kuralına aykırı davrandığını, g. Ödenen bedelin sebepsiz zenginleşme hükümleri çerçevesinde iadesini istenebileceğini, h. 10 yıllık zamanaşımı süresinin dolduğunu, ı. Resmi şekilde şartlarına haiz olmayan muhtar senedi üzerinden tescil hükmü kurulamayacağını, i. Davacının talebini ıslah dilekçesi ile bedele dönüştürdüğünü, j. Taleple bağlılık ilkesinin ihlal edildiğini, k. Davalının dava açılmasına sebebiyet vermediğini, beyan etmektedir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, harici satın almaya dayalı tapu iptali ve tescil, ikinci kademede tazminat istemine ilişkindir.
Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekili ve davalı vekili tarafından temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR Açıklanan sebeple; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz karar harcının temyiz eden davalıya yükletilmesine, Onama harcı davacıdan peşin alındığından yeniden alınmasına yer olmadığına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 02.12.2025 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.