Yargıtay · 7. Hukuk Dairesi
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi 2024/2463 E. 2024/5746 K. – Tazminat
Konu: Tazminat
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 7. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2024/2463
- Karar No
- 2024/5746
- Karar Tarihi
- Konu
- Tazminat
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2023/285 E., 2024/70 K. DAVALILA : Akademi İnşaat Turizm ve Elektromekanik Sistemleri Sanayi Tic. A.Ş. vd. vekili Avukat ... vd. DAVA TARİHİ : 10.10.2013 KARAR : Davanın kısmen kabulüne Taraflar arasındaki tazminat davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairemizce Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir. Mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Mahkeme kararı davacı vekili tarafından duruşma istemli temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 17.12.2024 tarihinde duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir. Belli edilen günde temyiz eden davacı vekili Av. ... ile karşı taraftan davalı ...Ş. vekili Av.... geldiler. Açık duruşmaya başlandı. Gelenlerin sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra açık duruşmanın bittiği bildirildi. İşin incelenerek karara bağlanması için Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlenerek dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA 1. Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı ...Ş.'nin maliki olduğu 24 parsel sayılı taşınmazda diğer davalı tarafından yapılan temel atma çalışması sırasında müvekkiline ait 25 parsel sayılı taşınmazda bulunan 7 katlı binanın tamamen yıkıldığını ileri sürerek, binanın yeniden inşa edilmesi için gerekli masraflar, yoksun kalınan kira geliri ve binanın yıkılması nedeniyle zarar gören eşyaların bedeli olmak üzere fazlaya ilişkin haklarını saklı tutarak ve davanın belirsiz alacak davası olduğunu belirterek, 200.000,00 TL maddi tazminatın olay tarihinden itibaren ticari avans faizi ile birlikte tazminine karar verilmesini talep etmiştir. 2. Davacı vekili 11.05.2021 tarihli bedel arttırma talepli dilekçesinde; 2.126,244 TL tazminatın haksız fiil tarihinden itibaren ticari avans faizi ile birlikte tazminine karar verilmesini istemiştir. II. CEVAP Davalı vekilleri cevap dilekçelerinde; alacak miktarının belli olması nedeniyle davanın kısmi dava veya belirsiz alacak davası olarak açılamayacağını, davacının uyarılara rağmen gerekli tedbirleri almaması nedeniyle olayın meydana gelmesinde ağır kusurlu olduğunu ve müvekkillerinin kusuru bulunmadığını, aynı zamanda binanın 1954 yılında yığma sistemle 7 katlı olarak inşa edilmiş, hasarlı olması ve malzemelerinde dayanım olmaması nedenleriyle yıkıldığını, davacının ağır kusurunun kusursuz sorumluluk halini ortadan kaldırdığını, bu kusurların ağır kusur olmadığının kabul edilmesi halinde kusur oranında indirim yapılması gerektiğini, kat kaybı zararının istenemeyeceğini, kira sözleşmesinin bina yıkıldıktan sonra düzenlendiğini, göçük altında kalan eşyalarla ilgili bir ispat olmadığını, ticari faiz istenemeyeceğini davanın reddini savunmuşlardır. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin 08.07.2021 tarihli ve 2013/502 Esas, 2021/305 Karar sayılı kararıyla; davanın kısmen kabulüne 542.295,00 TL bina yeniden yapım maliyeti ile 1.141.043,00 TL kira kaybı alacağı ve 42.650,00 TL enkaz altında kalan eşya bedeli olmak üzere toplam 1.725.985,00 TL'nin davalılardan alınarak 18.05.2013 dava (olay) tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davacıya verilmesine; fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin 02.03.2022 tarihli ve 2021/3905 Esas, 2022/564 Karar sayılı kararıyla; istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Bozma Kararı 1. Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili, davalı ...Ş. vekili ve davalı Akademi A.Ş vekili temyiz başvurusunda bulunmuştur. 2. Dairemizin 20.06.2023 tarih ve 2022/4133 Esas, 2023/3461 Karar sayısı belirtilen kararı ile; '' 1. Dosya kapsamından, davacıya ait binanın 2013 yılı itibari ile yaklaşık 59 yaşında olduğu, yeni bir yapı olmadığı anlaşılmaktadır. Bilirkişilerce davacının yeni bir bina yaptıracağı varsayılarak maliyet hesabı yapıldığına göre; yıkılan binanın yaşı ve teknik özellikleri gözetilerek hesaplanan tazminattan yıpranma payının düşülmesi gerekirken; mahkemece, bu husus nazara alınmadan yapım bedelinin tamamına hükmedilmesi usul ve yasaya aykırıdır. 2. Öte yandan; mahkemece, davacının kira kaybına yönelik istemi bakımından hükme esas alınan bilirkişi raporu doğrultusunda kira dönemi, olayın gerçekleştiği 18.05.2013 tarihinden davacının taşınmazında yapılması planlanan yapıya ait ruhsatın düzenlenme tarihine 18 ay eklemek suretiyle belirlenmiş ve mahkemece toplam 1.141.043,00 TL kira kaybı alacağına hükmedilmiştir. Oysa ki; mahkemece, belediye tarafından verilen inşaat ruhsatı da nazara alınarak bu nitelikteki inşaatın ne kadar sürede yapılabileceği hususunda uzman bilirkişilerden rapor alınmak suretiyle belirlenecek süreden, bilirkişi raporlarına göre yıkılan binanın kullanılmayan bir bina olması nedeniyle binanın kiraya verilebilmesi için gerekli olan 6 aylık onarım süresi düşülerek tespit edilecek süre yönünden usulünce hesaplanacak yoksun kalınan kira kaybı miktarının hüküm altına alınması gerekmektedir. Bununla birlikte; kira kaybı alacağı, mahiyeti itibariyle aylık olarak muaccel hale geleceğinden mahkemece, söz konusu alacak istemi yönünden faiz başlangıcı konusunda bu durum gözetilerek karar verilmesi gerekirken yanılgılı olay tarihinden itibaren faize hükmedilmesi de doğru olmamıştır. 3. O halde mahkemece, yukarıda açıklanan hususlarda tarafların iddia ve savunmaları konusunda uzman bilirkişilerden taraf, mahkeme ve Yargıtay denetimine elverişli, tarafların itirazlarını karşılar nitelikte ayrıntılı ve gerekçeli rapor alınmak suretiyle oluşacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekir.'' gerekçesiyle Bölge Adliye Mahkemesi kararının ortadan kaldırılmasına, İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir. B. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile bozma ilamına uyularak; davacıya ait binanın 2013 yılı itibari ile yaklaşık 59 yaşında olduğu, yeni bir yapı olmadığı, yıkılan binanın yaşı ve teknik özellikleri gözetilerek hesaplanan bina yeniden yapım tazminatından %60 yıpranma payı düşülerek bina yeniden yapım maliyeti hesaplandığı, ayrıca resmi izinler dahil olmak üzere bu nitelikteki inşaatın 18 ayda yapılabileceği değerlendirilerek, yıkılan binanın kullanılmayan bir bina olması nedeniyle binanın kiraya verilebilmesi için gerekli olan 6 aylık onarım süresi düşülerek yoksun kalınan kira kaybı miktarı belirlendiği gerekçesiyle; Davacının davasının kısmen kabulü ile, 216.918,00 TL bina yeniden yapım maliyetinin 18/05/2013 tarihinden işleyecek yasal faizi ile, 239.640,00 TL kira bedelinin, 19.212,00 TL'sinin 18.11.2013 tarihinden itibaren 19.212,00 TL'sinin 18.12.2013 tarihinden itibaren 19.212,00 TL'sinin 18.01.2014 tarihinden itibaren 19.212,00 TL'sinin 18.02.2014 tarihinden itibaren 19.212,00 TL'sinin 18.03.2014 tarihinden itibaren 19.212,00 TL'sinin 18.04.2014 tarihinden itibaren 20.728,00 TL'sinin 18.05.2014 tarihinden itibaren 20.728,00 TL'sinin 18.06.2014 tarihinden itibaren 20.728,00 TL'sinin 18.07.2014 tarihinden itibaren 20.728,00 TL'sinin 18.08.2014 tarihinden itibaren 20.728,00 TL'sinin 18.09.2014 tarihinden itibaren 20.728,00 TL'sinin 18.10.2014 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir. VI. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde, kira kaybı için tespit edilen bedelin hatalı olup eksik hesaplandığını, davacı aleyhine hükmedilen vekalet ücretinin hatalı olduğunu, bina değeri hesaplanırken binanın yıkılmasaydı otele dönüştürüleceği göz önüne alınarak hesaplama yapılması gerektiğini ileri sürerek kararın bozulmasını talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, komşuluk hukukuna dayalı tazminat istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 1. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun (4721 sayılı Kanun); a)"Mülkiyet hakkının içeriği" kenar başlıklı 683 üncü maddesi şöyledir: "Bir şeye malik olan kimse, hukuk düzeninin sınırları içinde, o şey üzerinde dilediği gibi kullanma, yararlanma ve tasarrufta bulunma yetkisine sahiptir. Malik, malını haksız olarak elinde bulunduran kimseye karşı istihkak davası açabileceği gibi, her türlü haksız elatmanın önlenmesini de dava edebilir. " b) "Taşınmaz malikinin sorumluluğu" kenar başlıklı 730 uncu maddesi şöyledir: "Bir taşınmaz malikinin mülkiyet hakkını bu hakkın yasal kısıtlamalarına aykırı kullanması sonucunda zarar gören veya zarar tehlikesi ile karşılaşan kimse, durumun eski hâline getirilmesini, tehlikenin ve uğradığı zararın giderilmesini dava edebilir. Hâkim, yerel âdete uygun ve kaçınılmaz taşkınlıklardan doğan zararların uygun bir bedelle denkleştirilmesine karar verebilir" c) "Komşu hakkı" üst başlıklı "1.Kullanım biçimi" kenar başlıklı 737 nci maddesi şöyledir: "Herkes, taşınmaz mülkiyetinden doğan yetkileri kullanırken ve özellikle işletme faaliyetini sürdürürken, komşularını olumsuz şekilde etkileyecek taşkınlıktan kaçınmakla yükümlüdür. Özellikle, taşınmazın durumuna, niteliğine ve yerel âdete göre komşular arasında hoş görülebilecek dereceyi aşan duman, buğu, kurum, toz, koku çıkartarak, gürültü veya sarsıntı yaparak rahatsızlık vermek yasaktır. Yerel âdete uygun ve kaçınılmaz taşkınlıklardan doğan denkleştirmeye ilişkin haklar saklıdır." d)"Kazı ve Yapılar" üst başlıklı "Kural" kenar başlıklı 738 inci maddesi şöyledir: "Malik, kazı ve yapı yaparken komşu taşınmazlara, onların topraklarını sarsmak veya tehlikeye düşürmek ya da üzerlerindeki tesisleri etkilemek suretiyle zarar vermekten kaçınmak zorundadır. Komşuluk hukuku kurallarına aykırı yapılar hakkında taşkın yapılara ilişkin hükümler uygulanır. " 2. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun); "Sorumluluk" üst başlıklı "Genel olarak" kenar başlıklı 49 uncu maddesi şöyledir: "Kusurlu ve hukuka aykırı bir fiille başkasına zarar veren, bu zararı gidermekle yükümlüdür. Zarar verici fiili yasaklayan bir hukuk kuralı bulunmasa bile, ahlaka aykırı bir fiille başkasına kasten zarar veren de, bu zararı gidermekle yükümlüdür." 3. Değerlendirme 1.Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davacı vekilinin aşağıdaki paragrafların kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. 2. Somut olayda; mahkemece davacının kira kaybına yönelik istemi bakımından bozma ilamına uyularak karar verilmiş ise de; bozma ilamının gerekleri yerine getirilmemiştir. Şöyle ki hükme esas alınan bilirkişi raporuna kira döneminin başlangıç tarihi olarak olayın gerçekleştiği 18.05.2013 tarihine, 18 aylık taşınmazın yapım süresi eklenmiş, 6 aylık onarım süresi bulunan bedelden mahsup edilmiştir. Oysa ki dosyadaki belgeler ile bozma ilamı içeriği göz önüne alınarak, davacılar tarafından 01.04.2013 tarihinde yapı ruhsatı başvurusunda bulunulmuş ise de yapı ruhsatının 24.03.2016 tarihinde verildiği anlaşılmaktadır. Diğer bir ifadeyle, davacılar tarafından inşaatın yapımına 24.03.2016 tarihinden sonra başlanabilinecektir. Bu durumda mahkemece olayın gerçekleştiği 18.05.2013 tarihinden, inşaat ruhsat tarihi olan 24.03.2016 tarihine inşaatın yapım süresi de eklenerek, bilirkişi raporlarına göre yıkılan binanın kullanılmayan bir bina olması nedeniyle binanın kiraya verilebilmesi için gerekli olan 6 aylık onarım süresi düşülerek tespit edilecek süre yönünden usulünce hesaplanacak yoksun kalınan kira kaybı miktarının hüküm altına alınması gerekmektedir. O halde mahkemece, yukarıda açıklanan hususlarda tarafların iddia ve savunmaları konusunda uzman bilirkişilerden taraf, mahkeme ve Yargıtay denetimine elverişli, tarafların itirazlarını karşılar nitelikte ayrıntılı ve gerekçeli rapor alınmak suretiyle oluşacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekir. 3. Hükmün hangi hususları kapsayacağı 6100 sayılı HMK’nın 297. maddesinde belirtilmiştir. Ayrıca hükmün sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir. Bu biçim yargıda açıklık ve netlik prensibinin gereğidir. Aksi hal, yeni tereddüt ve ihtilaflar yaratır, hükmün hedefine ulaşmasını engeller, kamu düzeni ve barışı oluşturulamaz. Bozma kararı ile ilk hüküm hayatiyetini ve ifa kabiliyetini yitirir. Bozma kararından sonra bozmaya uyularak verilen hüküm yeni bir hükümdür. Bozmaya uyularak tesis edilen hükmün, tüm istekleri karşılar şekilde yeniden yazılması gerekir. Mahkemece bu husus gözetilmeden, hükmün enkaz altında kalan eşya bedeline ilişkin kısmın kesinleşmiş olduğundan bahisle “Davacının 42.650,00 TL enkaz altında kalan eşya bedeline ilişkin davasının Yargıtay 7. Hukuk Dairesinin 2022/4133 Esas, 2023/3461 Karar sayılı bozma ilamı kapsamı dışında kaldığı anlaşılmakla kesinleştiğinden bu hususta yeniden karar verilmesine yer olmadığına,” şeklinde hüküm kurulması doğru görülmemiş, bu sebeple de kararın bozulması gerekmiştir. 4. Kabule göre de; Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 13 üncü maddesinin üçüncü bendinde yer alan "Maddi tazminat istemli davanın kısmen reddi durumunda, karşı taraf vekili yararına bu Tarifenin üçüncü kısmına göre hükmedilecek ücret, davacı vekili lehine belirlenen ücreti geçemez.'' hükmü uyarınca davalılar lehine hükmedilen vekalet ücreti hatalıdır. Mahkemece, değinilen hususlar gözardı edilerek yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmediğinden hükmün bozulması gerekmiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1. Davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının REDDİNE, 2. Davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine, 28.000,00 TL Yargıtay duruşma vekalet ücreti davalılardan alınarak davacıya verilmesine, Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 17.12.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.