Yargıtay · 7. Hukuk Dairesi
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi 2024/675 E. 2024/5803 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 7. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2024/675
- Karar No
- 2024/5803
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/1362 E., 2023/1806 K. DAVA TARİHİ : 20.09.2018 KARAR : İstinaf talebinin kabulü ile İlk Derece Mahkeme kararının düzeltilerek yeniden hüküm kurulmak suretiyle, davanın reddine İLK DERECE MAHKEMESİ : Antalya 1. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2021/693 E., 2022/177 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlenildikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili; dava konusu 296 ada 22 parsel ve aynı yer 310 ada 7 parsel sayılı taşınmazlar üzerinde davalı lehine teminat oluşturmak üzere üst sınır ipoteği tesis ettiklerini, ancak bu ipoteğin hangi hukuki ilişkinin teminatını oluşturduğunun saptanamadığını, taraflar arasında alacak borç ilişkisini doğuracak hukuki ilişkinin de kurulmadığını, müvekkilinin davalıya herhangi bir borcunun olmadığını, 5403 sayılı Kanun gereği davacıya mirasen intikal eden taşınmazda ipotek tesis edilemeyeceğini belirterek icra takip dosyasında davacının borçlu olmadığının tespitine, ipoteğin terkinine ve takip miktarının %20'sinden aşağı olmamak üzere davalıdan kötüniyet tazminatının tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili; davacının kötüniyetli olarak borcunu ödememek için itirazlar yaptığını, bütün itirazlarının reddedildiğini, doğmuş bir alacağı teminat altına almak için kurulan ipoteğin kesin borç ipoteği olduğunu, ipoteğin fekki için tüm borcun ödenmesi gerektiğini, davacı borçlunun borcunu ödemediğini belirterek %20'den aşağı olmamak üzere tazminata karar verilmesini talep ederek davanın reddini savunmuştur. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesi yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında özetle; davacı taşınmazı üzerine konulan ipoteğin davacının iddiasının aksine kesin borç ipoteği olduğu hususunda bir tereddüt bulunmadığı, davacı tarafın davalı tarafa olan doğmuş bir borcun teminatı nedeniyle kendi rızasıyla ipotek koyduğu ve ipoteğin kaldırılmasını gerekli kılan ödeme ve benzeri bir neden bulunduğunun da ispatlanmadığı, ipoteğin geçerli bir ipotek olup varlığını sürdürdüğü ve davalı alacaklının bu ipotek nedeniyle paraya çevirme hakkını kullanmasını engelleyecek bir iddianın ispat edilemediği gerekçesiyle davanın reddine, davalı tarafın tazminat talebinin kabulüne karar vermiştir. IV. İSTİNAF Hükmün davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile icra takibi durdurulmadığı için tazminat talebi yönünden davacı vekilinin istinaf itirazlarının yerinde olduğu gerekçesiyle istinaf başvurusunun kabulüne yeniden hüküm kurmak suretiyle davanın tüm talepler yönünden reddine karar vermiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı vekili; ipoteğin tesis edildiği anda emredici mahiyetteki rehin yasağına ilişkin düzenlemeye rağmen davanın reddinin doğru olmadığını, kesin ipotek olarak kabulünün de hatalı olduğunu, ipotek akit tablosunda açıkça "teminat ipoteği" yazdığını, ayrıca teminat ipoteği sayılmayan ve "ana para ipoteği" kabul edilen ipotek çeşitlerinde vade tarihi, faiz oranı gibi esaslı unsurları ihtiva etmesinin yasal zorunluluk olduğunu, bu unsurları eksik olan ipoteğin, sırf sınırlı inceleme yetkisini haiz Antalya 2. İcra Hukuk Mahkemesinin 2018/734 Esas sayılı dava dosyasında verilen karar gerekçe gösterilerek teminat ipoteği olarak kabul edilmemesinin doğru olmadığını belirtmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Dava, menfi tespit ve ipoteğin fekki istemine ilişkindir. Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Yapılan inceleme sonucunda temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 18.12.2024 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.