Yargıtay · 7. Hukuk Dairesi

Yargıtay 7. Hukuk Dairesi 2024/2624 E. 2024/3727 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
7. Hukuk Dairesi
Esas No
2024/2624
Karar No
2024/3727
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2021/131 E., 2023/382 K. DAVA TARİHİ : 25.08.2014 KARAR : Davanın kısmen kabulüne Taraflar arasında ecrimisil davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Yargıtay 8. Hukuk Dairesince Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir. Mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Mahkeme kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili; dava konusu kayyım tayin edildikleri ... adına kayıtlı 2 parsel no'lu taşınmazın tamamının davalı ... tarafından otopark alanı olarak kullanıldığını ve taraflarına ecrimisil ödemediğini ileri sürerek haksız işgal nedeniyle 01.01.2009 tarihinden 31.05.2014 tarihine kadar 34.093,00 TL ecrimisilin, dönem sonlarından itibaren işleyecek kademeli yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili, davanın reddini savunmuştur. III. MAHKEME KARARI Mahkemece yapılan yargılama sonucunda; davanın kısmen kabulü ile bilirkişinin 23.03.2015 tarihli raporundaki dönemler esas alınarak, başlangıç tarihi olan 01.06.2009 tarihinden itibaren işleyecek kademeli yasal faizi ile davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir. IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Bozma Kararı 1. Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekillerince temyiz isteminde bulunmuştur. 2. Yargıtay 8. Hukuk Dairesince; “...davacı vekilinin tüm, davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarına gelince; dava 25.08.2014 tarihinde açıldığı halde geriye doğru 25.08.2009 tarihi yerine zamanaşımı süresini aşar şekilde 01.06.2009 tarihinden ecrimisil hesaplandığı, davalı tarafın süresinde zamanaşımı def'inde bulunduğu dikkate alınmaksızın davacı lehine fazla ecrimisile hükmedilmesinin hatalı olduğu...” gerekçesiyle karar bozulmuş, davacı vekilinin karar düzeltme başvurusu reddedilmiştir. B. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar Mahkemece bozma kararına uyularak yapılan yargılama soncunda yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, bilirkişi raporunun yetersiz olduğunu belirterek kararın bozulmasını istemiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dava, ecrimisil talebine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 1. Bilindiği üzere, gerek öğretide ve gerekse yargısal uygulamalarda ifade edildiği üzere ecrimisil, diğer bir deyişle haksız işgal tazminatı, zilyet olmayan malikin, malik olmayan kötüniyetli zilyetten isteyebileceği bir tazminat olup, 08.03.1950 tarih 22/4 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında; fuzuli işgalin tarafların karşılıklı birbirine uygun iradeleri ile kurduğu kira sözleşmesine benzetilemeyeceği, niteliği itibarı ile haksız bir eylem sayılması gerektiği, haksız işgal nedeniyle oluşan zararın tazmin edilmesi gerekeceği vurgulanmıştır. Ecrimisil, haksız işgal nedeniyle tazminat olarak nitelendirilen özel bir zarar giderim biçimi olması nedeniyle, en azı kira geliri karşılığı zarardır. Bu nedenle, haksız işgalden doğan normal kullanma sonucu eskime şeklinde oluşan ve kullanmadan kaynaklanan olumlu zarar ile malik ya da zilyedin yoksun kaldığı fayda (olumsuz zarar) ecrimisilin kapsamını belirler. Haksız işgal, haksız eylem niteliğindedir (YHGK'nun 25.02.2004 gün ve 2004/1-120-96 sayılı kararı). 2. 25.05.1938 tarih ve 29/10 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı ve Yargıtay'ın aynı yoldaki yerleşmiş içtihatları uyarınca ecrimisil davaları beş yıllık zamanaşımına tabi olup bu beş yıllık süre dava tarihinden geriye doğru işlemeye başlar. 3. Hemen belirtilmelidir ki, ecrimisil hesabı uzmanlık gerektiren bir husus olup, taşınmazın niteliğine uygun bilirkişi marifetiyle keşif ve inceleme yapılarak ve taleple bağlı kalınarak haksız işgal tazminatı miktarı belirlenmelidir. Alınan bilirkişi raporu, somut bilgi ve belgeye dayanmalı, tarafların ve hakimin denetimine açık, değerlendirmenin gerekçelerinin bilimsel verilere ve HMK'nın 266 vd. maddelerine uygun olmalıdır. 4. Bu nedenle, özellikle tarım arazilerinin haksız kullanımı nedeniyle ürün esasına göre talep varsa, bu konudaki resmi veriler, taşınmazın bulunduğu bölgede ekilen tarım ürünlerinin neler olduğu tarım il veya ilçe müdürlüğünden sorulmalı, ekildiği bildirilen ürünlerin ecrimisil talep edilen yıllara göre birim fiyatları ve dekara verim değerleri, hal müdürlüğünden ilgili dönem için getirtilmeli, bölgede münavebeli ekim yapılıp yapılmadığı, taşınmazın nadasa bırakılıp bırakılmadığı tespit edilmelidir. 5. Eğer, özellikle arsa ve binalarda kira esasına göre talep varsa, taraflardan emsal kira sözleşmeleri istenmeli, gerekirse benzer nitelikli yerlerin işgal tarihindeki kira bedelleri araştırılıp, varsa emsal kira sözleşmeleri de getirtilmeli, dava konusu taşınmaz ile emsalin somut karşılaştırması yapılmalı, üstün veya eksik tarafları belirlenmelidir. 6. İlke olarak, kira geliri üzerinden ecrimisil belirlenmesinde, taşınmazın dava konusu ilk dönemde mevcut haliyle serbest şartlarda getirebileceği kira parası, emsal kira sözleşmeleri ile karşılaştırılarak, taşınmazın büyüklüğü, niteliği ve çevre özellikleri de nazara alınarak yöredeki rayiçe göre belirlenir. Sonraki dönemler için ecrimisil değeri ise ilk dönem için belirlenen miktara ÜFE artış oranının tamamının yansıtılması suretiyle bulunacak miktardan az olmamak üzere takdir edilir. 3. Değerlendirme 1. Mahkemelerin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı HMK’nın geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrasının atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı HUMK’nun 428 inci maddesi ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerden birisinin varlığı halinde mümkündür. 2. Temyizen incelenen Mahkeme kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; davacı vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle davacı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA, Onama harcı davacıdan peşin alındığından yeniden alınmasına yer olmadığına, Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine, Kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 11.09.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2024/2624, K. 2024/3727, T. 11.09.2024, www.arakarar.com/karar/yargitay-7-hukuk-dairesi-2024-2624-e-2024-3727-k-0dac3f745456