Yargıtay · 7. Hukuk Dairesi
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi 2024/159 E. 2024/5370 K. – Muhdesat Aidiyeti
Konu: Muhdesat Aidiyetinin Tespiti
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 7. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2024/159
- Karar No
- 2024/5370
- Karar Tarihi
- Konu
- Muhdesat Aidiyetinin Tespiti
MAHKEMESİ :... Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/2720 E., 2023/3162 K. DAVACILAR : ... vd. vekili Avukat ... DAVA TARİHİ : 25.04.2022 KARAR : Esastan Reddine İLK DERECE MAHKEMESİ : ...3. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2022/99 E., 2023/148 K. Taraflar arasındaki muhdesat aidiyetinin tespiti davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir. Kararın davacılar vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davacılar vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA 1.Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle;... ili, ...ilçesi, ... Mahallesi, 286 ada 15 parselde kayıtlı taşınmaz üzerinde müvekkilleri ve davalının hisse sahibi olduklarını, taşınmaz üzerinde bulunan 1 zemin, 4 normal katlı binanın müvekkilleri tarafından yapıldığını, davalı ... tarafından ...Sulh Hukuk Mahkemesinde ortaklığın giderilmesi davası açıldığını, mahkemece verilen süre içinde iş bu davayı açtıklarını, dava sonucunda; 286 ada 15 parselde kayıtlı bulunan taşınmaz üzerinde bulunan, 1 dükkan ve 8 daireden oluşan taşınmazın müvekkilleri tarafından inşa edildiğinin tespitine karar verilmesini talep etmiştir. 2.Davacılar vekili cevaba cevap dilekçesinde özetle; davalının hiçbir şekilde inşaat yapım masraflarını üstlenmediğini, davalının mevcut payını müvekkillere devretmesi için kendisine toplamda 100.000,00 TL lik ödemenin banka kanalı ile yapıldığını, davalının cevap dilekçesinde inşaatın proje ve yapım aşamalarındaki hissesi oranındaki bütün masraflarını karşıladığı ve 2006-2008 yılları arasında vekil tayin ettiği babası ...'e elden inşaat için parça parça toplamda 40.000,00 TL verdiği iddiasının asılsız olduğunu, inşaatın bütün masraflarının müvekkilleri tarafından karşılandığını, inşaatla alakalı her türlü işlemle müvekkili ...'in ilgilendiğini, müvekkilleri, davalı ile kardeş olduklarından yapılan inşaat ortak olmasa dahi, iyi niyet göstererek davalının taşınmazın bir dairesinde oturmasına izin verdiklerini, davalının hakkı olmamasına rağmen müvekkillerinin iyi niyetini suistimal ederek dava konusu taşınmaza ortak olduğunu iddia ettiğini, bu nedenlerle davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; hukuka aykırı açılan davayı kabul etmediklerini, söz konusu taşınmaz üzerinde bulunan evin davacı tarafça yapıldığını kabul etmediklerini, müvekkili davalı ...'un,... ili, ...ilçesi, ... Mahallesi, 286 ada 15 parselde kayıtlı taşınmazda 754/2400 hissesi bulunduğunu, müvekkili ile davacıların kardeş olduklarını, inşaat süresince müvekkili davalının hissesi ile ilgili babası ...'in işleri takip ettiğini, müvekkili davalının inşaat projesi aşamasında ve sonrasında inşaatın masraflarını hissesi oranında karşıladığını, 2006-2008 yılları arasında inşaat yapım aşamasındaki masraflarla ilgili olarak vekil tayin ettiği babası ...'e elden inşaat masrafları için parça parça toplam 40.000,00 TL ödemede bulunduğunu, dava konusu arsanın üzerine müvekkili davalının da katkıları ile dört katlı, 8 daire ve 1 adet dükkandan oluşan bina yapıldığını, binanın 2017 yılında bittiğini, bina bittiğinde tarafların karşılıklı hesap gördüklerini, buna göre inşaat yapılırken müvekkilinin ödediği 40.000,00 TL mahsup edildikten sonra ödemesi gereken miktarın 118.000,00 TL olduğunu, müvekkilinin inşaatla ilgili olarak toplam 158.000,00 TL ödemede bulunduğunu, belirtilen nedenlerle haksız ve hukuki dayanaktan yoksun davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesi yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında özetle; davalı tarafından ...Sulh Hukuk Mahkemesinin 2021/1800 Esas sayılı dosyası ile derdest ortaklığın giderilmesi davası bulunduğu, davacının dava açmakta hukuki yararının bulunduğu, muhdesatın aidiyeti davalarında yapılan ekonomik yardım ve desteklerin bir önemi bulunmamakla birlikte, muhdesatın aidiyetinin tespitinde önem arz eden hususun, muhdesatın kim tarafından, kime ait olmak üzere, bir başka deyişle kimin adına ve hesabına yaptırıldığının tespitinin önem arz ettiğini, bu tespitin yapılabilmesi için mahallinde keşif yapılarak taraf tanıklarının dinlendiğini, dinlenen davacı tanıklarından ...'nın bilgisinin, davacılardan olan duyuma dayalı olduğu ve muhdesatın yapımına ilişkin bilgi sahibi olmadığı, davacı tanıklarından ...'in tanıkların yüzleştirilmesi aşamasında çelişkili beyanlarının bulunduğu, davacı tanıklarından olan ... ve davalı tanıklarının anlatımlarının ise bütünlük oluşturduğu, tanıkların anlatımlarından sadece bir dairenin davacı adına yapılacağı yönünde değil, tüm yapının üç kardeş adına yapıldığının anlaşıldığını, bu nedenle davacıların, muhdesatın sadece iki kardeş adına yapıldığı iddiasını ispatlayamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davacılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; Mahkemece verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, davalı tanıkları anlatımlarının gerçek dışı olduğunu, davalının hiçbir şekilde inşaatın yapım masraflarına katkıda bulunmadığını, davalının inşaat masrafları için toplamda 158.000,00 TL ödediği iddiasının da gerçek dışı olduğunu, davalının bütün bu ödemelere ilişkin olarak sadece 51.214,00 TL'lik bir dekont sunduğunu, sunulan bu dekontun da davalının müvekkile yönelik şahsi bir alacağına ilişkin ödeme olduğunu, müvekkili ...'in 20.12.2022 tarihli keşif tutanağına geçen beyanlarında da bu durumu açıkça beyan ettiğini, ödemenin inşaat yapımıyla bir ilgisi bulunmadığını, dekont açıklamasında da inşaata ilişkin olduğuna dair bir bilgi olmadığını, tanık ...'nın beyan ettiği üzere, yapının ilk yapılmaya başladığı zamandan, tamamlandığı zamana kadar müvekkil davacılar tarafından kendi adlarına ve kendi kullanımlarına yaptırıldığını, davalının iyi niyetten uzak iddia ve talepleri ile masrafına katılmadığı taşınmazdan pay alma çabasında olduğunu, belirttiği nedenlerle kararın kaldırılmasını talep etmiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesi yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında özetle; tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları delillere, hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, vakıa mahkemesi hakiminin dosyadaki delillerle çelişmeyen tespit ve değerlendirmesine ve uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kurallarına göre, Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 355 inci maddesi uyarınca istinaf sebepleriyle sınırlı olarak ve re'sen kamu düzeni yönünden yapılan inceleme sonucu, İlk Derece Mahkemesinin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı kanaatine varıldığından; davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacılar vekili temyiz dilekçesinde özetle; 1. Bölge Adliye Mahkemesi kararının gerekçesiz olduğunu, 2. İlk Derece Mahkemesince tanık beyanları eksik ve yanlış değerlendirilerek karar verildiğini, gerekçede belirtilen tanık Rafet ile davalı tanıklarının beyanlarının bütünlük oluşturduğu şeklindeki gerekçenin yanlış olduğunu, mahkemece tarafların sosyal ve ekonomik durumlarının araştırılmadığını, 3. Dava konusu taşınmazın davalılarca yapıldığının tanık beyanları ile sabit olduğunu, 4. Ortaklığın giderilmesi davasının 10.08.2021 tarihinde açıldığını, davalıya ait arsa bedelini davacının eşi Orhan’ın hesabına 30.07.2021 ve 03.08.2021 tarihlerinde 50.000,00’şer bin TL olmak üzere toplam 100.000,00 TL olarak gönderdiklerini, dolayısıyla tanık Orhan’ın ortaklığın giderilmesi davası açıldıktan sonra ödeme gönderildi iddiasının yersiz olduğunu, 5. Binanın kaba inşaatının 2008 yılında bittiğini, ancak davalının hiçbir şekilde binaya yerleşmemesinin, kendisinin ortak olmamasından kaynaklandığını, 6. Tüm inşaat işlerinin davacılardan ... tarafından takip edildiğini, 7. Mahkemece hatalı bilirkişi raporuna dayanılarak karar verildiği bu nedenle yargılama giderleri ve vekalet ücretinin fazla hesaplandığı gerekçeleriyle kararın bozulmasını talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, muhdesat aidiyetinin tespiti istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 1. Bir şeye malik olan kimse, o şeyin bütünleyici parçalarına da malik olur (4721 s.lı TMK 684/1 m). Arazi üzerindeki mülkiyet, kullanılmasında yarar olduğu ölçüde, üstündeki hava ve altındaki arz katmanlarını kapsar. Bu mülkiyet kapsamına, yasal sınırlamalar saklı kalmak üzere kalıcı yapılar, bitkiler ve kaynaklar da girer (TMK 718 m) 22.12.1995 tarih ve 1/3 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararında da vurgulandığı gibi eşya hukukunda, muhdesattan, bir arazi üzerinde kalıcı yapı ve tesisler ile bağ ve bahçe şeklinde dikilen ağaçları anlamak gerekir. Muhdesat, şahsi bir hak olup (TMK 722, 724, 729 m.ler), sahibine arazi mülkiyetinden ayrı bağımsız bir mülkiyet veya sınırlı bir ayni hak bahşetmez. Taşınmaz üzerindeki kalıcı yapı, ağaç gibi bütünleyici parça niteliğindeki muhdesatların taşınmazın arzından ayrı bir mülkiyetinin varlığından söz edilemez. Açıklanan bu ilke ve esaslara göre, kural olarak muhdesatın arz malikinden başkasına aidiyetinin tespiti istenemez. 2. Tespit davası, kendine özgü davalardan olup dava sonucunda istihsal edilecek ilamın icra ve infaz kabiliyeti bulunmamaktadır. Bunun doğal sonucu olarak da bu davaların uygulama alanı sınırlıdır. Bilindiği üzere, tespit davalarının görülebilmesi için güncel hukuki yararın bulunması (6100 s.lı HMK 106/2 m) ve dava sonuçlanıncaya kadar da güncelliğini kaybetmemesi gerekir. Tespit davaları eda davalarının öncüsüdür, bu nedenle eda davası açılmasının mümkün olduğu hallerde, tespitdavası açılmasında hukuki yararın bulunmadığı kabul edilmektedir. Hukuki yararın bulunması dava şartı olup, yargılamanın her aşamasında taraflarca ileri sürülebileceği gibi, hakim tarafından da re'sen gözetilir. Hukuki yararın bulunmadığının tespiti halinde davanın, dava şartı yokluğu gerekçesiyle usulden reddine karar verilmelidir (HMK 114/1-h, 115 m.) 3. Öğretide ve Yargıtay'ın devamlılık gösteren uygulamalarında, taşınmaz hakkında derdest ortaklığın giderilmesi davasının, kentsel dönüşüm uygulamasının ya da kamulaştırma işleminin bulunması gibi istisnai durumlarda muhdesatın tespiti davasının açılmasında güncel hukuki yararın bulunduğu kabul edilmektedir. 4. Ayrıca 6100 sayılı Kanun’un 266 ve devamı maddeleri uyarınca, çözümü özel ve teknik bilgiyi gerektiren hallerde hâkim bilirkişinin oy ve görüşünün alınmasına karar verir. Bilirkişi raporunu hazırlarken raporun dayanağı olan somut ve özel nedenleri bilimsel verilere uygun olarak göstermek zorundadır. Bilirkişi raporu, Yargıtay denetimine elverişli olacak şekilde bilgi ve belgelere dayanan gerekçe ihtiva etmelidir. Ancak, bu şekilde hazırlanmış raporun denetimi mümkün olup, hükme dayanak yapılabileceğinin gözden uzak tutulmaması gerekir. 3. Değerlendirme 1. Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı halinde mümkündür. 2. Kural olarak; muhdesatın tespiti davalarında, dava konusu (müddeabih), dava tarihi itibariyle hesaplanan ve davalıların payına isabet eden muhdesat değeri (zemin bedeli hariç) olup; yargılama sonucunda hüküm altına alınacak nispi karar ve ilam harcının, yargılama giderlerinin ve taraflar yararına takdir edilecek vekalet ücretlerinin iş bu müddeabih esas alınarak hesaplanması gerekir. 3. Somut olayda; davacılar vekili, tarafların pay sahibi oldukları 15 No.lu parsel üzerindeki mevcut binanın davacılar tarafından meydana getirildiğini ileri sürerek muhdesat talebinde bulunmuştur. Hükme esas alınan bilirkişi raporunda, parselin arz (zemin) değeri ve üzerinde bulunan bina değeri ayrı hesaplanmadan bir bütün olarak hesaplanmış, mahkemece iş bu rapora göre hüküm kurulmuştur. Mahkemece yukarıda belirtilen ilkeler doğrultusunda, dava tarihi itibariyle parselin zemin değeri ile muhdesat olduğu iddia edilen bina değerinin ayrı ayrı hesaplanıp bina değeri üzerinden, eksik harcın tamamlanması ve bu değer üzerinden yargılama giderleri ile vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken, hatalı düzenlenen bilirkişi raporu dikkate alınarak davacılar aleyhine fazla yargılama gideri ve vekalet ücretine hükmedilmesi doğru görülmemiştir. 4. Bu itibarla; davacılar vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, yukarıda (3) No.lu bentte açıklanan sebeple hükmün bozulmasına karar verilmiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeple; 1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, 2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine, Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 28.11.2024 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.