Yargıtay · 7. Hukuk Dairesi

Yargıtay 7. Hukuk Dairesi 2024/802 E. 2024/5667 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
7. Hukuk Dairesi
Esas No
2024/802
Karar No
2024/5667
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : ...Bölge Adliye Mahkemesi 22. Hukuk Dairesi SAYISI : 2021/1981 E., 2023/2424 K. KARAR : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ: ...1. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2020/217 E., 2021/482 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı dava dilekçesinde özetle; davalının ...Barosuna kayıtlı avukatlardan olduğunu, davalının hukuk bürosunda uzun yıllar sigortasız olarak çalıştığını, ...ili, ...ilçesi,...Köyü, 1531 parselde (yeni 1921 parsel) kain ...'ya ait 50 bin m² arazi ve ona ait pek çok arazi için gerek damadı gerek öz çocuklarının açtığı yirmiden fazla hukuk ve ceza davası için kendisine maddi ve manevi katkı sağladığını, 2007 yılında ...'nun davalarını takip etmesi karşılığında 20 dönüm arazi vereceğini söylediğini, ...'nun bu talebini davalıya ilettiğini, davalının da ...'nun kendisine vereceği 20 dönüm arazinin yarısını ve masrafları karşılaması kaydı ile davaları kabul edeceğini belirttiğini, o gün sözlü olarak 20 dönümün 10 dönümünü iş karşılığı davalıya vermeyi kabul ettiğini, bir kaç gün sonra ...’yu Bergama'ya çağırdığını, davalı ile birlikte bir kafede buluştuklarını, sonra hep birlikte ...2. Noterliğine gittiklerini, orada ...'nun 20 bin m²'lik tarlanın satış vekaletini üzerine verdiğini, noter işleminden sonra satış vekaletini alıp başka işler için onların yanından ayrıldığını, ancak aynı gün haberi olmadan ...Noterinde davalının, Melek ile gayrimenkul satış vaadi sözleşmesi yaptırdığını, en son 2020 Şubat ayı ortalarında Bergama'ya gittiğinde davalının gayrimenkul satış vaadinden kaynaklanan tescil davası açtığını öğrendiğini, ...1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2016/422 Esas sayılı dosyası ile görülen dava ile esasen tarafına ... tarafından vekalet ile verilen 20 dönümlük arazinin davalı adına tesciline karar verildiğini görünce bu davayı açmak zorunda kaldığını ileri sürerek, ...ili, ...ilçesi,...Köyü, 1531 parselde (yeni 1921 parsel) kain arazinin davalıya tesciline karar verilen 20 bin m²'sinin yarısı olan 10 bin m²'nin adına tesciline veya taktir edilen kıymetinin 1/2'sinin tarafına tazminat olarak verilmesine karar verilmesi talebinde bulunmuştur. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın zamanaşımından reddine karar verilmesi yine harcın ikmaline karar verilmesi gerektiği, davacı ile davalı müvekkili arasında inanç sözleşmesi olmadığını, davacının ... ile yaptığı vekalet ilişkisinin müvekkili ile bir ilgisi olmadığını, müvekkili ile ... arasında yapılan gayrimenkul satış vaadi sözleşmesinin davacı ile bir ilgisi olmadığını, satış vaadi sözleşmesi ile vekaletnamenin aynı anda yapıldığını, inançlı işlemin ancak yazılı delil ile ispat edilebileceği, taraflar arasında bu nitelikte bir sözleşme olmadığı, müvekkili ile dava dışı ... arasında ...2. Noterliğinin 03.05.2007 tarih, 03945 yevmiye sayılı ...İli, ...İlçesi,...Köyü, ... mevkii, 14 cilt, 23124 sayfa, 53 pafta, 1531 parselde kayıtlı taşınmazın 20.000 m²'lik kısmına ilişkin satış vaadi sözleşmesi akdedildiğini, sözleşme gereği ödenmesi gereken paranın müvekkili tarafından ödendiğini, ancak sözleşme gereği müvekkilline devredilmesi gereken taşınmaz devredilmediğinden ...1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2016/422 E., 2020/75 K., sayılı ilamı ile taşınmazın 20.000 m²'lik kısmının müvekkili adına tesciline karar verildiğini, huzurdaki davanın davacısının, bilgileri verilen tapu iptal tescil dosyasında tanık olarak dinlenildiği, verdiği yeminli ifadesinde müvekkili ile dava dışı ...'nun satış vaadi sözleşmesi yaptığını bildiğini, bu sözleşme gereği 125.000 TL'nin ödendiğini, ...'nun satış için kendisine vekaletname verdiğini, hacizlerin kalkmasından sonra satışı ...'dan aldığı satış vekaletnamesi ile satıcı olarak kendisinin yapacağını beyan ettiği, bu beyanların da ikrar niteliğinde olduğunu, sonuç olarak açılan davanın reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuştur. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında özetle; dava konusu taşınmazla ilgili olarak davacı, davalı ile inançlı işlem yaptıklarını ve dava dışı ... tarafından devredilecek 20.000 m²'lik taşınmazın 10.000 m²'lik kısmının davalı tarafından kendisine verilmesi hususunda anlaştıklarını, ancak davalının gayrımenkul satış vaadi sözleşmesi ile bu taşınmazın 20.000 m²'lik kısmının tamamını kendi adına tescil ettiğini, dava dilekçesi içeriği ve iddianın ileri sürülüş biçimine göre, taraflar arasındaki hukuki ilişkinin inançlı işlem hukuksal nedenine dayalı tapu iptal tescil davası, olmadığı takdirde bedelin ifası davası olduğu, huzurdaki dava bakımından, tapu maliki ile davacı arasında bu nitelikte bir sözleşmenin varlığı davacı tarafından ispat edilemediği gibi, davacının, davalının dava dışı üçüncü şahıs ile yapılan gayrimenkul satış vaadi sözleşmesinin de tarafı olmadığı, davalı tarafın, ... tarafından devredilecek oranın yarısının kendisine devredileceğine ilişkin bir akdi ilişkiyi de yöntemince ispat edemediği, ayrıca gayrimenkul satış vaadine dayalı olarak davalı ile dava dışı üçüncü şahıs ve kayden malik olan ... arasındaki davada, huzurdaki davanın davacısının tanık olarak beyanda bulunduğu, satış vaadi sözleşmesinin gereğinin davalı tarafından ifa ile yerine getirildiğini beyan ettiği, tüm dosya kapsamından, davacı tarafça inançlı işlem, ya da harici satım sözleşmesi ile satış vaadi sözleşmesine konu taşınmazın bir payının kendisine devrine ilişkin herhangi bir ispat aracı ortaya koyamadığından davanın reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı temyiz dilekçesinde; a. Davalının yanında uzun süre çalıştığını, davasının sadece inanç sözleşmesine değil aynı zaman da adi ortaklık sözleşmesine de dayandığını, çünkü davalı ile aralarında adi ortaklık bulunduğunu, b. Bu dava için cebinden davalıya 40-50 bin civarında masraf ödemesi yaptığını, davalı ile yaptığı ortaklık gereği emekleri ve paralarını birleştirdiklerini, c. Terditli talebinin bu dava için harcamış olduğu paranın tahsili olduğunu, zaten bu paranın talep edilen taşınmazı karşılayacağını, d. Dava dışı ... kendisine güvendiği için satış vekaleti verdiğini, bu hususun inanç sözleşmesinin kanıtı olduğunu, e. Davalının kendisini kandırdığını, satış vaadine dayanarak karar verilmesinin yanlış olduğunu, Mahkemenin eksik inceleme ile karar verdiğini belirterek Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılarak İlk Derece Mahkemesi hükmünün bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık; inançlı işlem hukuksal sebebine dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir. Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup, davacı tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Onama harcı peşin alındığından yeniden alınmasına yer olmadığına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 12.12.2024 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2024/802, K. 2024/5667, T. 12.12.2024, www.arakarar.com/karar/yargitay-7-hukuk-dairesi-2024-802-e-2024-5667-k-5174ffbb7172