Yargıtay · 7. Hukuk Dairesi

Yargıtay 7. Hukuk Dairesi 2024/2818 E. 2025/1053 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
7. Hukuk Dairesi
Esas No
2024/2818
Karar No
2025/1053
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/3116 E., 2024/505 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Şile 1. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2019/308 E., 2022/136 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili ve davalılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili; tarafların ortak murisinin 18.08.2018 tarihinde vefat ettiğini, davacı mirasçının ikinci eş ve ev hanımı, davalı mirasçıların önceki eşten çocuklar olduğunu, muristen bir kısım taşınmazlar ve şirket kaldığını, murisin oğlu ...'in Hukuk Fakültesinde öğretim görevlisi olduğunu, davalı ...'in her türlü veraset ve intikal işlemlerini kendisinin takip edeceğini bildirerek, veraset ve intikal işlemleri adı altında miras taksim sözleşmesi olduğunu bildirmeksizin davacıya sözleşme imzalattığını, davacının davalıya güvendiğini, mutad veraset ve intikal işlemlerinin yaptırıldığını sandığını, ortada gerçek bir aldatmanın söz konusu olduğunu, bu sırada intikal işlemlerinin devam ettiğini ve davacı üzerine de bir kısım taşınmazların tapularının çıkartıldığını, miras taksim sözleşmesi imzalandığından bahisle davalıların davacıyı tehdit ve baskı ile tapuya götürüp üzerindeki tapuların devrini sağlamaya çalıştıklarını belirterek davacının iradesi dışında, yanıltma, hile ve aldatılması sonucu imzalatılan miras taksim sözleşmesinin iptalini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili; davaya konu miras taksim sözleşmesinin imzalanmasından bir gün önce whatsapp üzerinden bir suretinin davacıya gönderildiğini, davacının iddia ettiği gibi aceleyle imzalatılmasının, hataya düşürülmesi veya aldatılmasının söz konusu olmadığını belirterek davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dinlenen davacı tanığının anlatımından davacının miras taksim sözleşmesinden haberdar olduğu, miras taksim sözleşmesinin vasiyetten farklı olduğuna veya davacının aldatılarak sözleşmesinin imzalatıldığına dair bir bilgi içermediği, davacı tarafın miras taksim sözleşmesini imzalamada aldatma veya yanıltmaya uğratıldığı yönünde bir delil elde edilemediği, taraf olmayan şirket yönünden kısa kararda sehven hüküm kurulduğundan aynı şekilde gerekçeli karara da aktarıldığı, ancak lehine veya aleyhine yargılama gideri yüklenmediği gerekçesiyle, davanın ... ve ... yönünden reddine, ... Şirketi yönünden husumetten reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili ve ilgili şirket vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu sözleşmenin mirasçılar arasında düzenlenmiş miras taksim sözleşmesi niteliğinde kabul edilmesinin mümkün olmadığı, öte yandan, dosyada mevcut tapu kayıtlarına göre, sözleşmede yer alan taşınmazların iptali talep edilen sözleşme tarihi 07.09.2018’den sonra 18.10.2018 tarihinde intikallerinin yaptırıldığı ve 16.11.2018 tarihinde mirasın taksimi yolu ile tapuda tescillerinin yapıldığı, bu nedenle davanın hukuki yarar yokluğu nedeniyle reddine karar verilmesi gerektiğinin de gözden kaçırıldığı, ayrıca istinaf eden şirket aleyhine açılan bir davanın bulunmadığı, Mahkemece ilişkili kişi olarak dosyaya eklendiğinden şirket bakımından karar verilmiş olmasının da doğru olmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin gerekçeye ilişkin, şirket vekilinin aleyhine kurulan hükme ilişkin istinaf taleplerinin kabulü ile kararın kaldırılmasına, yeniden hüküm tesisi ile davanın hukuki yarar yokluğu nedeni ile usulden reddine, ilişkili kişi hakkında taraf sıfatı bulunmadığından karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri 1.Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; a. İptali istenen belgeden sonra tarafların tapuda taşınmazları iradi olarak paylaştıkları ve tapu tescilinin de “mirasın taksimi” nitelemesiyle kayıtlara geçtiği, bu durumun başlı başına sözleşmenin ortadan kalktığını ve hukuki değerini yitirdiğini gösterdiğini, miras taksim sözleşmesindeki imzanın müvekkiline ait olmayabileceği gibi ait ise de bir kısım evrakların altına konarak bilgisi dahilinde olmaksızın imzasının alındığı, imzasının diğer iki kişiden daha aşağıda olması da dikkate alındığında sözleşmenin iptali davası açmakta hukuki yararın bulunduğu ve kabulü gerektiğini, b. Taraflar arasında aynı sözleşmeyle ilgili davacı aleyhine açılmış Şile Asliye Hukuk Mahkemesinin 2019/302 sayılı tapu iptali ve tescili davasının birleştirilmesi gerektiğini ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir. 2.Davalılar vekili temyiz dilekçesinde özetle; a. Tarafların murisin vasiyetnamesine göre son arzusunu da yerine getirme gayesiyle yasal mirasçıların tamamının bir araya gelerek "miras taksim sözleşmesi" başlıklı sözleşmeyi akdettiğini ve tapudaki işlemlerin bu doğrultuda gerçekleştirilmesi yönünde anlaşmaya vardıklarını, davacıya duyulan güven neticesinde taşınmazların tam mülkiyetinin davacıya geçirildiğini, davacının ise kendi edimini ifadan kaçındığını ve yasal miras payından daha fazlasına sahip olduğunu, b. Dava konusu sözleşmeye dayalı olarak açılan 2019/302 Esas sayılı tapu iptal ve tescil davasının huzurdaki davayı bekletici mesele yaptığını, davacı aynı savunmayı orda da ileri sürdüğünden işbu davayı açmakta hukuki yararının bulunmadığını, İstinaf Mahkemesinin dosyayı bu yönüyle değerlendirmesi gerekirken hatalı gerekçeyle sonuca gitmesinin hukuken isabetsiz olduğunu, bu yönüyle öncelikle gerekçe yönünden kararı temyiz ettiklerini, c. Üzerinde durulması gereken bir başka hususun da İstinaf Mahkemesinin miras taksim sözleşmesinin hukuki niteliğini hatalı değerlendirmesi olduğunu, sözleşmeyi geçersiz sayarak vasiyetname ile ilişkisini gözardı ettiğini, istinaf kararının gerekçesinin düzeltilmek suretiyle onanmasını talep ettiklerini, d.Ayrıca davacının davasını aldatma ve hile hukuksal sebebine dayalı olarak açtığını, sunulan whatsapp kayıtları, tanık beyanları, davacının dava konusu taşınmazlar dışında kalan edimlerini ifa etmiş olması gibi hususlar dikkate alındığında İlk Derece Mahkemesinin verdiği esastan ret kararının doğru olduğunu, bu talep kabul görmezse huzurdaki dava ile Şile Asliye Hukuk Mahkemesinin 2019/302 Esas sayılı tapu iptal ve tescil davasının birleştirilerek sonuca gidilmesi gerektiğini belirtmiştir. B.Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, "miras taksim sözleşmesi" başlıklı sözleşmenin, hile ve aldatma hukuksal sebebine dayalı olarak iptali istemine ilişkindir. Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekili ve davalılar vekili tarafından temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edenlere yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 25.02.2025 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2024/2818, K. 2025/1053, T. 25.02.2025, www.arakarar.com/karar/yargitay-7-hukuk-dairesi-2024-2818-e-2025-1053-k-e4ac2719c8b1