Yargıtay · 7. Hukuk Dairesi
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi 2024/2514 E. 2025/753 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 7. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2024/2514
- Karar No
- 2025/753
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/1486 E., 2024/172 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Elbistan 4. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2023/48 E., 2023/24 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı dava dilekçesinde; 3098, 2234 ve 1426 parsel sayılı taşınmazlarda bulunan yerin mera olarak yazıldığını, ancak bu yerlerin kadimden beri kendisine ait olduğunu ve yıllardır kullanıldığını ileri sürerek adı geçen taşınmazların tapusunun iptaliyle adına tescilini talep etmiş, ön inceleme duruşmasında maddi hata yaptığını beyan ederek talebinin aynı yer 2284, 1425 ve 3098 parsel sayılı taşınmazlar olduğunu belirtmiş, yargılama bu taşınmazlar yönünden yapılmıştır. II. CEVAP 1.Davalılardan ... vekili cevap dilekçesinde; davacı tarafın eldeki davayı yasal süre içinde açmadığını, kadastro tespitinin kesinleştiğini, kadastro tespitine ilişkin itirazlarda görevli mahkemenin kadastro mahkemesi olduğunu, davanın görevli olmayan mahkemede açıldığını ve taşınmazın Belediyenin mülkiyetinde ve zilyetliğinde bulunmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur. 2.Davalılardan Hazine vekili cevap dilekçesinde; davanın dayanaktan yoksun olduğunu davanın zamanaşımı süresi geçtikten sonra açıldığını, davacının haklılığını gösterecek muteber herhangi bir hukuki dayanak, bilgi, belge ve kayıt bulunmadığı gibi ilgili kanunlardaki şartların davacı yararına gerçekleşmediğini, davacının mülkiyet hakkını kazanmasını sağlayacak hukuki dayanağının bulunmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Elbistan 4. Asliye Hukuk Mahkemesinin 05.10.2023 tarihli ve 2023/48 Esas, 2023/24 Karar sayılı kararıyla; "...dava konusu 1425 ve 3098 parsel sayılı taşınmazların mera vasfıyla yapılan kadastro tespitlerinin 18.08.1992 tarihinde kesinleştiği, 2284 parsel sayılı taşınmazın tespit tutanağına ulaşılamamışsa da Kahramanmaraş Kadastro Müdürlüğü'nün cevabında taşınmazın mera vasfıyla 02.06.1992 tarihinde kesinliştiğinin bildirildiği, dava tarihinin 03.02.2021 olduğu, 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 12/3 hükmü uyarınca kadastro tutanaklarının kesinleştiği tarihten itibaren 10 yıl geçtikten sonra kadastrodan önceki nedenlere dayanılarak dava açılmasının mümkün olmadığı, kanunda öngörülen bu sürenin hakkın varlığını ortadan kaldıran hak düşürücü süre olduğu, bu sürenin mahkemelerce re'sen dikkate alınmasının gerektiği, davanın açılışı ile kadastronun kesinleşme tarihi arasında 10 yıldan fazla zamanın geçmiş olduğu..." gerekçesiyle davanın hak düşürücü süre nedeniyle reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesinin 09.02.2024 tarihli ve 2023/1486 Esas, 2024/172 Karar sayılı kararındaki "...davanın Kadastro Kanunu'nun 12/3 hükmünde belirtilen 10 yıllık hak düşürücü süre geçtikten sonra açıldığı..." gerekçesi ile istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı, kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu ileri sürerek kararın bozulmasını talep etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, kadastro öncesi sebebe dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeple; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 13.02.2025 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.