Yargıtay · 7. Hukuk Dairesi

Yargıtay 7. Hukuk Dairesi 2024/59 E. 2024/5853 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
7. Hukuk Dairesi
Esas No
2024/59
Karar No
2024/5853
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :... Bölge Adliye Mahkemesi 22. Hukuk Dairesi SAYISI : 2021/1438 E., 2023/2093 K. DAVA TARİHİ : 04.11.2019 KARAR : Esastan Ret İLK DERECE MAHKEMESİ : ... 1. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2019/530 E., 2021/234 K. Taraflar arasındaki gayrimenkul satış vaadinden kaynaklanan tapu iptali ve tescil, olmadığı takdirde bedel davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir. Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin... ili, ... ilçesi, ...Mahallesi 51 ada 25 parsel No.lu taşınmazın 58/206 hissesini ... Noterliğinin 06.10.1986 tarih ve 3642 yevmiye No.lu gayrimenkul satış vaadi sözlemesi ile aldığını, taşınmazın yer tesliminin yapıldığını ve zilyetliğinin teslim edildiğini, 30 yıldan uzun süredir müvekkilinin kullanımında olduğunu ileri sürerek, 58/206 hissenin tapu kaydının iptali ile davacı adına tesciline, talep yerinde görülmediği takdirde mülkiyet kaybından doğan tazminat alacakları için şimdilik 20.000,00 TL tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; dava konusu taşınmazın müvekkilinin halihazırda yaşamakta olduğu ev ile birlikte 30.09.1986 tarihinde satın alındığını, o dönem yurt dışında çalışmakta olan müvekkilinin gerekli bedeli gönderdiğini ve annesine vekalet vererek, annesini, söz konusu taşınmazın satın alınması ve devri için yetkilendirdiğini, müvekkilinin sözleşmeden kati suretle haberi olmadığını, davaya konu taşınmazın tesliminin söz konusu olmadığını, satış vaadi sözleşmesi üzerinden 34 yıl geçtiğini, 10 yıllık zamanaşımı süresinin dolduğunu, davacı tarafın taşınmazın kendi fiili hakimiyetinde bulunduğunu iddia etse de, taşınmazın beyanını verip vergisini ödemediğini, tescil talebinde bulunmadığını, tapu nezdinde şerh koymadığını, bu tutumun iyiniyet ve dürüstlük kurallarıyla bağdaşmadığını, fiilen teslim hususunun yazılı delil ile ispatlanması gerektiğini, yalnızca iki adet küçük boyutlu ağacın fiili teslim iddiasını desteklemek adına planlı bir şekilde müvekkilinin haberi olmadan kötüniyetle dikildiğini, müvekkilinin yaklaşık 36 yıldır söz konusu taşınmaza sahip olduğunun herkesçe bilindiğini savunarak davacının haksız davasının reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "dava konusu yerin davacı tarafça fiilen kullanıldığının tanık beyanlarıyla sabit olduğu, taşınmazın satın alan kişinin zilyetliğine verilmiş olması halinde zamanaşımı itirazı dinlenemeyeceği, davalıya vekaleten ... ile davacı ... arasında ... Noterliğinin 06.10.1986 tarihli 3642 yevmiye nolu düzenleme şeklindeki gayrimenkul satış sözleşmesinine sunulan genel vekaletnamenin Karşıyaka 2. Noterliği'nin 15299 yevmiye nolu, 16.04.1984 yevmiye numaralı vekaletname olduğu gayrimenkul satışlarını kapsadığı, taşınmaz satış vaadi sözleşmesinin şekil şartına uygun ve geçerli olduğu" gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "davacının tescil isteğinin dayanağını oluşturan 06.10.1986 tarihli taşınmaz satış vaadi sözleşmesinin noterde usulüne uygun olarak düzenlenmiş olup geçerli olduğu, sözleşme ile davalının dava konusu taşınmazdaki 58/206 hissenin davacıya satışı vaadinde bulunduğu ve satış bedelinin ödendiği hususunun sözleşmede belirtildiği, dava konusu yerin davacı tarafa zilyetliğinin teslim edildiğinin tanık beyanlarıyla sabit olduğu, satılan taşınmaz teslim edildiğinden zamanaşımı savunmasının Türk Medeni Kanununun 2. maddesinde yer alan “dürüst davranma kuralı” ile bağdaşmadığı, davalı vekilinin satışa konu vekaletnamede tamamının satışına izin verildiği, kısmi hisse satışında geçerli olmadığı iddiasının vekaletname içeriği dikkate alındığında yerinde olmadığı, İlk Derece Mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu" gerekçesiyle istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davalı vekili temyiz başvuru dilekçesinde özetle; hisse satışı yapılan taşınmazın davacıya fiilen teslim edilmediğini, kısmi hisse satış yetkisi vekaletnamede bulunmadığından satış sözleşmesinin geçerli olmadığını, bugüne kadar tapu devri için müvekkiline karşı herhangi bir ihtar veya ihbar gönderilmediği gibi herhangi bir tescil davası açılmadığını, tanıkların fiili teslim olgusunun ispatı için yeterli beyanda bulunmadığını, taleplerin hak düşürücü sürede talep edilmediğini, hak düşürücü sürenin geçtiğini, zamanaşımı süresi dolduğunu, davacının süresi içinde delil listesini vermediğini, taşınmazın fiilen davacıya teslim edilmediğini belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, gayrimenkul satış vaadinden kaynaklanan tapu iptal ve tescil, olmadığı takdirde bedel istemine ilişkindir. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanunun 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 19.12.2024 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2024/59, K. 2024/5853, T. 19.12.2024, www.arakarar.com/karar/yargitay-7-hukuk-dairesi-2024-59-e-2024-5853-k-2caaf69b3005