Yargıtay · 7. Hukuk Dairesi
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi 2024/3004 E. 2024/4342 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 7. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2024/3004
- Karar No
- 2024/4342
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2013/325 E., 2024/55 K. DAVA TARİHİ : 11.06.2009 KARAR : Davanın Reddi Taraflar arasındaki ölünceye kadar bakma sözleşmesine dayalı tapu iptal ve tescil davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Yargıtay (Kapatılan) 14. Hukuk Dairesince Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir. Mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın reddine karar verilmiştir. Karar davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; muris ...'ın düzenleme şeklinde ölünceye kadar bakma sözleşmesi ile ...ilçesi, Dikmen Köyü 1, 2, 3, 4, 5, 6, 87, 93, 123, 126, 129, 130, 131 ve Kayaburnu Köyü 46 parsel sayılı taşınmazlarda Hakkı Uysal'dan intikalen gelen ve gelecek olan hisselerinin tamamını davacıya temlik ettiğini, davacının murise ölünceye kadar baktığını belirterek, ölünceye kadar bakma sözleşmesine konu taşınmazlarda muris ... adına kayıtlı hisselerin iptali ile davacı adına tapuya tesciline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Bir kısım davalılar; bakım alacaklısının bakım ihtiyacı içerisinde olmadığını, davacının da bakıp gözetme görevini yerine getirmediğini, kaldı ki ölünceye kadar bakma sözleşmesinin muvazaalı düzenlendiğini beyanla davanın reddini savunmuşlardır. III. MAHKEME KARARI: Mahkemenin 29.09.2011 tarihli ve 2009/292 Esas, 2011/627 Karar sayılı kararıyla; davacının, murisi olan ...'a ölünceye kadar baktığı, tüm bakım ve gözetimi ile ilgilendiği, tarafların müşterek murisi ...'ın sakat, yaşlı ve bakıma muhtaç bir kişi olduğu bu nedenle de bakıma ihtiyacı olduğu, davacı ile muris ... arasında yapılan sözleşmenin taşınmaz mülkiyetinin devri sonucunu doğuran ve noterce düzenlenen geçerli bir sözleşme olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir. IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Bozma Kararı 1. Mahkemenin 29.09.2011 tarihli kararına karşı süresi içinde davalılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur. 2. Yargıtay (Kapatılan) 14. Hukuk Dairesinin 29.03.2012 tarihli ve 2012/3478 Esas, 2012/4613 Karar sayılı kararıyla; tarafların gerçek iradelerinin açıklığa kavuşturulması bakımından bakım alacaklısı ...’nin tüm mal varlığının araştırılması, mal varlığının tümünün bakım sözleşmesine konu edilip edilmediğini saptanması, bunun dışında mal varlığı bulunmakta ise değerlerini takdir ederek bakıp gözetmeye karşılık davacıya bırakılanı orantılanması, diğer delillerden de yararlanarak yönteme uygun inceleme ve araştırma yapılması, bakım sözleşmesinin gerçeği yansıtıp yansıtmadığının veya diğer mirasçılardan mal kaçırmak kastıyla yapılıp yapılmadığının dolayısıyla gerçek iradenin ne olduğunun tespit edilerek oluşacak sonuç doğrultusunda bir hüküm kurulması gerektiği açıklanarak hükmün bozulmasına karar verilmiştir. B.Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar Mahkeme, yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında; bakım alacaklısı ...'nin neredeyse tüm malvarlığını kızına devrettiği, murisin malvarlığının tamamı gözetildiğinde bakım alacağına göre çok daha fazlası olduğu, murisin kendi bakımını karşılayacak gelirinin olduğu, bu nedenlerle yapılan devirler irdelendiğinde bakımın değil bağış amacının üstün tutulduğu, yapılan işlemlerin mirasçılardan mal kaçırmaya yönelik olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; mahkemenin yalnızca malvarlığı oranına göre karar vermesinin hatalı olduğunu, dosyadaki diğer delillerin değerlendirilmediğini belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık, ölünceye kadar bakma sözleşmesine dayalı tapu iptal ve tescil istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 1. Ölünceye kadar bakım sözleşmeleri taraflara hak ve borçlar yükleyen sözleşmelerden olup, bakım borcuna karşılık bir taşınmazın devri kararlaştırıldığında, bakım alacaklısının ölümünden sonra onun mirasçıları mülkiyeti geçirme borcu ile yükümlüdürler. Bu yükümlülüklerini yerine getirmemeleri halinde, sözleşmeye dayanılarak tapu iptali ve tescil istemi ile dava açılabilir. 2. Kaynağını 818 sayılı Borçlar Kanununun 511 ve devamı maddelerinden alan ölünceye kadar bakım sözleşmeleri, anılan kanunun 512 ve 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 545 inci maddesi gereğince resmi şekilde düzenlenmelidir. Resmi şekilde düzenlenmeyen ölünceye kadar bakım sözleşmelerine değer verilerek tapu iptali ve tescil hükmü kurulması mümkün değildir. (Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 6.2.2008 tarihli ve 2008/14-70 2008/104 sayılı Kararı) 3. Bakım borçlusunun bakıp gözetme yükümlülüğü aksi kararlaştırılmadığı sürece, bakım alacaklısını ailesi içerisine alıp ikametgâh temini, besleme-giydirme, hastalığında tedavi, manevi yönden de her türlü yardım ve desteği sağlama gibi ödevleri kapsar. Bu görevlerin yerine getirilmesi halinde ölünceye kadar bakım sözleşmeleri taraflarına kişisel hak sağladığı için tapu iptali ve tescil davasını bakım borçlusu yada onun külli halefleri bakım alacaklısının mirasçılarına karşı açabilirler. 4. Açılan davada bakım alacaklısı mirasçılarının, bakım borçlusunun edimini yerine getirmediği savunması, sözleşmenin bakım borcu yerine getirilmediği iddiasıyla feshini isteme hakkı bakım alacaklısının sağlığında kullanması gereken bir hak olduğundan dinlenmez. 5. Kuşkusuz, ölünceye kadar bakım sözleşmesinin muvazaalı olarak yapıldığı her zaman ileri sürülebilir. 6. Kısaca ifade etmek gerekirse, muvazaa irade ile beyan arasında kasten yaratılmış aykırılıktır. Böyle bir savunma ileri sürülmüşse, mahkemece dayanılan sözleşmedeki tarafların gerçek ve müşterek amaçlarının Borçlar Kanununun 19. maddesi hükmünden yararlanarak açıklığa kavuşturulması gerekir. Zira bu gibi durumlarda ölünceye kadar bakım sözleşmesinin ivazlı olarak (bedel karşılığı) değil de bağış amaçlı veya mirasçıların bazılarından mal kaçırmak amacı ile yapıldığı kabul edilmelidir. 3. Değerlendirme Davacının tescil isteğinin dayanağını oluşturan ölünceye kadar bakım sözleşmesine karşı davalılar muvazaa savunmasında bulunmuşlardır. Ölünceye kadar bakım sözleşmelerinde bakıp gözetme borcunun kapsamı ne aktin başında ne de devamı sırasında belli olmayıp, bakım alacaklısının hayatı boyunca oluşacak şartları tayin eder. Esasen ölünceye kadar bakma aktini hizmet aktinden ayıran unsur da bu yöndür. Borçlar Kanunu'nun 511 inci maddesi, bakım alacaklısı yönünden gerçek kişi olması dışında özel bir nitelik öngörmediğinden, akit anında özel bakıma muhtaç durumda olmasını aramak kanuna yorum yolu ile ekleme yapmak gibi olur. Aksi kararlaştırılmadıkça aktin, bakım alacaklısına sağladığı menfaatler sosyal duruma uygun ikamet, beslenme ve giyinme, görüp gözetme gibi ihtiyaçlarının karşılanmasıdır. Bu ihtiyaçların karşılanmasını sağlayacak maddi desteğin ne olacağını önceden kestirmek mümkün olamaz. Öte yandan murisin malvarlığının çoğunluğunun sözleşme ile davacıya bırakıldığı gerekçesiyle aktin muvazaalı ve mal kaçırma amaçlı yapıldığı kabul edilmiş ise de, mirasbırakanın yaş ve sağlık durumu itibariyle bakıma muhtaç olduğu ve bakım borçlusunun akit öncesi ve sonrası murise baktığı dosya kapsamıyla sabit olup aktin mal kaçırmak amacıyla ve muvazaalı yapıldığı ispatlanamadığından davanın kabulüne karar vermek gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulmuş olması doğru görülmemiş, bu sebeple kararın bozulması gerekmiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Mahkeme kararının BOZULMASINA, Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine, Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine, Kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 07.10.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.