Yargıtay · 7. Hukuk Dairesi
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi 2024/2731 E. 2024/4548 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 7. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2024/2731
- Karar No
- 2024/4548
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2021/55 E., 2022/504 K. DAVACILAR : ... vd. vekilleri Avukat ... vd. DAVALILAR : ... vd. DAVA TARİHİ : 28.07.2015 KARAR : Davanın kabulü Taraflar arasındaki taşınmaz satış vaadinden kaynaklanan tapu iptali ve tescil davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Yargıtay (Kapatılan) 14. Hukuk Dairesince, Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir. Mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kabulüne karar verilmiştir. Mahkeme kararı davalı ... tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkillerinin murisi ... ile davalıların murisi ...ın kardeş olup Iğdır 1. Noterliğince 08.05.1984 tarih ve 4345 sayı ile aralarında düzenlenen gayrimenkul satış vaadi sözleşmesine göre; müvekkillerinin dedesi (ortak muris) ...'tan davalıların murisi ...a intikal eden ... ilçesi, ... Mahallesindeki hisselerin tamamının ... tarafından müvekkillerinin babasına satılarak bedelinin tamamen alındığını, ...ın bu gayrimenkulle ilişiğini kestiğini ve gayrimenkulü teslim ettiğini, diğer hisse sahipleriyle müvekkilleri arasında rızai taksim de yapıldığını ve gayrimenkulün yapılan taksime göre kullanıldığını beyan e...k dava konusu 116 ada 1 parselde kayıtlı gayrimenkulde davalılara anneleri ...dan intikal etmiş olup 160/1280 hisseye tekabül eden 1.507 m2 yerin veraset ilamındaki hisseleri oranında müvekkilleri ve davaya dahil olan ... ve ... adına tescilini talep etmiştir. II. CEVAP Davalılardan ... vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın reddini savunmuştur. III. MAHKEME KARARI Mahkemenin 09/02/2016 tarihli ve 2015/193 Esas, 2016/104 sayılı kararıyla; dava konusu taşınmazdaki satış vaadine konu payın iştirak (elbirliği) halindeki mülkiyet hükümlerine tabi olduğu ve gayrimenkul satış vaadi sözleşmesinin ifa olanağının bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine verilmiştir. IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Bozma Kararı 1. Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur. 2. Yargıtay (Kapatılan) 14. Hukuk Dairesi 01.12.2020 tarihli ve 2017/1270 Esas, 2020/7971 Karar sayılı ilamında; “...mahkemece, dava konusu taşınmazdaki satış vaadine konu payın iştirak (elbirliği) halindeki mülkiyet hükümlerine tabi olduğu ve gayrimenkul satış vaadi sözleşmesinin ifa olanağının bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verildiği; ancak davacıların ve davalıların dava konusu edilen taşınmazın maliki olan kök muris ...'ın mirasçıları olup dava konusu edilen paylar üzerinde davanın taraflarının elbirliği halinde malik olduklarının mahkemece gözardı edildiği anlaşılmıştır. Bu durumda; kendi murisleri arasında yapılan sözleşmenin, elbirliği halinde malik olan mirasçılar (davacılar ile davalılar) arasında ifa olanağı söz konusu olduğu halde, yazılı gerekçe ile davanın reddi yerinde değildir. Mahkemece, işin esası incelenerek uyuşmazlık hakkında bir karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirmeyle yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş, hükmün açıklanan nedenlerle bozulması gerekmiştir...” gerekçesiyle hükmün bozulmasına karar vermiştir. B. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında özetle; zamanaşımı def’inin yerinde olmadığı, dava konusu taşınmazın elbirliği mülkiyetine tabi olup tarafların mirasçı olması sebebiyle satış vaadi sözleşmesinin ifa olanağının bulunduğu ve taşınmazın devrinin yapılmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılardan ... temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davalılardan ... temyiz dilekçesinde özetle; 1. Yargıtay bozma ilamının hukuka aykırı olduğunu, 2. Kanunda belirtilen hak düşürücü sürenin geçtiğini, 3. Satış vaadi sözleşmesinin geçerli olmadığını, 4. Satış vaadi sözleşmesinde taşınmazın devrine ilişkin bir hüküm bulunmadığını, 5. Satış vaadi sözleşmesinin 08.05.1984 tarihinde düzenlenmiş olup 10 yıllık zamanaşımı süresinin 08.05.1994 tarihinde sona erdiğini, 6. Mahkeme kararının usul ve yasaya aykırılık teşkil ettiğini ileri sürerek temyiz isteminde bulunmuştur. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dava, taşınmaz satış vaadinden kaynaklanan tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 428 inci maddesi, 438 inci maddesinin yedi, sekiz ve dokuzuncu fıkraları ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrası, 2. 3402 sayılı Kadastro Kanununun 12 inci maddesinin 3 üncü fıkrası, 3. Değerlendirme 1. Yargıtay İçtihadı Birleştirme Genel Kurulunun 04.02.1959 tarihli ve 1957/13 Esas, 1960/5 Karar sayılı ve 09.05.1960 tarihli ve 1960/21 Esas, 1960/9 Karar sayılı ilâmlarında açıklandığı üzere, bir mahkemenin Yargıtay tarafından verilen bozma kararına uyması sonunda kendisi için o kararda gösterilen şekilde inceleme ve araştırma yaparak, yine o kararda belirtilen hukuki esaslar gereğince karar verme mükellefiyeti meydana gelir ve bu itibarla mahkemenin sonraki hükmünün bozmada gösterilen esaslara aykırı bulunması, usule uygun sayılamaz ve bozma sebebidir; meğer ki, bu aykırılık sadece bozma kararında gösterilen bir usul kaidesine ilişkin bulunsun ve son kararın neticesini değiştirecek bir mahiyet arz etmesin. Mahkemenin bozma kararına uymasıyla meydana gelen durum uyarınca muamele yapma ve hüküm verme durumu, taraflardan birisi lehine ve diğeri aleyhine hüküm verme neticesini doğuracak bir durumdur ve buna usuli kazanılmış hak yahut usule ait kazanılmış hak denilmektedir. 2. Yargıtay içtihatları ile kabul edilen “usuli kazanılmış hak” olgusunun, birçok hukuk kuralında olduğu gibi yine Yargıtay içtihatları ile geliştirilmiş istisnaları bulunmaktadır. 3. Mahkemenin bozmaya uymasından sonra yeni bir içtihadı birleştirme kararı ya da geçmişe etkili yeni bir kanun çıkması karşısında, Yargıtay bozma ilâmına uyulmuş olmakla oluşan usuli kazanılmış hak hukukça değer taşımayacaktır. Benzer şekilde; uygulanması gereken bir kanun hükmü, hüküm kesinleşmeden önce Anayasa Mahkemesince iptaline karar verilirse, usuli kazanılmış hakka göre değil, Anayasa Mahkemesinin iptal kararından sonra oluşan yeni duruma göre karar verilebilecektir. 4. Bu sayılanların dışında ayrıca görev, hak düşürücü süre, kesin hüküm itirazı, harç ve maddi hataya dayanan bozma kararlarına uyulmasında olduğu gibi kamu düzeni ile ilgili konularda usuli kazanılmış haktan söz edilemez (Kuru, s. 4738 vd.). 5. Bu bağlamda Yargıtay (Kapatılan) 14. Hukuk Dairesince verilen 01.12.2020 tarihli bozma ilamının maddi hataya dayandığı anlaşılmıştır. 6. Dosya içeriği ve toplanan delillerden; davacıların murisi... ile davalıların murisi ...arasında düzenlenen taşınmaz satış vaadi sözleşmesinin (kadastro tespitinden önce) 08.05.1984 tarihinde yapıldığı, dava konusu 116 ada 1 parsel sayılı taşınmazın kadastro tutanağının 30.01.1993 tarihinde kesinleştiği ve eldeki davanın ise 28.07.2015 tarihinde açıldığı anlaşılmaktadır. 3402 sayılı Kadastro Kanununun 12 inci maddesinin 3 üncü fıkrası gereğince bu tutanaklarda belirtilen haklara, sınırlandırma ve tespitlere ait tutanakların kesinleştiği tarihten itibaren on yıl geçtikten sonra, kadastrodan önceki hukuki sebeplere dayanarak itiraz olunamaz ve dava açılamaz. Burada belirtilen on yıllık hak düşürücü süre re'sen dikkate alınmalıdır ve bu husus kamu düzenine ilişkindir. 7. Somut olayda, satış vaadi sözleşmesi kadastro tespitinden önce yapıldığına göre dava, kadastro öncesi nedenlere dayanılarak, 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 12 inci maddesinin 3 üncü fıkrası uyarınca on yıllık hak düşürücü süre geçtikten sonra açılmıştır. 8. O halde, davanın hak düşürücü süre nedeniyle reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Mahkeme kararının BOZULMASINA, Peşin yatırılan harcın yatırana iadesine, Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine, Kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 15.10.2024 tarihinde oy birliği ile karar verildi.