Yargıtay · 7. Hukuk Dairesi
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi 2024/615 E. 2024/4905 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 7. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2024/615
- Karar No
- 2024/4905
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2022/287 E., 2023/376 K. DAVACILAR : ... vd. vekili Avukat ... DAVA TARİHİ : 19.12.2013 KARAR : Davanın reddine Taraflar arasında görülen tapu tahsis belgesine dayalı tapu iptali ve tescil istemli davada Yargıtay (Kapatılan) 14. Hukuk Dairesinin bozma ilamına uyularak verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairemizce Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir. Mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın reddine karar verilmiştir. Mahkeme kararı davacılar vekili tarafından duruşma istemli temyiz edilmekle kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 05.11.2024 tarihinde duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir. Belli edilen günde temyiz eden davacılar vekili Avukat... geldi. Karşı taraftan gelen olmadı. Açık duruşmaya başlandı. Gelenin sözlü açıklaması dinlenildikten sonra açık duruşmanın bittiği bildirildi. İşin incelenerek karara bağlanması için Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlenerek dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; İstanbul İli,... İlçesi, Üçşehitler Mahallesi, 316 ada 32 parsel sayılı taşınmazın 2981 sayılı Kanun uyarınca 26.06.1986 ve 13.05.1986 tarihlerinde düzenlenen 3 adet tapu tahsis belgesi ile müvekkili ... ile bir kısım davacıların murisleri İsmail Özçaylak ve ...'a tahsis edildiğini iddia ederek dava konusu taşınmazın davalı adına olan tapu kaydının iptali ile davacılar adına tesciline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle: tahsise dayalı tapu iptali ve tescile karar verilmesi koşullarının oluşup oluşmadığının araştırılması gerektiğini, tahsis sahibi İsmail dışındaki tahsis sahiplerinin ödeme yapmadığını, taşınmazın rayiç bedelinin keşfen belirlenmesi gerektiğini, müvekkili tarafından taşınmaz bedelinin belirlendiğini, davacıların Belediyeye başvurmadığını, bu nedenle davanın açılmasına sebebiyet verilmediğini belirterek davanın reddini savunmuştur. III. MAHKEME KARARI Mahkemece, Yargıtay (Kapatılan) 14. Hukuk Dairesinin 12.04.2018 tarihli ve 2015/10438 Esas, 2018/2971 Karar sayılı ilamına uyularak; davanın reddine karar verilmiştir. IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Bozma Kararı 1. Mahkemenin 12.07.2019 tarihli ve 2019/191 Esas, 2019/395 Karar sayılı kararına karşı süresi içinde davacılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur. 2. Dairemizin 08.02.2022 tarihli ve 2021/673 Esas, 2022/800 Karar sayılı ilamında; "... davacı tarafından davalı ... aleyhine açılan tapu tahsis belgesine dayalı tescil istemine ilişkin davanın tahkikat yargılamasında... Belediye Başkanlığının 22.01.2014 tarihli yazısında, dava konusu 316 ada 32 parsel sayılı taşınmazın 25.03.1994 tarihli 1/1000 ölçekli... Sitiçi Koruma Amaçlı İmar Planı’nda B Blok Nizam H:9.50 yapılanmalı konut alanında kısmen de yolda kaldığı, ayrıca söz konusu taşınmazın 1/5000 ölçekli... Koruma Amaçlı Revizyon Nazım İmar Planında bir kısmı 500k/ha yapılanmalı konut alanında bir kısmı da yolda kaldığı ve 1/1000 ve 1/5000 ölçekli planlar arasında istikamet farkı bulunması nedeniyle imar durumunun düzenlenemediği belirtilmiştir.... Belediye Başkanlığının 20.03.2014 tarihli yazısında ise taşınmazın kadastral parsel olduğu ve imar uygulaması görmediği bildirilmiştir. 30.10.2014 tarihli fen ve mimar bilirkişi raporunda da aynı tespitlerde bulunulmuştur. Yargıtay 14. Hukuk Dairesinin 12.04.2018 tarih, 2015/10438 E-2018/2971 K sayılı bozma ilamında bu yazılar ve bilirkişi raporu esas almıştır. Ancak, dosya içerisinde yer alan...sultan Belediye Başkanlığının 67829661-804.01 sayılı yazısında taşınmazın 1/1000 ölçekli... 1. Etap Koruma Amaçlı Revizyon Uygulama İmar Planında kısmen yol kısmen blok çizili H=9.50 yapılanmalı konut alanında kaldığı belirtilmiştir. Belediye Başkanlıklarının söz konusu yazıları ve bilirkişi raporunda taşınmazın bulunduğu yerde 3194 sayılı İmar Kanunu'nun 18. maddesi uyarınca imar planı ve ıslah imar planı yapılıp yapılmadığı hususunda çelişki bulunduğundan bu konuda yeniden ilgili belediye başkanlığına açıklamalı yazı yazılarak taşınmazın uygulama imar planı kapsamına alınıp alınmadığının sorulması, gelen yazı cevabına göre bilirkişiden ek rapor alınarak bozma ilamında belirtilen şartların gerçekleşip gerçekleşmediği tespit edilerek sonucuna göre karar verilmelidir." gerekçesiyle hükmün bozulmasına karar verilmiştir. B. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar Yerel Mahkemenin başlıkta tarih ve sayısı belirtilen kararında; dava konusu 316 ada 32 parsel sayılı yerin 25.03.1994 t.t'li 1/1000 ölçekli... Sitiçi Koruma Amaçlı İmar Planında kısmen konut ve kısmen de yolda kaldığı ve halen kadastral parsel olduğu ve imar uygulaması görmediğinin...sultan Belediyesince bildirildiği, bozma sonrası yapılan yargılamada bozma ilamına uyulmasına karar verilerek ilam doğrultusunda belediyeye yazı yazıldığı, Belediye tarafından Mahkemeye verilen cevapta taşınmazın halen kadastral parsel olduğunun bildirildiği belirtilerek 3194 sayılı Kanunun 18 inci maddesi uyarınca imar planı ve ıslah imar planı yapılmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Mahkemenin kararına karşı süresi içinde davacılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacılar vekili temyiz dilekçesinde özetle; tapu tahsis belgesine dayalı tapu iptali ve tescil şartlarının tamamının oluştuğunu, yerin davacıların zilyetliğinde olduğunu, taşınmaz bedelinin depo edildiğini, 1/1000 ölçekli planda taşınmazın konut alanında kaldığını, bozma ilamına rağmen davanın reddedilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, bozma ilamında 1/1000 ölçekli imar planının yapılıp yapılmadığı hususundaki çelişkinin giderilmesinin istendiğini, gelen yazı cevabında 1/1000 ölçekli planın yapıldığının bildirildiğini, 1/1000 ölçekli planın yapılmasının illaki DOP kesintisine tâbi tutulacak bir parsel olduğu anlamına gelmeyeceğini, bu bölgede yapılan imar uygulamalarının yıllar öncesine ait olan yerleşim alanları ve kamusal alanlar dikkate alınarak planlanmış olup imar parseli niteliğinde olan kadastral parseller bulunduğunu, dava konusu taşınmazın imar parseli olduğunu, 1/000 ölçekli planı olan dava konusu yerle ilgili uygulama planlarının ve DOP kesintisinin yapılmamış olmasından bahisle 316 ada 32 parsel sayılı taşınmazın kadastral parsel olarak değerlendirilmesinin doğru olmadığını, tapu tahsis belgesine dayalı tapu iptali ve tescil istemiyle İstanbul 16. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2009/411 Esas sayılı dosyasında 503 ada 10 parsel sayılı taşınmaz ile ilgili 1/1000'lik planların yapıldığı, DOP kesintisi ve 18 inci madde uygulaması yapılmadığı tespit edilmiş, Mahkemece bu taşınmazın bulunduğu çevrede 3194 sayılı İmar Kanununun 18 inci maddesi uygulaması ile kesilen DOP payının ne oranda alındığı ilgili belediyeden sorularak bildirilen DOP oranı kesintisi yapılarak tapu iptali ve tescil kararı verildiğini, kararın derecattan geçerek kesinleştiğini, eldeki davada da bu yönde karar verilmesinin hukuka uygun olacağını, yerleşik içtihatların da bu yönde olduğunu, kararın davacılar için telafisi mümkün olmayan zarara neden olacağını, davacıların taşınmaz bedelini borçlanarak mahkeme veznesine depo ettiğini, bu bedelin nemalandırılmadan beklediğini ileri sürerek temyiz isteminde bulunmuştur. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, tapu tahsis belgesine dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 428 inci maddesi, 438 inci maddesinin yedi, sekiz ve dokuzuncu fıkraları ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrası. 2. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 04.12.1996 tarihli ve 1996/14- 763- 864 sayılı kararında da belirtildiği gibi, tapu tahsis belgesi bir mülkiyet belgesi olmayıp yalnızca fiili kullanmayı belirleyen ve ilgilisine kişisel hak sağlayan bir zilyetlik belgesidir. Tapu tahsis belgesinin varlığı tahsis edilen yerin adına tahsis yapılan kişi veya mirasçıları adına tescili için yeterli değildir. Tahsis kapsamındaki yerin hak sahibi adına tescil edilebilmesi için; a. Hukuki yönden geçerliliğini koruyan bir tapu tahsis belgesinin bulunması, b. Tahsise konu yerde 3194 sayılı Yasanın 18 inci maddesi uyarınca imar planı veya 3290 sayılı Yasa ile değişik 2981 sayılı Yasa uyarınca ıslah-imar planlarının yapılmış olması, c. İlgilisine, tapu tahsis belgesi gereğince bir başka yerden tahsis yapılmamış olması, ç. Tahsise konu yerin kamu hizmetine ayrılmamış ve imar planına göre konut alanında kalmış olması, d. Tahsise konu yer ile tescili istenilen taşınmazın aynı yer olup olmadığı ve taşınmazın niteliklerinin belirlenmesi amacıyla mahallinde uzman bilirkişiler aracılığı ile keşif yapılması, e. Tahsise konu arsa bedelinin ödenmiş olması, ödenmemiş ise taşınmazın dava tarihindeki rayiç değerinin uzman bilirkişiler aracılığı ile saptanarak hükümden önce mahkeme veznesine veya belirlenecek tevdi mahalline depo edilmiş olması, f. İmar parsellerinin oluşturulması sırasında, şuyulandırmaya tâbi tutulan parselden 3290 sayılı Yasa ile değişik 2981 sayılı Yasanın 18 inci maddesinin b ve c alt bentleri maddesi uyarınca düzenleme ortaklık payı kesilip kesilmediğinin, kesilmiş ise uygulanan oranın saptanması gerekir. 3. Değerlendirme 1. Mahkemelerin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanunun geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Kanunun 428 inci maddesi ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2. Temyizen incelenen Mahkeme kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA, Onama harcı peşin alındığından yeniden alınmasına yer olmadığına, Yargıtay duruşma vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine, Kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 05.11.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.