Yargıtay · 7. Hukuk Dairesi
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi 2024/594 E. 2025/1346 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 7. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2024/594
- Karar No
- 2025/1346
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : Konya Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/1738 E., 2023/2166 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Akşehir 1. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2010/255 E., 2023/381 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı; asıl ve birleştirilen dava dosyalarında davacılar vekili, asıl dava dosyasında davalı vekili, birleştirilen dava dosyasında davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimin tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA 1. Asıl dava dosyasında davacılar vekili; muris ...'nın 06.02.2010 tarihinde vefat etmiş olup sağlığında Akşehir 1. Noterliğinde 05.02.2009 tarihli ve 1285 yevmiye sayılı olarak düzenlettirdiği vasiyetnamenin Akşehir Sulh Hukuk Mahkemesinin 2010/179 Esas sayılı dosyasında 23.03.2010 tarihinde açılıp okunduğunu, murisin Konya ili, parseldeki 3 katlı evi ve içerisinde bulunanları, vasiyeti kabul eden ...'ya (muris ...'nın mirasçısı/oğlu davalı ...'nın oğluna) vasiyetname ile bıraktığını, vasiyet tarihinde murisin yaşlı olup hafıza kaybı yaşadığını ileri sürerek vasiyetnamenin iptalini, iptali mümkün değil ise; vasiyet edilenin değerinin çok yüksek olup saklı paylara müdahale edilmiş olması nedeniyle vasiyet edilen yerin tapusunun iptali ile müvekkillerinin saklı payları oranında tescili suretiyle tenkisini, bu da mümkün olmaz ise belirlenen saklı pay oranında bedelin davalıdan alınarak yasal faiziyle tahsili suretiyle tenkisini istemiştir. 2. Birleştirilen dava dosyasında davacılar vekili; miras bırakan ...'nın 06.02.2010 tarihinde vefat ettiğini, tarafların ...'nın yasal mirasçıları olup muris ...'nın Ziraat Bankasındaki iki ayrı hesabından toplam 16.819,07 TL'nin vekâletname kullanılarak davalı/mirasçı ... tarafından murisin ölümünden kısa süre (58 gün) önce çekildiğini, bu paraların çekilmesinden on (10) gün sonra da davalı ...'in oğlunun ya da gelininin adına bir araç satın alındığını, paranın tamamının da yine davalı ... tarafından harcandığını, veraset ilâmına göre 2/3 oranda davacıların alacağı olduğunu ileri sürerek; miras bırakanın ölüm tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle şimdilik 9.300,00 TL'nin davalıdan tahsilini talep etmiştir. II. CEVAP Davalılar tarafından cevap dilekçesi sunulmamıştır. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesince yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; "...Öncelikle davacı tarafın vasiyetnamenin iptali talebi incelendiğinde; murisin vasiyetname tanzim tarihinde fiil ehliyetinin bulunup bulunmadığı hususunda 4. İhtisas Dairesinin 08.08.2018 tarihli olarak düzenlenen adli tıp raporunda muris ...'nın 05.02.2009 ve 01.12.2009 tarihlerinde fiili ehliyetini haiz olduğunun kabul edildiği, bu sebeple vasiyetnamenin iptali talepli davanın reddi gerektiği; davacı tarafın tenkis alacağı talebi yönünden...miras bırakanın sağlığında hak dengesini gözeten kabul edilebilir ve tüm mirasçıları kapsar biçimde bir paylaştırma yapmadığı, dolayısıyla saklı payları zedeleme kastının olduğu...tenkis alacağı konusunda alanında uzman bilirkişice yapılan hesaplama neticesinde asıl davada herbir davacının 43.915,97 TL saklı payının ihlal edildiğinin anlaşıldığı, davalı ...'in tercih hakkını malın aynını almak yönünde kullandığını Mahkemeye beyan ettiği, 10.01.2023 tarihli tenkis hesap bilirkişi raporunun dosya kapsamına uygun, denetime ve hüküm kurmaya elverişli olduğu; birleştirilen dava yönünden yapılan değerlendirmede ise; muris ...'nın Ziraat Bankasında bulunan hesaplarından 04.12.2009 tarihinde 2.000,18 TL ve yine farklı bir hesaptan 04.12.2009 tarihinde 14.801,07 TL olmak üzere 16.801,25 TL'nin davalı ... tarafından murisin kendisine verdiği Konya 6. Noterliğinin 01.12.2009 tarihli ve 24143 yevmiye sayılı vekâletnamesiyle çekildiğinin anlaşıldığı, dekontlara göre her iki para çekme işleminin saat olarak arka arkaya olduğu, yine aynı gün davalının eşi Hatice adına açılan hesaba 15.000,00 TL para yatırılıp ayrıca davalının gelini adına 42 U 5010 plakalı aracın 15.12.2009 tarihinde alındığı, davalı tarafça çekilen paranın murisin tedavisinde kullanıldığı iddia edilmiş ise de bu hususta ispata yarar delil sunulmadığı, Sosyal Güvenlik Kurumu kayıtları uyarınca murisin tedavi masraflarının devlet tarafından karşılandığı, vekil olan davalının murisi zarara sokacak şekilde hareket ettiği, murisin hesabından çektiği paraları murise iade ettiğini veya muris için harcadığını da ispat edemediği, davalının muristen aldığı vekâlet görevini kötüye kullanıp murisi zarar uğrattığından birleştirilen davanın da kabulü gerektiği..." gerekçesiyle; "Asıl davanın(2010/255 E.) kısmen kabulü ile; 1-)Vasiyetnamenin iptali talebi yönünden açılan davanın reddine, 2-)Davacıların tenkis alacağı talebinin kabulüne, a-Her bir davacı için ayrı ayrı 43.915,97 TL'nin karar tarihinden işleyecek yasal faiziyle davalı ...'dan alınarak davacılara verilmesine, Birleştirilen davanın (2010/795 Esas) kabulü ile; 1-)11.200,83 TL'nin, 9.300,00 TL'si için dava tarihinden itibaren, bakiye kısmı için ıslah tarihi olan 25.10.2013 tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte davalı ...'dan alınarak davacılara yarı yarıya verilmesine..." karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde; asıl/birleştirilen dava dosyasında davacılar vekili, asıl dava dosyasında davalı vekili, birleştirilen dava dosyasında davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; "...Asıl dava yönünden yapılan istinaf başvurularının değerlendirilmesinde; davacının vasiyetnamenin iptali için ileri sürdüğü iddialarını ispat edemediği, vasiyetnamenin iptali talebinin reddine karar verilmesi doğru olup bu husustaki istinaf itirazının reddi gerektiği, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 560 ve devamı maddeleri uyarınca vasiyetnamenin mutlak tenkise tabi olacağı, dava konusu taşınmaz ve içerisindeki menkul eşyalar muris tarafından vasiyetname ile davalıya vasiyet edildiğinden tenkise tabi mallar olduğu, menkul mallar yönünden yapılan incelemede davacı tarafın ilk tanık listesindeki tanık beyanları ile ve bilirkişinin hesaplamada yıpranma payını da dikkate alması göz önüne alındığında yerel Mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporlarına göre tenkis talebinin kabulüne karar verilmesinin doğru olup taraf vekillerinin istinaf başvurusunun reddi gerektiği; birleştirilen davaya yönelik istinaf itirazlarının incelemesinde ise; İlk Derece Mahkemesi kararları için 2023 yılı istinaf kesinlik sınırı 17.830,00 TL olup Mahkemece birleştirilen davanın kabulü ile 11.200,83 TL'ye hükmedildiği, istinaf eden davalı açısından kabul edilen miktarın hüküm tarihi itibariyle HMK'nın 341/(2). maddesinde yazılı kesinlik sınırı olan 17.830,00 TL'nin altında olduğu, İlk Derece Mahkemesi kararının istinaf kaabiliyeti olmayıp kesin olduğu yapılan inceleme sonunda tespit edilmekle birleştirilen dosya davalısının istinaf dilekçesinin reddi gerektiği..." gerekçesiyle; "1-Akşehir 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 23.05.2023 tarihli ve 2010/255 Esas, 2023/381 Karar sayılı asıl dava dosyası hakkındaki kararı usul ve yasaya uygun bulunduğundan taraf vekillerinin istinaf taleplerinin 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-1. hükmü gereğince esastan reddine, 2-Birleştirilen dava yönünden davalı ...'nın istinaf taleplerinin 6100 sayılı Kanun'un 341. maddesi gereğince usulden reddine karar verilmiştir." V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri 1. Asıl/birleştirilen dava dosyasında davacılar vekili; dava konusu vasiyetnamenin şekil ve içerik yönünden gerekli şartları taşımadığını, okuma yazma bilmediğinden vasiyetnamenin tanıklar huzurunda murise okunup anlatılması gerekirken anlatılmadığını, bu hususun vasiyetname tanıklarının ifadeleriyle de sabit olduğunu, ölünceye kadar bakma şartıyla vasiyet edilen evin bir katının kızı ...’e ait olduğunu tüm köylü huzurunda murisin defalarca söylediğini, böylece murisin vasiyetnameden zimmen döndüğünü, vasiyetnamenin aldatma, korkutma, baskı ve zorlama altında yaptırıldığını, vasiyetname tarihinde 80 yaşında olup bunama ve sık sık hafıza kaybı yaşayan murisin çok kişiye vekâlet verdiğini söylediğini, vasiyetin farkında olmadığını, vasiyetname yapılırken lehine vasiyet yapılan kişinin de noterde bulunduğunu, vasiyet tanıklarının ise akraba olup tanıklığa engel olduğunu, tüm bu nedenlerle vasiyetnamenin iptalinin gerektiğini, öte yandan Mahkemenin tenkis taleplerini kabul etmesine rağmen tenkis hesabında yanlışlık yaptığını, bu hususta 25.01.2023 tarihli itirazlarının dikkate alınmadığını, tanıkların bir kısmının Mahkemece dinlenmediğini, muris ...’nın yeterince nakti olup davalı ... tarafından bankadan çekilen paraya da ihtiyacının olmadığını, murisin davacı ...'nın sosyal güvencesinden "bakımlısı" olarak yararlandığını belirterek; kararın bozulmasını talep etmiştir. 2.Asıl dava dosyasında davalı ... vekili; dosya kapsamında yapılan tüm itiraz ve beyanlarını tekrar ettiklerini, hukuka aykırı olarak kabul edilen davacının ikinci tanık dilekçesine muvafakatleri olmamasına, ihtirazi kayıtları olmasına rağmen yerel Mahkemece tanık dinlenmesinin ve bedel artırımı noktasında davacıya verilen hakların usul ve yasaya aykırı olduğunu, eksik inceleme ve değerlendirme neticesinde hatalı düzenlenen raporlar doğrultusunda yapılan bedel artırımının kabul edilerek hükme esas alınmasının mümkün olmadığını, dava dilekçesinde harca esas değer belirtilmediğinden dava değerinin hangi değer üzerinden arttırıldığının belli olmadığını, davanın belirsiz alacak davası olarak açıldığına dair bir ifade de bulunmadığını, davacılar tarafından ispata yönelik somut delil ileri sürülmediğini, verdikleri ikinci tanık listesi doğrultusunda dinlenen davacı tanık beyanlarının hükme esas alınmasının mümkün olmadığını belirterek; kararın bozulmasını istemiştir. 3.Birleştirilen dava dosyasında davalı ...; dosya kapsamında yapılan tüm itiraz ve beyanlarını tekrar ettiklerini, hukuka aykırı olarak kabul edilen davacının ikinci tanık dilekçesine muvafakatleri olmamasına, ihtirazi kayıtları olmasına rağmen yerel Mahkemece tanık dinlenmesinin ve bedel artırımı noktasında davacıya verilen hakların usul ve yasaya aykırı olduğunu, eksik inceleme ve değerlendirme neticesinde hatalı düzenlenen raporlar doğrultusunda yapılan bedel artırımının kabul edilerek hükme esas alınmasının mümkün olmadığını, dava dilekçesinde harca esas değer belirtilmediğinden dava değerinin hangi değer üzerinden arttırıldığının belli olmadığını, davanın belirsiz alacak davası olarak açıldığına dair bir ifade de bulunmadığını, davacılar tarafından ispata yönelik somut delil ileri sürülmediğini, verdikleri ikinci tanık listesi doğrultusunda dinlenen davacı tanık beyanlarının hükme esas alınmasının mümkün olmadığını belirterek; kararın bozulmasını istemiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık; asıl dava dosyasında vasiyetnamenin iptali ile terditli olarak tenkis; birleştirilen dava dosyasında alacak istemlerine ilişkindir. Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeple; Asıl ve birleştirilen dava dosyalarında taraf vekillerinin tüm temyiz itirazlarının reddi ile temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 06.03.2025 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.