Yargıtay · 7. Hukuk Dairesi
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi 2024/1095 E. 2024/2218 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 7. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2024/1095
- Karar No
- 2024/2218
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi KARAR : Davanın reddi Taraflar arasında görülen inanç sözleşmesine dayalı tapu iptal ve tescil davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Yargıtay (Kapatılan) 14. Hukuk Dairesince Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir. Mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın reddine karar verilmiştir. Karar davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili, muris ...’in 06.10.2010 tarihinde öldüğünü, murisin gelini olan davalıyla 03.11.1992 tarihli adi yazılı teminat sözleşmesi imzaladığını, davalıdan 5.000 Mark borç aldığını, bu paraya teminat olarak 492 ada 10 No'lu gayrimenkulü verdiğini ve taraflar arasında inanç sözleşmesi yapıldığını, davalıdan borç alınan 5.000 Markın kendisine ödendiği halde teminat olarak verilen gayrimenkulü bugüne kadar iade etmediğini ileri sürerek, davalı ...'in adına kayıtlı taşınmazın tapu kaydının iptali ile Bayram mirasçıları adına tapuya tescilini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde, sözleşmenin ve temlikin yapıldığı 03.11.1992 tarihinden 21 yıl sonra dava açıldığını, inançlı temlik işlemlerinin 10 yıllık zamanaşımına tabi olduğunu, açılan davanın hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, dava dilekçesine ekli sözleşme aslının davacılarda bulunmadığını, sözleşmenin 1992 yılında çift nüsha olarak yapıldığını, davalı ve eşinin dava konusu evin parasını tamamen ödeyerek 2. sureti de muristen aldıklarını, ortada bir borç söz konusu olmadığını, sözleşmede belirtilen 5.000 DM'nin de davalıya ödenmediğini, inançlı işlemin kişiye sıkı sıkıya bağlı bir hak olduğunu ve miras yoluyla mirasçılara geçmeyeceğini, yine davacıların Konya 2. Asliye Hukuk Mahkemesinde 2013/59 Esas sayılı davada mirasın hükmen reddini talep ettiklerini belirterek, davanın reddini savunmuştur. III. MAHKEME KARARI: Mahkemenin 28.01.2021 tarihli ve 2019/9 Esas, 2021/39 Karar sayılı kararıyla davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmiştir. IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Bozma Kararı 1. Mahkemenin 28.01.2021 tarihli kararına karşı süresi içinde davacılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur. 2. Yargıtay (Kapatılan) 14. Hukuk Dairesi 27.04.2021 tarih ve 2021/1296 Esas, 2021/3089 Karar sayılı ilamında; "her ne kadar zamanaşımı süresinin dolduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş ise de; zamanaşımı süresinin başlaması için öncelikle inanç ilişkisinin sona ermesi veya alacağın muaccel hale gelmesi gerektiğinden, eldeki davada olduğu gibi inanç sözleşmesinin sona ermesinin üzerinden 10 yıl geçmediği anlaşıldığından mahkeme kararının doğru olduğunu söyleyebilme imkanı bulunmadığı... mahkemece, davacılar vekiline davacıların murisi ...'in davada yer almayan mirasçılarının davaya muvafakatlarının sağlanması, yahut terekeye temsilci tayin ettirmek üzere davacılara süre verilmesi, ondan sonra işin esası hakkında karar verilmesi doğru görülmediği..." gerekçesiyle hüküm bozulmuştur. B.Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar Mahkeme yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında, dinlenen tanık beyanlarından, murisin davalı ...'den borç para aldığı, ancak bu paranın davalıya geri ödenmediğinin anlaşıldığı, dolayısıyla tapunun devrini isteme hakkının henüz doğmadığı, öncelikle murisin borcunun ifa edilmesi gerektiği, borç ödendikten sonra karşı edimin talep edilebileceği, yemin teklifinde bulunulmaması sebebiyle borcun ödendiğine dair iddiaların mevcut delillerle ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacılar vekili temyiz dilekçesinde özetle; aleyhlerine hisse üzerinden olması gerekirken taşınmazın tamamının değeri üzerinden vekalet ücretine hükmedildiğini, 5.000 Mark'ın TL karşılığı ödemenin yapılabilmesi için taraflarına süre verilmediğini, mirasın reddi davası nedeniyle murisin mirasçıları olarak sadece müvekkillerinin kaldığını ileri sürerek, kararın bozulmasını istemiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, inanç sözleşmesine dayalı tapu iptal ve tescil istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 428 inci maddesi, 438 inci maddesinin yedi, sekiz ve dokuzuncu fıkraları ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrası, 05.02.1947 tarihli ve 20/6 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı. 3. Değerlendirme Bilindiği üzere, bozmaya uyulmakla usuli kazanılmış hak doğar ve mahkemece bozma ilamı gereğince işlem yapma zorunluluğu doğar ne varki; Yargıtay (Kapatılan) 14. Hukuk Dairesinin 27.04.2021 tarih ve 2021/1296 Esas, 2021/3089 Karar sayılı ilamında; "...mahkemece, davacılar vekiline davacıların murisi ...'in davada yer almayan mirasçılarının davaya muvafakatlarının sağlanması, yahut terekeye temsilci tayin ettirmek üzere davacılara süre verilmesi, ondan sonra işin esası hakkında karar verilmesi doğru görülmediği..." ifadelerine yer verilerek hüküm bozulmuştur. Bozmadan sonra davacı vekili tarafından verilen 15.12.2021 tarihli dilekçe ile muris ...'in müvekkili dışındaki mirasçılarının davaya dahil edilmesine karar verilmesini talep edilmiş ve ..., ...ve ... davaya dahil edilmiştir. Davacının 15.12.2021 tarihli dilekçesiyle davaya dahil edilmesi talep edilen ... ve ...(...) 23.03.2022 tarihli dilekçeleriyle; davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Bu kapsamda; muris ...'in mirasçılarının davaya muvafakatları sağlanamadığından TMK.'nın 640 ıncı maddesi gereğince terekeye temsilci tayini sağlanarak tayin edilecek temsilci vasıtasıyla yargılamaya devam olunması gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş ve kararın bozulmasını gerektirmiştir. Kabule göre de; 06.10.2020 tarihinde ölen muris ... ile gelini ... arasında 03.11.1992 tarihli adi yazılı teminat sözleşmesi imzalandığı, sözleşmenin içeriğine göre; murise ait 2172 ada 5 parsel sayılı taşınmaz hissesinin (283/945), 5.000 Mark borç karşılığında tapuda davalıya devredildiği, borç ödendiğinde taşınmaz hissesinin murise geri verileceğinin öngörüldüğü anlaşıldığından, mahkemenin taraflar arasında inanç sözleşmesi bulunduğuna yönelik tespitinde bir isabetsizlik bulunmamaktadır. Ancak, davacılar vekili temyiz dilekçesinde; borcun ödendiğine dair iddiaların mevcut delillerle ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verildiğini, 5.000 Mark'ın ödenmesi için taraflarına süre verilmediğini ileri sürmüştür. Taraflar arasında inanç sözleşmesi bulunduğuna göre; dava açarak ifayı öneren davacının TBK.nın 97 nci maddesi gereğince kendi edimini ifa yolu ile karşı edimi isteme hakkı bulunduğu gözetildiğinde, sözleşmede belirtilen 5.000 DM bedeli depo etmesi için süre ve imkan verilerek sonucuna uygun bir karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçeyle davanın reddi hatalı olmuştur. Dava konusu 2172 ada 5 parsel sayılı taşınmazda davalı hissesi (283/945) olduğundan, davacılar aleyhine taşınmazdaki pay üzerinden vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken taşınmazın tamamının değeri üzerinden vekalet ücretine hükmedilmesi de doğru görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Mahkeme kararının BOZULMASINA, Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine, Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine, Kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 25.04.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.