Yargıtay · 7. Hukuk Dairesi

Yargıtay 7. Hukuk Dairesi 2023/5129 E. 2024/256 K.

Konu: El Atmanın Önlenmesi, Kâl Ve Ecrimisil

Mahkeme
Yargıtay
Daire
7. Hukuk Dairesi
Esas No
2023/5129
Karar No
2024/256
Karar Tarihi
Konu
El Atmanın Önlenmesi, Kâl Ve Ecrimisil

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2021/357 E., 2023/55 K. KARAR : Davanın reddine Taraflar arasındaki el atmanın önlenmesi, kâl ve ecrimisil davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Yargıtay 8. Hukuk Dairesince Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir. Mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kısmen kabul, kısmen reddine karar verilmiştir. Mahkeme kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacılar vekili; davacıların davaya konu 553 ada 4 ve 553 ada 13 parsel sayılı taşınmazların malikinin mirasçıları olduğunu, davalının davaya konu taşınmazlardaki bina ve dükkanların semerelerinden faydalandığını ileri sürerek davaya konu taşınmazlara davalının el atmasının önlenmesine, el atılan kısımların kâl’ine ve fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 12.000,00 TL ecrimisilin davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı, davaya cevap vermemiştir. III. MAHKEME KARARI Mahkemece yapılan yargılama sonucunda, davanın reddine karar verilmiştir. IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Bozma Kararı 1. Mahkeme kararına karşı süresi içinde davacılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur. 2. Yargıtay 1. Hukuk Dairesince: “…öncelikle davada ileri sürülen isteklerden el atmanın önlenmesi ve yıkım istekleri ile ilgili olarak keşfen saptanan ya da saptanacak dava değeri üzerinden peşin harcın alınması, bu zorunluluk yerine getirildiği takdirde davaya devam edilmesi gerekirken, anılan husus gözardı edilerek işin esası bakımından hüküm kurulmasının doğru olmadığı…” gerekçesiyle karar bozulmuştur. Mahkemece bozma kararına uyularak yapılan yargılama sonunda; davacıların tapu maliki ... mirasçısı olduklarına dair veraset ilamını dosyaya sunamadıkları, davalı taraf mirasçılık ilişkisini kabul ettiğinden bu hususun uyuşmazlık konusu olarak görülmediği fakat intifadan men koşulunun oluşmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, karara karşı davacılar vekili tarafından temyiz başvurusunda bulunulmuştur. Yargıtay 8. Hukuk Dairesince: “…davaya konu 553 ada 4 parselde kayıtlı, arsa vasıflı taşınmaz ile 553 ada 13 parselde kayıtlı arsa vasıflı taşınmazların dava dışı ... isimli kişi adına kayıtlı olduğu, davacılar vekili tarafından davacıların tapu malikinin mirasçıları olduğunun savunulduğu, fakat mirasçılıklarını gösteren veraset ilamının dosyaya sunulamadığı, davalı tarafça sunulan veraset ilamına göre tapu malikinin 29.06.1987 tarihinde vefat ettiği, geriye dava dışı eşi Sacide Yavuzel, ve çocukları ... ..., davalı ... ve dava dışı ... isimli kişileri mirasçı olarak bıraktığı, davalı vekilinin 03.06.2014 havale tarihli dilekçesinde, davacıların tapu malikinin mirasçıları olduğunun kabul edildiği, 09.04.2014 tarihinde yapılan keşif sonrasında düzenlenen 10.05.2014 tarihli inşaat bilirkişi raporuna göre dava konusu parseller ile dava dışı 12 ve 5 parselleri kapsayacak şekilde bu dört parsel üzerine inşa edilmiş 3 katlı binanın yer aldığı, binanın zemin katının dükkan, üst katlarda ise her katta iki daire olmak üzere toplam 4 dairenin bulunduğu, binanın 5 ve 12 parsel üzerindeki kısmı için verilen ruhsat projesinin isim hanesinde davalı ...’in isminin yer aldığı, davaya konu parsellerin üzerindeki kısmı için verilen ruhsat projesinin isim hanesinde ise dava konusu parsellerin tapu maliki ...’in isminin yer aldığı, 1 inci kattaki dairelerin birinin davacı, diğerinin davalı tarafından, 2 nci kattaki dairenin ise yine davalı tarafından kullanıldığının belirtildiği, fakat davacının kullanımındaki dairenin binanın hangi parseller üzerindeki kısmında kaldığının gösterilmediği, bu nedenle davacının davaya konu parsellerde kullandığı ya da kullanabileceği bir yer olup olmadığının yeterince araştırılmadığı, Mahkemece öncelikle tapu maliki ...’in güncel veraset ilamı dosyaya getirtilerek, yukarıda değinilen ilkeleri kapsar biçimde araştırma ve inceleme yapılması, yerinde uzman bilirkişiler aracılığıyla yeniden keşif yapılarak,tüm paydaşları bağlayan fiili kullanma biçiminin oluşup oluşmadığının, oluşmuş ise kimin nereyi kullandığının belirlenip krokiye yansıtılması, fiili kullanma biçimi oluşmamışsa davacının payına karşılık davaya konu taşınmazda kullandığı veya kullanabileceği yer bulunup bulunmadığının kuşkuya yer bırakmayacak şekilde saptanarak varılacak sonuç çerçevesinde bir karar verilmesi gerekirken eksik soruşturmayla yetinilerek davanın reddine karar verilmesinin doğru görülmediği…” gerekçesiyle karar bozulmuştur. B. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar Mahkemenin 02.02.2023 tarihli ve 2021/357 E., 2023/55 K. sayılı kararıyla; davacılardan ...'ın dava konusu taşınmazlardan 553 ada 13 parsel sayılı taşınmazın 1 inci katını mesken olarak kullanması, davacı ...'ın payına karşılık kullandığı bir alan olması nedeniyle davacının tüm talepleri yönünden davasının reddine, dava konusu taşınmazlarda paydaş olan diğer davacılar olan ..., ... ve ...'in ise el atmanın önlenmesi ve kâl talepleri bakımından; dava konusu taşınmazlarda kullandıkları bir yer olmadığı gibi kullanabilecekleri bir yer de olmadığı ve davalının TMK'nın 692/1 inci maddesi gözetilerek arsa niteliğindeki taşınmaza bina yapılmak suretiyle niteliğinin değiştirildiği gerekçesiyle bu talepleri bakımından davanın kabulüne, davacılar ..., ... ve ... açısından ecrimisil taleplerinin ise; davacıların, davalı ... kullandığı daireden yaralanma isteklerinin davalıya bildirildiği yani intifadan men olgusu ispatlanamadığından yine ...'in kullandığı mesken niteliğindeki dairenin de davalının tasarrufunda olmadığından buna ilişkin ecrimisil talepleri dışlanarak davalının kira geliri elde ettiği 2 dükkan ve oğlu dava dışı ... 'in kullanımına sunduğu daireler açısından kabulüne, 19.853,00 TL ecrimisil bedelinden davacılar ..., ... ve ...'in 13/144 miras payları oranında her biri açısından 1.792,88 TL'nin davalıdan alınarak davacılara verilmesine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; kâl talebinde bulunulan binada tarafların elbirliğiyle malik olduklarını, taşınmazın yapı kayıt belgesinin alındığını, imar barışından faydalanılarak sorunun taksim ya da paydaşlığın giderilmesi yoluyla çözülmesi gerektiğini, müvekkilinin kullanımının men edilmediğini, verilen kesin süreden sonra ıslah yapıldığı için ıslahın geçersiz olduğunu, taşınmazın tüm değeri olan 267.034,00 TL’den ıslah yapıldığını halbuki davacıların payının 1/3 olduğunu ve 89.011,33 TL’den ıslah yapılması gerektiğini, bilirkişi raporunda binanın kâlinin mümkün olmadığının tespit edildiğini belirterek kararın bozulmasını istemiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, paydaşlar arası el atmanın önlenmesi, kâl ve ecrimisil istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 1. Paylı mülkiyette taşınmazdan yararlanamayan paydaş, engel olan öteki paydaş veya paydaşlardan payına vaki el atmanın önlenilmesini her zaman isteyebilir. Hatta elbirliği mülkiyetinde dahi paydaşlardan biri öteki paydaşların olurlarını almadan veya miras şirketine temsilci atanmadan tek başına ortak taşınmazdan yararlanmasına engel olan ortaklar aleyhine el atmanın önlenilmesi davası açabilir. Ancak, o paydaşın, payına karşılık çekişmesiz olarak kullandığı veya kullanabileceği bir kısım yer varsa açacağı el atmanın önlenilmesi davasının dinlenme olanağı yoktur. Yerleşmiş Yargıtay içtihatlarına ve aynı doğrultudaki bilimsel görüşlere göre payından az yer kullandığını ileri süren paydaşın sorununu el atmanın önlenilmesi davası ile değil, kesin sonuç getiren taksim veya ortaklığın satış yoluyla giderilmesi davası açmak suretiyle çözümlemesi gerekmektedir. 2. Gerek öğretide ve gerekse yargısal uygulamalarda ifade edildiği üzere ecrimisil, diğer bir deyişle haksız işgal tazminatı, hak sahibinin, hak sahibi olmayan kötüniyetli zilyetten isteyebileceği bir tazminat olup, 08.03.1950 tarihli ve 22/4 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında; fuzuli işgalin tarafların karşılıklı birbirine uygun iradeleri ile kurduğu kira sözleşmesine benzetilemeyeceği, niteliği itibarı ile haksız bir eylem sayılması gerektiği, haksız işgal nedeniyle oluşan zararın tazmin edilmesi gerekeceği vurgulanmıştır. Ecrimisil, haksız işgal nedeniyle tazminat olarak nitelendirilen özel bir zarar giderim biçimi olması nedeniyle, en azı kira geliri karşılığı zarardır. Bu nedenle, haksız işgalden doğan normal kullanma sonucu eskime şeklinde oluşan olumlu zarar ile kullanmadan kaynaklanan olumlu zarar ve malik ya da zilyedin yoksun kaldığı fayda (olumsuz zarar) ecrimisilin kapsamını belirler. Haksız işgal, haksız eylem niteliğindedir (YHGK'nın 25.02.2004 tarihli ve 2004/1-120-96 sayılı Kararı). 3. 25.05.1938 tarih ve 29/10 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı ve Yargıtayın aynı yoldaki yerleşmiş içtihatları uyarınca ecrimisil davaları beş yıllık zamanaşımına tabi olup bu beş yıllık süre dava tarihinden geriye doğru işlemeye başlar. 4. Hemen belirtelim ki, ecrimisil hesabı uzmanlık gerektiren bir husus olup, taşınmazın niteliğine uygun bilirkişi marifetiyle keşif ve inceleme yapılarak ve taleple bağlı kalınarak haksız işgal tazminatı miktarı belirlenmelidir. Alınan bilirkişi raporu, somut bilgi ve belgeye dayanmalı, tarafların ve hakimin denetimine açık olmalı ve değerlendirmenin gerekçelerinin bilimsel verilere uygun şekilde HMK'nın 266 vd. maddelerine uygun olarak açıklanması gereklidir. 5. Bu nedenle, özellikle tarım arazilerin haksız kullanımı nedeniyle ürün esasına göre talep varsa, bu konudaki resmi veriler getirtilmeli, taşınmazın bulunduğu bölgede ekilen tarım ürünlerinin neler olduğu tarım il veya ilçe müdürlüğünden sorulmalı, ekildiği bildirilen ürünlerin ecrimisil talep edilen yıllara göre birim fiyatları ve dekara verim değerleri, hal müdürlüğünden ilgili dönem için birim fiyatlar getirtilmeli, bölgede münavebeli ekim yapılıp yapılmadığı, taşınmazın nadasa bırakılıp bırakılmadığı tespit edilmelidir. 3. Değerlendirme 1. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davalı vekilinin aşağıdaki paragraflar kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. 2. Dosyadaki bilirkişi raporlarının ekinde yer alan kroki ve resimlerden de anlaşıldığı üzere, dava konusu binanın, tarafların murisi adına kayıtlı olan 4 ve 13 parsel sayılı taşınmazlarla, davalı adına kayıtlı olan 5 ve 12 parsel sayılı taşınmazlar üzerinde inşa edilmiş olup, her bir parsele düşen yapının diğerlerinden ayrılması mümkün olmadığı, davalı tarafın talep konusu 4 ve 13 parsel sayılı taşınmazlarda da paydaş olduğu gözetildiğinde infazı mümkün olmadığından yıkıma ilişkin talebin reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesis edilmiş olması doğru görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1. Yukarıda (1) numaralı paragrafta açıklanan nedenlerle davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının REDDİNE, 2. (2) No.lu paragraflarda açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine, Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine, Kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 17.01.2024 tarihinde oybirliği ile karar verildi.

Atıf: Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2023/5129, K. 2024/256, T. 17.01.2024, www.arakarar.com/karar/yargitay-7-hukuk-dairesi-2023-5129-e-2024-256-k-d6ae6927b816