Yargıtay · 7. Hukuk Dairesi

Yargıtay 7. Hukuk Dairesi 2023/5087 E. 2024/5590 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
7. Hukuk Dairesi
Esas No
2023/5087
Karar No
2024/5590
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/1016 E., 2023/1428 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 11. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2019/23 E., 2021/572 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından duruşma istemli temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 10.12.2024 tarihinde duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir. Belli edilen günde davacı vekili Avukat ... geldi. Karşı taraf adına gelen olmadı. Açık duruşmaya başlandı. Gelenin sözlü açıklaması dinlenildikten sonra açık duruşmanın bittiği bildirildi. İşin karara bağlanması için Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlenerek dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacının 112 ada 2 parsel sayılı taşınmazın maliki olduğunu, müvekkilinin inşaat yapmak için paraya ihtiyaç duyduğunu, para ihtiyacını karşılamak için dava dışı ...'dan yardım istediğini,...un faizle para veren dava dışı ... ile davacıyı tanıştırdığını, davacı ile ...ın 8.000.000,00 TL olarak 18 ay sonra geri ödemek ve davacının taşınmazında ...ın sekreteri olduğu söylenen davalı lehine 8.000.000,00 TL'lik ipotek tesis etmek kaydıyla 6.000.000,00 TL'nin davacıya verilmesi hususunda anlaştığını, 112 ada 2 parsel sayılı taşınmazda davalı lehine 18.08.2017 tarihinde 8.000.000,00 TL meblağlı ipotek tesis edildiğini, davalının işlem sırasında 16.08.2017 tarihli vekâletname ile ... tarafından temsil edildiğini, ipotek tesis edildiği gün ...ın kardeşi dava dışı Kenan'ın davacıya 500.000,00 TL 'yi elden verdiğini, kalan 5.500.000,00 TL'nin banka havalesi ile gönderileceğinin söylendiğini ancak bugüne kadar ödeme yapılmadığını, ipoteğin fek edilmediğini, adı geçenler hakkında tefecilik ve dolandırıcılık suçlarından suç duyurusunda bulunduğunu, müvekkili ile davalı arasında hiç bir ticari faaliyet bulunmadığını, davalının davacıya 8.000.000,00 TL borç verecek ekonomik gücü bulunmadığını, davacının aldığı 500.000,00 TL'yi geri vermeye hazır olduğunu, karşı tarafın almaktan imtina ettiğini, müvekkilinin hileli davranışlar ile dolandırıldığını iddia ederek davacının davalıya borçlu olmadığının tespitine, ipoteğin kaldırılmasına ve davacıya ödenen 500.000.00 TL'nin iadesi için tevdi mahalli tayinine karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; ipotek bedelinin tamamının davacıya nakden ödendiğini, davacının iddiasını ipoteğe eş değerde belge ile ispatlaması gerektiğini, davacı borcu ödemeyince icra takibine geçildiğini, davacının delilleri arasında yer alan ... imzalı yazılı belgenin yasal dayanağının bulunmadığını,...a zorla imzalatıldığından suç duyurusunda bulunulduğunu, müvekkilinin dava dışı ...'a verdiği vekâletnamenin süreli olup 17.08.2017 - 21.08.2017 tarihleri arasında geçerli olduğunu, vekâletnamenin süresinin dolmasından sonra davacının iddialarını tekrar eder nitelikte yazılı belge vermesinin geçersiz olduğunu, davacının 38 yıldır ticaret ile iştigal ettiğini, basiretli tacir olduğunu, iddialarının yersiz olduğunu, tanık dinlenmesine muvafakatinin bulunmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında; "tarafların iddia ve savunmaları, savcılık dosyaları, tapu kaydı, ipotek akdi, tanık beyanları, keşif, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre dava konusu ipoteğin, kesin borç (karz) ipoteği olduğu, tapu kayıt maliki borçlunun bir borç ikrarında bulunduğunun kabul edildiği, bu borç ikrarında, akit tablosunun ipoteğin hukuki dayanağını oluşturduğu, ipotek akit tablosuna karşı ileri sürülen iddianın, resmi senede karşı yapılmış bir iddia olduğu, senede karşı iddianın aksinin, aynı güçte yazılı delille kanıtlanması gerektiği (Yargıtay 14. Hukuk Dairesi 2015/11091 Esas 2015/10770 Karar), buna göre davacının iddiasının tanık beyanları ile ispatı mümkün olmadığı, davacı tarafından sözleşmenin sahteliği nedeniyle geçersiz olduğuna ilişkin herhangi bir iddianın da ileri sürülmediği, davacı vekilinin delilleri arasında yer alan yemin delilinin hatırlatıldığı ve bu hususta beyanda bulunmak üzere kesin süre verildiği, davacının yemin delilinin kullanılacağına dair herhangi bir beyanda bulunmadığı, davanın içeriğine ve dava konusunun resmi senede dayanmasına göre davacının iddiasını mevcut deliller ile ispat edemediği" gerekçesiyle davanın reddine karar vermiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili ve davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, davalı vekilinin ihtiyati tedbire yönelik istinaf başvurusunun kabulüne, davanın reddine, 2004 sayılı İcra İflas Kanununun 72/4. hükmü gereğince İlk Derece Mahkemesince verilen ihtiyati tedbir kararının kaldırılmasına karar vermiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde; 1. Dava konusu ipoteğin 3. kişinin alacağını temin etmek için tesis edildiğinden kaldırılması gerektiğini, 2. İpoteğin şahsiliği ilkesi gereğince ipotek lehtarının temel ilişkide alacaklı kişi olması gerektiğini, 3. Davalının davacıya ödünç para vermediğinin ve alacaklı olmadığının açık olduğunu, 4. Karz ilişkisinin varlığını alacaklı tarafın senet ile ispat etmesi gerektiğini, 5. Kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu belirtmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Dava, menfi tespit ve ipoteğin kaldırılması istemine ilişkindir. Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanunun 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olduğu, davacı vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanunun 370/1 hükmü fıkrası uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, Yargıtay duruşma vekâlet ücreti takdirine yer olmadığına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 10.12.2024 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2023/5087, K. 2024/5590, T. 10.12.2024, www.arakarar.com/karar/yargitay-7-hukuk-dairesi-2023-5087-e-2024-5590-k-ca6bcc518bb7