Yargıtay · 7. Hukuk Dairesi
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi 2024/4641 E. 2025/2502 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 7. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2024/4641
- Karar No
- 2025/2502
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 22. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/2194 E., 2024/2150 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Datça Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2023/258 E., 2024/160 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlenildikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkillerinin 137 ada 48 parsel sayılı taşınmazda paydaş olduğunu, dava dışı paydaşların toplamda 6/8 nispetindeki payı 10.07.2023 tarihinde davalıya sattığını, resmi akitte davacıların ön alım hakkı kullanmasını engellemek amacıyla satış bedelinin gerçeğe aykırı olarak 2.250.000,00 TL olarak gösterildiğini, gerçek satış bedelinin tespitinden sonra davacıların ön alım bedelini depo etmeye hazır olduğunu iddia ederek davalı adına olan tapu kaydının iptali ile davacılar adına tesciline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; bedelde muvazaa iddiasının gerçeğe aykırı olduğunu, dava dışı satıcılara satış bedeli olarak toplamda 3.000.000,00 TL ödendiğini, akitte gösterilen bedelin gerçekte ödenen bedel olduğunu, davacılara bildirim yapıldığını, taşınmazın değer artışının ön alım bedeline yansıtılması gerektiğini belirterek davanın reddini savunmuştur. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesi yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında; "....dava tarihinden sonra davalı ...'in dava konusu taşınmazın tam hisse mâliki olduğunun tespit edildiği, davanın konusuz kaldığının anlaşıldığı, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 331/1 maddesinde davanın konusuz kalması nedeniyle esastan karar verilmeyen hâllerde davanın açıldığı tarihteki haklılık durumuna göre yargılama giderlerinin takdir edilerek hükmedileceğinin düzenlendiği, yapılan yargılamada davalı tarafça dava konusu taşınmazda fiili taksim bulunduğu yönünde bir savunmaya yer verilmediği, davacıların kullandığı bir yer belirlenmediği ve satış tarihi itibari ile davacıların dava konusu taşınmazda paylı mâlik olduğu, davanın başında davacıların dava açmakta haklı olduğu" gerekçesiyle davanın konusuz kalması nedeniyle esas hakkında karar verilmesine yer olmadığına, yargılama giderlerinin davalıya yüklenmesine karar vermiştir. IV. İSTİNAF Hükmün davacılar vekili ve davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; ..."güncel tapu kaydına göre davacının yargılama aşamasında dava konusu taşınmazdaki payını davalıya satarak devrettiği ve dava konusu taşınmazda hissesinin kalmadığı, ön alım hakkının sadece tapu kayıt mâliki hissedarlara ait olduğu, hüküm kesinleşinceye kadar ön alım hakkını kullanmak isteyen davacının taşınmazda hissedar olması gerektiği, davacının dava konusu taşınmazda payının kalmadığı anlaşılmakla, davanın aktif husumet yokluğu nedeniyle usulden reddine karar verilmesi gerekirken, hatalı değerlendirme ile davanın konusuz kaldığından bahisle davanın esası hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiş olması isabetsiz olup, bu hususun kamu düzeni kapsamında değerlendirildiği" gerekçesiyle taraf vekillerinin istinaf başvurularının kamu düzenine ilişkin olarak re'sen dikkate alınan nedenlerle kabulüne, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın aktif husumet yokluğu nedeniyle usulden reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacılar vekili temyiz dilekçesinde özetle; 1.Bölge Adliye Mahkemesi karar gerekçesinin kamu düzenine ilişkin olmadığını, 2.Müvekkilleri lehine vekâlet ücreti takdir edilmesi gerektiğini ileri sürerek temyiz isteminde bulunmuştur. B. Değerlendirme ve Gerekçe Dava ön alım hakkına dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 732. maddesine göre; “Paylı mülkiyette bir paydaşın taşınmaz üzerindeki payını tamamen veya kısmen üçüncü kişiye satması hâlinde, diğer paydaşlar önalım hakkını kullanabilirler.” Aynı Kanun'un 734. maddesinde; “Ön alım hakkı, alıcıya karşı dava açılarak kullanılır. Ön alım hakkı sahibi, adına payın tesciline karar verilmeden önce, satış bedeli ile alıcıya düşen tapu giderlerini, hakim tarafından belirlenen süre içinde hakimin belirleyeceği yere nakden yatırmakla yükümlüdür.” 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 323. maddesinin (ğ) bendindeki düzenlemeye göre; "Vekille takip edilen davalarda kanun gereğince takdir olunacak vekâlet ücreti yargılama giderleri kapsamındadır." Yine aynı Kanunun 330. maddesine göre de; "Kanunda yazılı hâller dışında, yargılama giderlerinin, aleyhine hüküm verilen taraftan alınmasına karar verilir. Davada iki taraftan her biri kısmen haklı çıkarsa, mahkeme, yargılama giderlerini tarafların haklılık oranına göre paylaştırır." Ön alım hakkı paylı mülkiyet hükümlerine tâbi taşınmazlarda bir paydaşın taşınmaz üzerindeki payını kısmen veya tamamen üçüncü bir kişiye satması hâlinde diğer paydaşlara bu satılan payı öncelikle satın alma yetkisi veren bir haktır. Bu hak paylı mülkiyet ilişkisi kurulduğu anda doğar ve satışın yapılmasıyla kullanılabilir hâle gelir. Ön alım hakkının kullanılmasıyla bu hakkı kullanan paydaş ile alıcı arasında kapsam ve şartları satıcı ile davalı arasında yapılan sözleşmenin aynı olan bir satım ilişkisi kurulmuş olduğundan ön alım bedeli, tapuda gösterilen satış bedeli ile davalı tarafından ödenen harç ve masrafların toplamından ibarettir. Somut uyuşmazlıkta; davacılar satış sırasında ve dava tarihinde dava konusu taşınmazda paydaştır. Davacılar dava tarihinden sonra ancak ön inceleme oturumundan önce 28.03.2024 tarihinde dava konusu 137 ada 48 parsel sayılı taşınmazdaki paylarını davalıya satış suretiyle devretmişlerdir. Böylece, eldeki davada davacı ve davalı sıfatları birleşmiş ve çekişmeli taşınmaz paylı mülkiyet hükümlerine tabi olmaktan çıkmıştır. Başka bir ifadeyle, davalı dava konusu taşınmazın tamamına mâlik olmuştur. O hâlde, dava konusuz kalmış olup, davanın konusuz kalması nedeniyle karar verilmesine yer olmadığına ve yargılamanın başında davacıların dava açmakta haklı olduğu gözetilerek karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre davacılar yararına vekâlet ücretine hükmedilmesi gerekirken, yazılı olduğu üzere hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olduğundan Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine, Dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 08.05.2025 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.